Bugün, 27 Şubat 2021 Cumartesi

Nazmi KILIÇ


ZORLU BİR SÜREÇ ( 4 )

ZORLU BİR SÜREÇ ( 4 )


Canlı derslerin şimdiye kadar gözlemlediğimiz kadarıyla tam anlamıyla verimli olduğu söylenemez. Öğrencilerin çoğunluğu telefon veya tabletlerden derslere girebiliyorlar. Bilgisayarlardan bağlanan öğrenciler nispeten biraz daha avantajlılar. Azınlıkta olan öğrenciler hariç birçoğu uygun olmayan ortamlarda ders dinlemek ve derse katılmak zorundalar. Kendine ait özel odası ve ders dinleme ortamı olan öğrencileri bu avantajlı gruba dahil edebiliriz. Bütün aile bireylerinin olduğu, hatta televizyonların bile açık olduğu bir ortamda öğrenci derse ne kadar konsantre olabilir ki.

Burada devletin altyapıyı oluşturması, öğretmenin ekran karşısında öğrencisine bir şeyler vermeye çalışması güme gidiyor. Her ne kadar devlet adına görevimizi yapmanın sorumluluğu ile kamera karşısında üstümüze düşeni yapmaya çalış sakta karşı tarafa müdahalemizi mümkün olmadığı veya sınırlı olduğu bir durum söz konusu. Öğrencimizin derse katılması ve karşımızda olabilmesi bizi mutlu ediyor o kadar. Ben bu kültürün daha fazla sürmemesi dileği ile yüz yüze eğitim ortamının oluşacağı günleri şahsen sabırsızlıkla bekliyorum. Mesleğin otuz yedinci yılını çalışan bir öğretmen olarak o gün mesleğe yeni başlamış bir öğretmen gibi mutlu olacağımı hissediyorum.

         Hiç aklımıza hayalimize gelmeyecek şekil ve şartlarda öğrencilerimize faydalı olmaya çalışıyoruz. Karşımızda bazı öğrencimizin ve velilerimizin çaresizliğini görüyoruz. Kiminin telefonu var interneti yok. Kiminin interneti var cihazı yok. Ya birkaç öğrencisi olan veli için ne söylemeli. Ayrı ayrı cihaz, ayrı ayrı oda veya ortamı nerede bulacak. Bunu hisseden öğretmen ne yapabilir, kimseye ne söyleyebilir. Bazı durumlarda öğrenci de, velide ve bunlarla birlikte öğretmende çaresiz kalmaktadır. Yine de bütün olumsuzluklara karşı iyi mesafe kat ettik. Canlı ders boyunca öğrencilerimizle alakadar olup velilerimizin nefes almasını sağladık. En azından uzaktan eğitimle velilerimize ve öğrencilerimize rehberlik yapma ve onlara moral motivasyon sağlama sorumluluğumuzu ortaya koyduk.

Bu zorlu süreçte şu gerçeği daha net olarak gördük. Hiçbir sistem, hiçbir cihaz öğretmenin yerini tutamaz, tutamadı da. Bunu biz söylüyorduk ta kimse bize hak verip duymuyordu. Veliler öğretmenliğin önemini bu dönemde gayet iyi anladılar. Evlerinde yalnız kendi çocuğunun öğretimini sağlayamadığı gibi öğretmenlerin birçok çocukla sınıfta nasıl baş ettiğini düşünme şansını yakaladılar. Öğretmenliğin ne kadar özverili olduğunu, hiçbir zamanda haklarının ödenemeyeceğini bizzat kendileri söylediler. Öğretmenlerin hakkını takdir ettiler.

Gel gör ki salgını bahane eden bir takım çevreler, gözünü öğretmenlerin maaşına dikti. Bir takım işgüzar kesim “Bu salgın döneminde öğretmenler ders ücretlerini alamayacaklarını hesaba katarak hayatlarını planlamalıdırlar” ifadesini kullandı. Bunun ardından öğretmen maaşlarının getirdiği yük tartışma konusu oldu. Bunu öğretmenlere ders ücreti ödenip ödenemeyeceği formülü tartışıldı. Bunun sonucunda öğretmenlere Eylül ayında ders ücretleri cüzi miktarda veya hiç verilmedi. Salgının faturasından nasibini olumsuz yönde alan kesim öğretmenler oldu. Sonunda uzun tartışmalar sonucunda öğretmenlerin özlük haklarının korunması mücadelesi sonucunda bazı kayıplarla birlikte ödenmesi uygun görüldü.

Elbette öğretmenlerin ücretleriyle ilgili söylemler bu zorlu süreçte moral motivasyonu düşürmekle birlikte öğretmeni itibarsızlaştırma çabaları hiç hız kesmedi. Pandemi sebebiyle okulların kapanmasını fırsat bilen birtakım işgüzarlar türedi ve öğretmenleri meslek onuruyla bağdaşmayan işleri yaması için görevlendirme cüretini buldular. Öğretmenliğin anlamını ve önemini anlayamayan bu işgüzarlar isteği dışında verilen görevleri yapmaya zorladılar ve yaptırdılar. Elbette öğretmenler devletine ve milletine sadakati gereği kendi sağlıklarını tehlikeye atarak verilen görevleri yaptılar. Bu esnada pandemiye yakalananlar ve kurtulamayarak hayatını kaybeden meslektaşlarımız oldu. Onları gösterdikleri fedakârlıklarından dolayı rahmet ve minnetle anıyoruz. Kendilerine rahmet, yakınlarına ve sevdiklerine sabırlar diliyoruz. ( DEVAMI GELECEK HAFTAYA )