“Bu Külliyenin inşaatında, taş yontanların susuzluktan çatlamış dudaklarına bir damla su ile bizim de hizmetimiz geçsin, yontulan taşlara bir damla alın terimiz düşsün, istemiştik.”
“Ya öyle mi? Bunca erkeğin arasında bir kadın…”
“Siz hep kardeş belletmediniz mi Üstadım, kadın-erkek birbirimizi?”
“Darende'den buraya onca yolu kiminle kat ettin, evlat?”
“Babamla gelmiştik ama…!” dedi ve bir anda yaşla dolan gözlerini ayakucuna düşürdü Balım Sultan. Uzun kirpiklerinin ucundan iki damla süzülüp döküldü taşların üstüne.
“Niçin sustun evlat? Nedir o gözünden taşlara düşen öz yaşının nedeni?”
“Babam, birkaç gün önce şu duvardan yuvarlanan bir taşın altında ezildi ve Hakk'a yürüdü. Babamı ve o anları hatırladım Efendim!”
Balım Sultan'dan bin kat daha fazla üzülmüştü Üstat.
“Ölüm bu… Nerede, nasıl geleceği belli olmaz. Rabbim, sizin ömrünüzü uzun etsin, kızım!” dedi. Öfkeyle taş yontma sorumlusu Abidin'e seslendi:
“Abidin, bire Abidin! Birkaç gün önce babası vefat eden bir kızı nasıl çalıştırırsınız? Bilmez misiniz, Bektaşilik töresini?”
“Babası vefat ederken bizlere vasiyet etmişti, Üstadım!”
“Kem küm etmeden söyle Abidin! Nedir babasının vasiyeti?”
'Bu eserin inşaatında çalışıp hizmet etmek bana nasip olmadı. Kızım Balım Sultan, gücü yettiğince çalışsın, hizmetini geçirsin,' demişti.”
Çekicini bıraktı ve avuçlarını semaya açtı Üstat;
“Rabbim, sen ne büyüksün! Beni böyle inançlı, böyle çalışkan, böyle dürüst bir halkın çırağı, kalfası ve sanatkârıyla buluşturdun! Bundan özge şükür mü olur?”
Abidin:
“Gücünüzü çok harcıyorsunuz Üstadım! Divanda sizin için hazırladığım soğuk ayrandan içip biraz uzanıp dinlenseniz ve asıl işinizi yapsanız, bizler daha mutlu oluruz.”
Üstat:
“Ben, çekiç sallarken mutlu oluyorum Abidin can! Çekiç salladıkça dinleniyor ve daha güçlü oluyorum!” dedi, başını kaldırıp dağlara doğru baktı. “Şu dağların ne hayali, ne düşü vardır bilir misin, Abidin?”
“Üstadımız bilir, Efendim!”
“Bir an önce külliye bitirilince Allah'ın inançlı kullarıyla bir olup huşu içre cem meclisinde zikir solumaktır onların en büyük hayali. Ellerimiz, bu taşlara öyle bir ruh ve şekil vermeli ki dünya durdukça bu esere bakanlar, baktıkça hayran kalmalı ve ruhlarının Yaratan'a yüceldiğini idrak etmeli!”
“Ağzınızdan çıkan bir kelime dikkatimi çekti Üstadım!
“Söyle Abidin, nedir o kelime?”
“Taşların inançlı kullarla birlikte nefeslendiğini söylediniz?