Bugün, 31 Ağustos 2025 Pazar

B.Rahmi ÖZEN


ERDEMİN KULVARINDA YÜRÜMEK Çiçek özüdür erdem; süzülür yıldızlardan

ERDEMİN KULVARINDA YÜRÜMEK Çiçek özüdür erdem; süzülür yıldızlardan


 Bir barış güvercini havalanmalı yüreklerden. Cennetin kozasını örmeli bir ipek böceği. Ve bengisular gibi yürümeli aşk, yeryüzüne. Yürümeli, insanoğlunun ak duygulu yüreğine.
Kim kazanacak? 
Merhamet mi, katı cimrilik mi? 
Katı cimrilik kazanırsa yıkımın ve korkunun eli çekilir bir taze yürekten. 
Yücelmenin önündeki takozdur cimrilik. Erdemin yollarını tıkar. Ve ağır bir yüktür.  Kurşundan bir tasma gibidir; boyunlarda asılı. 
Hafifletmek için yüklerini; çıkarmalı erdem erleri boyunlardan o ağırlığı. Kırılmalı, ağır tasmalar. Kavuşmalı öz benlikler özgürlüğe. İnsan, taşıdığı ağırlığın iğretiliğini bir bilse, taşır mı çekilmez yükü boynunda? Ve bilse eğer,  cömertliğin karşılığında ona sunulacak yüce değerlerin, onu çıkaracağı makamın, makamların en yücesi olduğunu...
Denenmek için verilmedi mi, ona verilenler? 
Ve denenmek için verilmedi mi yoksullara verilmeyenler? 
O halde?
Seve seve veremiyorsa yanılgılar içindedir insan. Ekmeğini yoksulla, yetimle, gariple bölüşemiyorsa. Yanılgılar, kök salmıştır cimrilerin ve mülk tutsaklığında bulunanların beynine ve gövdeleşmiştir bedenlerinde. 
Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki; maddenin çılgınlığına teslim edilmiş Yaratıcı'nın taht kurduğu gönüller.  Gövdeleşip oturmuş insanın yüreğinde; mal hırsı. Tutsak edip almış elinden yüreğini. Bu yüzden hizmet edemiyor elleri, yeryüzü yoksullarına. Anlam veremiyor bu yüzden hayata, yaratılışa, doğaya... 
Ruhun hoyratlığıdır erdemlilik çeşmesinin musluklarını susuzlara kapamak. 
Avucunu yummamalı erdemin şeridinde yürümeyi denemek isteyenler. Yükselmek için doruklara; açmalı avucunu. Arıtmalı öz benliğini. Yükselen öz benliğin canı cıvıldaşır o zaman yüreğinde. Can sevinçliliğini yaşamak mertebelerin en yücesidir yoksulun gönül evinde. 
Tüketmez insan, insanın dünyasını. Tüketmek, yalnız bırakmaktır benliği. Ve vermek, erdemi doğurmaktır güneş gibi. Avucu yummak, maddenin altında ezilmektir. Vermekse ruhu temizlemektir kirlerden.  Kurtarmaktır, kurşun gibi ağır tasmalardan. 
Ruhun manasını doruklandıran, el sallayabilir devleşmiş görünen cücelere... 
Ne duruyorsun gayri? Heykelin dibindesin! Çöküşe boyun eğme! Doruklara bayrak açmak senin elinde, ey dost! Ver ve kurtul; gariplere.
Yitik ruhun tahtı değildir vermek. Açık avuçluların tahtıdır. Avucunu yumanlar; gökten ağan bereketli yağmurlara kapatır mahzenini. Kuru toprağa terk etmektir ektiği has tohumları. Tohumun çürüyüşü gibidir avuçların yumuluşu.  Barışa uzanan el yapar yüce ruhlu kişiler; yoksula açılan ellerini.  Barışa açılmayan el, hırsın ve kudurmuşluğun yerini alır. 
Ve yumuk ellerin tarlası yeşermez, erozyona uğramış toprak gibi ha bire çoraklaşır. 
'Her şeyi ben kazandım, her şey benim içindir.' diyen cimri, veren Allah'a kör bakar. 
Tükeniştir; yumukluk. İnsanlık onurunun görkemle dalgalanan burçtaki bayrağının yumuk ellerce gönderinden indirilmesidir. 
Kuru bir ırmak gibidir cimrinin yüreği. 
Yerdeki yoksulun onuruysa, varlıklı insanın yüce erdemine bağlıdır.
Yumuk elin ne gücü olabilir ki? 
Ölü eli gibi bir şeydir o el. 
Donuktur, kısırdır. 
Bereket, kurur yumuk ellerde. 
Yokluğa mahkûm olur bir sinek örneği.
Ve yedi uçmak kapıları kapalıdır cimriye. 
Malın, mülkün, paranın denenmek için verildiğini bilemez zavallıdır o. 
'Kutlu olsun cehennemin bile,' diyemezler erdemliler, yumuk avuçlu cimrilere.