Bugün, 30 Ağustos 2025 Cumartesi

Selim EROĞLU


ELİMİZDE KALEM, ÖNÜMÜZDE DEFTER…

ELİMİZDE KALEM, ÖNÜMÜZDE DEFTER…


Vefalı öğrencilerimiz Yarenler Grubu’nda paylaşmış. Orada gördüm. Tam okulun önünde, cümle kapısında toplu bir fotoğraf. Öğretmenler ve okulun ilk öğrencileri bir arada. Güzel ve nostaljik bir tablo.

Üste tabelalarda iki yazı göze çarpıyor. Terme Anadolu Lisesi ve Anafartalar İlköğretim Okulu. Şimdilerde Terme Anadolu Lisesi tabelası tarihe karışmış. Binamızın olmadığı, çok yer değiştirdiğimiz, “göçebe okul” damgası yediğimiz hasret dolu zamanlar. Anafartalar İlköğretim Okulu’yla aynı binayı paylaşıyoruz. Okulumuz henüz kendi binasına kavuşmamış ve Bülent Çavuşoğlu Anadolu Lisesi adını almamış. Güzel günlerdi.

Okulumuz ilk defa Bakanlık müfettişleri tarafından denetleniyordu. Müfettişler okulumuzu teftiş etmek için ta Ankara’dan gelmişlerdi. Üç kişiydiler. Gün görmüş, devlet umuru almış, insan sarrafı, kelli felli adamlardı. Vakur bir duruşları vardı. Her halleriyle muhataplarına hem güven hem de mesaj veriyorlardı.

Üç gün boyunca idareyi ve bütün öğretmenleri teftiş ettiler. Farklı bir metotları vardı. Derse girmiyorlardı. Daha ziyade evrak kontrolü yapıyorlar ve her öğretmenle ayrı ayrı huzurda görüşme yapıyorlardı. Sırası gelen öğretmeni, müdür odasına çağırıyorlar, bir takım garip sorular soruyorlardı.

Kaç yıllık öğretmensin? Nerelisin? Buralı mısın? Evli misin, bekâr mısın? Kaç yıllık evlisin? Çocuğun var mı? Kaç çocuğun var? Çocukların kaç yaşında ve ne yapıyorlar? Ev kendinin mi yoksa kirada mı oturuyorsun? Öğretmenliği seviyor musun? Sorduklarısorulardan bazılarıydı.

Huzurdan çıkanın morali bozuluyor, bu soruların benim öğretmenliğimle ne alakası var, diye söyleniyordı.

Sıra bana gelmişti. Anlatılanları dinlediğimden kendimce hazırlıklı gelmiştim. Kendimi tanıttım. Yaşı, yaş haddine gelmiş Baş Müfettiş :”Derslerin dışında öğrencilerle ne gibi sosyal faaliyet yapıyorsun hocam” diye sordu. Ben de her yıl bir piyes sahneye koyuyoruz. Bu yıl sahneye koyacağımız “Parasız Avukat” piyesinin bir afişini size hediye etmek istiyorum” diyerek afişi uzattım. Sinema afişi gibi kuşe kağıdı, büyük boy, afişi görünce müfettiş hayranlığından, “bütün bunlar bu ilçede, bu okulda mı oluyor” dedi. Evet deyince, ben bu afişi gittiğim her okulda göstereceğim” dedi ve başka da bir şey sormadı.

Burası önemli.

Teftişin sonunda, üçüncü gün bizimle değerlendirme toplantısı ve veda konuşması yapacaklarını söylediler. Garip bir teftişti ve ne diyeceklerini merak ediyorduk.

Bütün öğretmenler toplantı salonunda yerimizi aldık ve müfettişleri beklemeye başladık. Yine aramızda müzakere yapıyorduk. Müfettişlere nasıl davranalım da onları nasıl memnun edelim diye konuşuyorduk. Benim aklıma bir fikir geldi. İçimizde en tecrübelisi Seyfi Bey’di. Ne de olsa dört yıl bu ilçenin milli eğitim müdürlüğünü yapmıştı. Müfettişlerin dilinden hepimizden iyi anlardı. Kendisine müracaat ettik.

Seyfi Bey: “Arkadaşlar, müfettişler ciddiye alınmak isterler. Her konuştukları onaylansın ve her söyledikleri ciddiye alınsın isterler. Elimize birer defter ve birer kalem alalım. Müfettişlerin her söylediklerini ‘’tamam efendim’’ deyip not alalım. Göreceksiniz çok memnun kalacaktırlar” dedi.

Fikir oy birliğiyle kabul edildi.

Devlet erkânını karşılamaya hazır basın mensupları gibi beklemeye başladık. Tabi elimizde kalem, önümüzde defter.

Müfettişler içeri girip bizi böyle görünce, çok şaşırdılar. Biz memnun olmuşlar herhalde diye düşündük.

Yaş haddine gelmiş Baş Müfettiş: “Arkadaşlar, bu benim son teftişim. Yakında emekli olacağım. Biz sizlerle halleşmeye, dertleşmeye geldik. Öğretmenlerin ne gibi sorunları var, onları tespit etmeye geldik. Şunu unutmayın, kafası rahat olmayan, sorunları olan öğretmen verimli olamaz. Biz, dersten önce bunları halletmeliyiz. Size bu aklı kim verdi? Her konuştuğumuzu zapta geçirecekseniz ben nasıl rahat konuşabilirim? Kaldırın kalemi defteri rahat rahat sohbet edelim” demesin mi?

Hepimiz gayri ihtiyari fikir babası Seyfi Bey’e baktık. Seyfi Bey, toplantı, daha doğrusu sohbet sonrasında “ben müdürlüğü bırakalı müfettişler de değişmiş, kusura bakmayın arkadaşlar, hakkınızı helal edin, diyerek bizden helallik aldı.

Velhasıl iyi günlerdi. Nerde o eski teftişler?