Bugün, 31 Ağustos 2025 Pazar

Seyfi GÜNAÇTI


Biz nereye geldik?

Biz nereye geldik?


*Telefonda “Nasılsın, nerelerdesin?” soruma bir yakınımın verdiği cevap;

“Ben şu anda Erzincan’dayım. Torunumun doğum günü vardı. 2-3 gün buradayım.”

Görüştüğüm kişi Ankara’da oturuyordu. Anladık, insan elbette torununun doğum gününe katılır. Lâkin bir doğum günü için Ankara’dan Erzincan’a kadar gitmek nasıl bir şey? Doğum gününe bu kadar önem niye?

Kutlamaya bir sözümüz yok. Yakındaysa gidersin. Uzaktaysa telefon eder kutlarsın. Hayırlı ve huzurlu bir ömür dileğinde bulunursun. Yakınımdan yukarıdaki cevabı alınca, “Acaba doğum günleri başka değerlerin yerine mi konuluyor?” diye bir düşünce geçti aklımdan.

*Sosyal medyada, üyesi olduğum grupta bir video paylaşmışlar.

Bir üniversite öğrencisi Kâbe maketinin üzerine Atatürk’ün fotoğrafını yerleştirmiş. Fotoğrafı ellerine alıp bir grup arkadaşı ile görüntüyü sosyal medyada paylaşmışlar. Yüzlerinde, önemli bir iş yapmış olmanın sevinci var! Fotoğrafın altında da tepki gösteren yorumlar var.

Acaba niyetleri ne? Böyle yapmakta bizim anlamadığımız bir yüce amaç mı var!

Bu kız ve kızlar acaba hiç ‘Değerler Eğitimi’ almadılar mı? Kızların yaşları 20-22’den fazla görünmüyor. Yani lisede okuyalı çok olmamış. Benim bildiğim hayli zamandır okullarda değerler eğitimi veriliyor.

Kaldı ki bu neslin öğrenim çağının çok öncesinden ilkokul, ortaokul ve liselerde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi mecburi. Öyleyse o derslerde bu kızlara ne verildi? Ya da bu kızlar ne aldı?

Hadi diyelim bu derslerin hiç birini almadılar, okullarda ‘değerler’ diye bir kavram duymadılar. Bunların aileleri de mi olmadı? Ailede böyle bir konu geçmedi mi? Hayatlarının herhangi bir döneminde evlerinde saygıdan, edepten, değerlerden söz edilmedi mi?

Aile toplumun temelidir. İlk eğitimin ve terbiyenin alındığı yerdir. Çocuk aileden aldığını hayat boyu unutmaz diye biliyorum.

Biz nereye geldik?

*Bir watsap grubunda paylaşılan bir başka video:

Antalya’nın Serik ilçesinin bir lisesinde öğrencinin biri Kuran-ı Kerim’i havaya atıyor. Bir diğer öğrenci de, futbolda kornerden gelen topu karşılar gibi havadan aşağı inmekte olan KK’e (affedersiniz) tekmeyi vuruyor. Öğrencilerin sevinç sesleri duyuluyor. Bir öğrenci de olanları kayda alıyor.

Bunlar gayrı Müslim bir ülkede meydana gelse milletçe tepki gösteriyoruz. Halbuki burası Müslüman bir ülke. “TC, lâik bir devlettir” hükmü bu gerçeği değiştirmez. Öyleyse, “Bu ülke insanının % 95’i Müslümandır” hükmü nerede kalıyor? Bunları yapanlar yoksa % 5’lik dilim içindekiler mi?

Öyle bile olsa toplumun diğer fertlerine, içinde yaşadığın toplumun değerlerine saygılı olmak, insan olmanın gereği değil mi?

Bu konuda rakam veren herkesin “Türkiye insanının % 98’i Müslüman’dır” dediği bir zamanda ben bu ülkenin Müslüman oranını % 90 olarak ifade etmenin doğru olacağını söylüyordum. Acaba oranı daha aşağılara çekmek mi gerekiyor?

Biz nereye geldik? Burası neresi? Geldiğimiz yerin adını söyler misiniz?

Bir kavram oluşturuldu; Z kuşağı.

“Vur abalıya” misali her olumsuzluğu Z kuşağına yüklemeye başladık.

Z kuşağını suçlamakla sorumluluktan kurtulamayız. Z Kuşağı gökten zembille inmedi. Onlar bizim evlatlarımız. Bu toplumun bir ferdi. Eğer bu nesilde bir olumsuzluk varsa bunda aileden okula, televizyondan sosyal medyaya kadar herkesin sorumluluğu var.

Kaldı ki bir fikir adamımız, “Z Kuşağı bir uydurmadır. Toplumda ikilik çıkarmak, gençlerimizi bizden uzaklaştırmak için ortaya atılmış bir kavramdır” diyor. Haksız da sayılmaz.

Bayrak Şairi Arif Nihat Asya, “Bize bir nazar oldu, Cumamız Pazar oldu / Ne olduysa hep bize, azar azar oldu” derken haklıymış.

Birliğimizi bozmak için oynanan oyunlara karşı dikkatli olalım.