Zeki ORDU

Tarih: 24.03.2025 14:56

BÜYÜKANAMDAN SABIR DERSİ

Facebook Twitter Linked-in

 Okur-yazar olmayan büyükanam, anamın anası yani. Her ne kadar günümüzde “anneanne ve babaanne) diye söyleniyorsa da biz eskiden ikisine de “büyükana” derdik. Tıpkı dedelerimize “dede” dediğimiz gibi…
 İşte o büyükanalardan anamın anası olanı bana bazen efsaneler anlatırdı. Birisi şöyleydi:
Fakir bir genç kendisinden statü farkı olan bir kıza sevdalanır. Ancak durumu izah etmek zordur kız tarafına. Delikanlının eziyet çekmesine-niye çekiyorsa- dayanamayan anası tutar kız evinin yolunu. Anlatır meramını bir bir.
Öyle ya “Davul bile dengi dengine çalınır” demiş atalarımız. Tabii bu “denklik” her zaman işlemez. 
Kız tarafı dinler kadını. Ancak kibar davranır. Bir şart ileri sürer. Şart şudur: Delikanlı saz çalıp söylerken kızın hırkasının bütün düğmelerini açılmasını ister.
Hiç olacak şey mi? Sen saz çalacaksın, karşıdakinin düğmeleri çözülecek!
Kadın meyus bir vaziyette eve döner. Durumu can paresine açıklar. Delikanlı kabul der. Yer ve tarih kararlaştırılır. Herkes orya gelir. Saz çalma süresi akşam oluncaya kadardır. Akşam oldu mu verilen süre tamamlanmış olur. Vakit sınırlıdır bir bakıma.
Delikanlı başlar çalıp söylemeye. Aradan kısa bir zaman geçer ilk düğme açılır. Delikanlı daha bir şevkle vurur sazın teline. Derken sökün eder düğmeler. Herkes şaşkın. Kız sevinçlidir nedense. Kız tarafından ise baba sakindir yalnızca. Gözler düğmede, kulaklar sazda, yürekler sözde…
Son düğmeye geldiğinde akşama iki saate yakın zaman vardır. Ancak düğme bir türlü açılmaz. Delikanlı teller arasında sanki kaybolur. Sözleri teller söylüyor gibidir. Zaman yaklaşır. Güneş batmaya yakın. O da ne? Son düğmede bir hareket başlar. Herkes bir oh çekmeye hazırlanırken aynı anda ilk düğme yeniden kapanmasın mı? Sonra diğer düğmeler…
Akşam olmuş tekrar başa dönülmüştür. Ve süre dolar. Herkes evine gider.
Büyükanam burada susar. Ben sorarım. Sonra:
“Sabır” der büyükanam.
Bir gün sonra delikanlı memleketi terk eder. Ben, “Daha kavuşamadılar mı yani” derim.  Büyükanam “sabır” der yine.
Dayanamam. “Ne yapacaktı yani” derim. Büyükanam yine “sabır” der. Sonu gelmez sabırlar karşısında sabrım tükenir. “İyi bir hikâye değildi” derim. Okur-yazar olmayan büyükanam “iyi hikâyeydi” der. İlave eder. “Aşkı o kadarmış. Bütün düğmeleri açamadı. Sonra kalıp tekrar denemedi. Alıp başını gitti. Eğer sabretseydi başarırdı” gibi laflar eder.
Sonra “Akıbetleri ne oldu?” dedim.
Yüzüme baktı. Sen beni dinlemedin galiba dedi. Bir lahavle çekti ve “sabır” dedi.
Büyükanam bunları öğreneceğine okuma yazma öğrenseydi daha iyiydi.
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —