Bugün, 31 Ağustos 2025 Pazar

B.Rahmi ÖZEN


YA OL YA ÖL FİLİSTİNLİ'M

YA OL YA ÖL FİLİSTİNLİ'M


Bülbül ki; bir damlacık yüreğiyle sessizliği bozmaya çabalar yuvası bozulurken. 
Bülbül ki, gülşeni ateşe verilmiş gibi hançeresini çatlatır, yavrularından ayrılırken. 
Bülbül ki; avaz avaz çığlık koparır, vatanından koparılırken. 
Ve şimdi, bütün âlem; yüreğine kâinatı yüklenip bülbülün kan kırmızısı çığlığını dinliyor. 
Öylesine ahenkli, öylesine mistik ve doyumsuz bir avaz Gazzeli bülbüllerinki… 
Bir damlacık göğüsten ve minicik bir gagadan bu kadar gür bir ses, hey Rabbim!
Duymuyor musun, bülbülün çıldıran çığlığı, boşluğun duvarından geri yansıyor, hey insan kardeşim! 
Her şeyin kulağı; suya, ota, ağaca, toprağa, gökyüzünün enginliğine sızmış garipler garibi bülbülün yükselen hüznünü dinlerken kulağını sen de ver insan kardeşim! 
Kurşunlardan, bombalardan, yangınlardan ve yıkımlardan arta kalan tek ses, onun sesi, ey elleri böğründe duran adam! 
Doğum kanıyla ölüm kanının birbirine karıştığı Filistin topraklarında,  mankurtların soğuk nefesinden çekinmeyen bir tek bu bülbül, kalmış. Onu sana örnek kılmış Rabbim, duymaz mısın o sesi?!
Eğer böyle ellerin böğründe beklersen yakında bülbülü de susturur; uçan ateşler. 
Gün gelir özgürlüğün sınır tanımaz sonsuzluğunda senin de kanatlarını kırarlar, insan kardeşim!
Kara bir yılan gibi Filistin'in yüreğine çöreklenen Yahudi zulmü, durmaksızın ölüm kusuyor.  Dem böyle bir dem, kin böyle bir kin, kan böyle bir kan ve zaman böyle bin zaman… 
Bu demde Filistin toprakları, çağın açık hapishanesine dönüşmüş. 
Nice bir zamanda, nice bir alın teriyle kurulmuş paha biçilmez bir medeniyet, Yahudi eliyle talana uğruyor. Güneşe hasret bir karanlık, bütün tortusuyla Filistin topraklarında neşvünema arıyor, ey insan kardeşim! 
Ve sen, ey Filistinli kardeşim; gülü çalınan mahzun bülbül, nasıl gagasında taşıdığı bir damla su ile savaşlardan yorulmuş topraklarında mankurtun ateşini söndürmeye çalışırsa; sen de toprağına sarıl ve bir daha irkil! 
Sıtmaya tutulmuş delimserik poyraz, sessizliği bozan bülbüle saygısından nefesini tutup, edeble dinleme demini seçerken, sen de bülbülü örnek al ve kıyamını hazırla, Filistinli kardeşim! 
Bak, dağları aşan bu acı çığlıklara hürmetinden; Nil nehri, inleyen uğultusuna mola veriyor.  Fırat da öyle, Dicle de… İnsanlık âlemini utandırmak için belki dünyanın bütün nehirleri. Irmakları…
Dem, kıyamını bekliyor, hey insanlık âlemi! Haydi irkil!
Sen de toprağın ve kutlu değerlerin uğrunda ya ol, ya öl, hey Filistinli kardeşim!
Geceyle birlikte bulanık suların ardı sıra yorgun argın yürüyen sen, bülbülün yırtılan avazını kendine örnek belle! Bakalım, dünya ne güne dek sağır kalacak bu vahşete, bu dehşete…
Sana reva görülen vahşet ve dehşet karşısında gözleri körelmiş ve hakikatin karşısında her gün biraz daha cüceleşen devlerden medet bekleme, Filistinli kardeşim!
Onlar, senin feryadını duymazlar. Zira kulakları sağır, yürekleri nasırdır onların.
Budur sana hitabım! 
  Ve Akif'in hitabıyla sesleniyorum sana:
Âlemde ziya yoksa halk etmelisin halk
Ey elleri böğründe yatan adam, kalk!

  'Ey dipdiri meyyit, iki el bir baş içindir
Davransana; eller de senin, baş da senindir.'