Bugün, 31 Ağustos 2025 Pazar

Seyfi GÜNAÇTI


Bardak deyip geçmeyin

Bardak deyip geçmeyin


Bir akrabamızda misafirlikteyiz. Sabah kahvaltısı için masaya oturduk. Evin hanımı sordu;
“Enişte! Büyük bardak mı küçük bardak mı olsun?”
“Kahvaltı yapacaksak büyük bardak olsun” dedim.
“Bazıları kahvaltıda bile küçük bardak istiyor da” diye açıklama yaptı.
Bardak deyip geçmeyin, onun da çeşitleri var.
Büyüğü var, küçüğü var. İnce bellisi var, desenlisi var.
Su bardağı var, kahvaltı bardağı var. Ayran bardağı var, meşrubat bardağı var. 
Pipetli bardak var, plastik bardak var.
“İçki bardağı da var” diyeceksiniz ama o, bizim kullanım alanımıza girmiyor.
Bizim hanım Tireboluludur. Testiye 'bardak' demiş Tirebolulular. İlk duyduğumda şaşırmıştım, sonra alıştım. Bardağa yoğurt mayalayıp Tirebolu pazarına satmaya götürüyorlarmış. 
Fincan da bardak sınıfına girer mi? Giriyorsa bir cümle ile ona da değinelim.
“Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” sözünü bir sanatçı şarkısına uyarlamış:
“Bir fincan kahve olsam/ Kırk yıl hatırım vardı,
Ömrümü ben sana verdim/ Dönüp baksan ne vardı!” 
1970'lerin en çok çalınan-söylenen şarkısıydı bu. İstanbul'da hangi dolmuşa binsem, yolculuğun bir bölümünde mutlaka duyardım.
Peki, bir bardak çayın hiç hatırı yok mudur?
Bir günde arkadaşlarınıza kaç kahve ısmarladınız ya da size bir gün içinde kaç kahve söyleyen oldu? 1 mi, 2 mi, yoksa hiç mi? Ama hemen her gün 1-2 çay içer yahut size 1-2 çay söyleyen olur. Öyleyse ben bir bardak çayın da hatırını sayarım.
Bir şehirlerarası seyahatte kaptan çay molası verdi. Her zaman içmem ama o gün çay içme isteğim geldi. Bir çay söyledim. Sonra hesabı ödedim. Listede çay 2.50 lira yazıyor, garson benden 4.00 TL almış. “Listede çay 2.50 lira ama sen benden 4.00 TL kesmişsin” dedim. “O, normal bardak fiyatı. Sana büyük bardak verdik” dedi. İyi de kardeşim ben senden çay istedim. Büyük bardak istesem ayrıca belirtirim. Anlayış meselesi ya da müşteriyi oyuna getirmek!
Görüyorsunuz; bazen çay isterken bile bardağın şeklini belirtmeniz gerekiyor.
Çay evlerindeki bardaklar küçüldü, çay fiyatları arttı. On yıl, yirmi yıl önceki çay bardakları elimizde olsa da bugünkülerle kıyaslayabilsek. Bugün 200 gram ekmek 4.00 TL. Acaba çay bardaklarına da bir standart getirilemez mi?
Bardaklar çeşitli olduğu gibi bardağa bakış açısı da çeşitlidir. Kimler bardağa nasıl bakıyor, baktığı bardağı nasıl görüyor?
Optimist : “Bardak dolu.”
Pesimist : “Bardak boş.”
Nihilist  : “Bardak yok.”
Emperyalist : “Bu bardak benim olmalı.”
Sadist  : “Bardağı alın oradan; kırarım yoksa.”
Narsist  : “Bardağın güzelliğine bak; aynı ben.”
Anarşist : “Bardağı bize vermezseniz onu bir daha göremezsiniz.”
Komünist : “Bardağı yoldaşlarla birlikte kullanalım.”
Senarist : “Kadın yavaşça bardağı eline aldı ve narin dudaklarına götürdü.”
Feminist : “Bir kere 'ince belli bardak' ne demek? Kaldırın bu ifadeyi sözlükten.” 
Militarist  : “Metal bardağı tercih ederim. Cam bardak hemen kırılır.”
Şovenist : “Bu bardak kesin bizim imalâtımız. Kimse bizim gibi yapamaz.”
Oportünist : “Bardağın şekli güzel. Bir fotoğrafını çekeyim, lazım olur.”
Fütürist  : “Sen bu bardakları asıl yüz yıl sonra gör. Bak nasıl olacak?”
Bakış açısı işte; ne diyelim.