Bugün, 30 Ağustos 2025 Cumartesi

Seyfi GÜNAÇTI


Beslenme çantası

Beslenme çantası


İlkokula giderken beslenme çantanızda neler vardı?

Bu sorum daha çok yaşı 60’ın üstünde olanlaradır.

Benim çantamda ders kitaplarım, defterim ve kurşun kalemim olurdu.

Silgiyi cebime atardım; varsa tabii. Herkesin silgisi olmazdı. Bazen sınıftaki arkadaşlarımızdan silgi ihtiyacımızı giderirdik. Silgimiz olduğunda onu iki parmakla tutulmaz olana kadar kullanırdık.

Çantamda ve çoğumuzun çantasında ayrıca ikiye katlanmış mısır ekmeği ve çökelek olurdu. Kitaplarla aynı çantaya konulan ekmek, kitaplara zarar vermez miydi? Kitabı yağlandırmaz mıydı?

Mısır ekmeğinde yağ ne arasın? O, pasta börek değil ki!

Annemiz yine de tedbir alıyordur. O zamanlar plastik poşetler yoktu. Mısır ekmeğini temiz bir beze mi sarardık yoksa gazeteye mi?

Tam “hatırlamıyorum” diyecektim ki son anda aklıma geldi. Şimdiki mendillerin iki katından büyük mendiller olurdu, ekmeğimizi ona sarardık. Büyüklerimiz o mendillere ‘ya’lık’ derlerdi. Mendilin yağ ile ne alâkası vardı, bilmiyorum. Zaten söylerken ‘ğ’ harfini çıkarmazlar, ‘a’yı biraz uzatarak ‘ya’lık’ diye telaffuz ederlerdi.

Keşke o zamanlar not tutma alışkanlığımız olsaydı. Onun acısını çekmiş olmalıyım ki, Selim Bey’in sözünü ettiği müfettiş toplantısında öğretmen arkadaşlara önlerine birer kâğıt, ellerine birer kalem almalarını tavsiye etmişim.

Sanırım anlaşılmıştır; bizim, kitaplarımızı koyduğumuz yün ipliğinden dokunmuş çantamızdan başka bir beslenme çantamız yoktu.

Öğretim tam gündü ve öğle yemeğini okulda yiyorduk. Yemek dedimse, az önce belirttiğim gibi mısır ekmeği ve çökelekten ibaretti nevalemiz.

Beslenebiliyor muyduk?

Bunun tam cevabını veremem ama yine de bugünlere geldik işte.

Mısır ekmeği kuru, çökelek katı! Susuz gitmez. O günlerde öyle kutularda meyve suyu filan yok. Olsa da her gün alacak paramız yok. Zaten paramız olsa 25 kuruşa çeyrek buğday ekmeği alır, katık filan istemezdik. Nadiren böyle yaptığımız da oluyordu. Okula 12 dakika mesafede köyde fırın vardı. Buğday ekmeği bizim için bugünkü pasta, poğaça hükmündeydi.

Evden de ayran getirecek halimiz yok. Bugünkü pet şişeler olsa düşünürdük herhalde.

Bir ara süt tozundan yapılmış süt verdiler. Süt mü kokuyordu, bizim bardağımız mı, bilmem; ben o sütü zoraki içiyor veya yarısını döküyordum.

Mısır ekmeğinin arasında tereyağı olanlar şanslıydı. Arada çantamıza bir küçük elma atılmışsa biz de kendimizi şanslı sayardık. Evi okula yakın olan arkadaşlara imrenirdik. Onlar öğle yemeklerini evlerinde yiyebiliyorlardı.

İşte biz böyle bir neslin temsilcileriyiz.

Bu konu nereden aklıma geldi?

Öğretim yılının başladığı günlerde (20.09.2022) beslenme çantası, Fox Tv.’nin sabah haberlerine konu oldu. Sunucu, okul kantinlerinin pahalılığından söz ettikten sonra bir beslenme çantasında neler olması gerektiğini saydı. 1 kutu süt, 1 poğaça, 1 elma, 1 adet domates, 1 adet yumurta, fındık-ceviz gibi kuru yemişler… Benim not alamadıklarım da var. Mübarek, beslenme çantası değil açık büfe kahvaltı listesi.

Sunucu bayan tek tek hesapladı. Tam 38.50 TL tutmuş.

Bu kadar malzemeyi çocuğa yük etmektense; pahalı demesin, kantinden yesin daha iyi. Bazılarından feragat eder, daha da hesaplı bir kahvaltı olur.

Bunları söylerken ‘beslenme çantası olmasın’ demiyorum. Sağlıklı nesiller için sağlıklı beslenme şart. Mümkün olsa da çocukları daha iyi beslesek.

Teknoloji gelişti. Hayat şartları kolaylaştı. İmkânlar bollaştı. Haliyle insanların beslenme yöntemlerinde de değişme ve gelişme olacaktır. Ancak konuyu abartmamak gerekir. Ne buyrulmuş?

“İşlerin en hayırlısı, orta yolu tutmaktır.” (Buhari, İman: 129, Beyhakî)