Bugün, 31 Ağustos 2025 Pazar

B.Rahmi ÖZEN


BAHAR YORGUNU MUYDUN

BAHAR YORGUNU MUYDUN


 Ayakların, Samsun ile Çatalarmut arasında yürürken yolları, tükenişin kahkahalarına basıyordu değil mi? Kayıyordu ayağının altındaki toprak değil mi?
Kara duvarlardan açılan delikler geçiyordu böğürtlen çileği gözlerinin önünden değil mi? 
Yürüyecek bir gün yüreğine bengisular! Küllenen toprağında yeşerecek umutların. Duyuyorum yüreğinin sızılarını sen uzakta olsan da. Umutsuzluk tonunda ve rengi hasret kırmızısına çalıyor sevdalarının. Yeşerecektir orada özlediğin fidanlar. Mırıldanmayacak dudakların gayri hüzzam şarkılarını.
Ergenliğinin yüreğine vuruşuydu belki de kendini gizleyiş nedenin. Belki de sen, ne çocuktun ne ede ergen. Arada kalmışlığındı seni gizleten. 
Bu yersiz, yurtsuzluk, bu zorunlu yalnızlığındı. Bedenin, yetişkin olmanı istemişti belki senden. Bilirim menekşem, ergenin derdi; kendini yeniden yaratmaktır toplum önünde. Eski bağları koparmanın, yeni bağlar oluşturmanın güçlülüğü içindesin, bilirim. 
Beğenilerin vardır, üzüntülerin, kaygıların ve kahırların vardır, gülüm! Hepsinden önde ideallerin...  Seni anlamak için bahara bakmak gerek.  Çiçeklere... 
Çatalarmut Köyündeki evinizin önündeki erik ağacına. Ergenin gözleri bahar olup erik dallarına asılır menekşem! Bahar kokar ergende, bahar uyanır her sabah.  Tohumu yarıp güneşe doğru baş kaldıran filizler de senin kadar nazik ve senin kadar isyankârdır, bilirim. 
 Senin çağında aşk dolar loş odalara, telefon tellerine, defter sayfalarına, kitap aralarına.  
Seninkinde hüzün! Nevruz kadar şen, bir kelebek öpüşü kısalığında sevdaların tutkunudur yaşıtların. Sen tatmadın! Kendini anlama çabasındayken boşlukla mı tanıştın güzelim!?
Garibin sesini kim duyar gülüm? Kim duyar yoksulun çığlığını? İnce fısıltıları duyar da kulaklar, duymaz gariplerin çığlığını! Ölseniz bile üç gün sonra duyarlar.
Yunus'un mısralarındaki garip miydiniz, söyle goncam, o gece siz!?
'Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar,
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin.'