Bugün, 31 Ağustos 2025 Pazar

Selim EROĞLU


GÖNÜLLERİN HOCASI ETHEM DOĞAN

GÖNÜLLERİN HOCASI ETHEM DOĞAN


Öğretmenler Günü münasebetiyle, bu mesleği severek yapan bir öğretmen olarak üzerimde büyük emeği olan çok sevdiğim bir öğretmenimden bahsetmek istiyorum.

Aslında onu Termeliler’e benim tanıtmama gerek yok. Termeli olan ve yolu Terme’den geçen herkes onu benden daha iyi tanır. Çünkü onun hayatı okulda olduğu kadar halkın arasında da geçmiştir.

Hocam ismiyle müsemmadır. Adaşı İbrahim Ethem gibi idealleri uğruna sevdiği birçok şeyi bırakarak hicret etmiştir. Kayısı diyarından gelerek ilçemize yerleşmiş ve bu şehrin şehremini olacak kadar halkın teveccühünü kazanabilmiştir.

Her öğretmen tahsilinin dışında biraz da kendini okutan öğretmenlerinin toplamıdır. Her öğretmen müspet ya da menfi öğretmenlerinden bir şeyler alır. Bir kişi iyiyse bilin ki iyi öğretmenlerin rahle-i tedrisinden geçmiştir.

Hocam, lise yıllarımda İngilizce ve Din Kültürü derslerimize geldi. Ben dahil bütün arkadaşlarım mensubu olmakla iftihar ettiğimiz yüce dinimizi onun sayesinde sevdik. Ona göre dinin temeli sevgiydi. Bize, hal ve hareketleriyle başta kendisini sevdirdi. Biz de kendisini sevince yüce dinimizi de haliyle sevmiş olduk.

Derse girdiği zaman tüm sınıfa olumlu bir enerji yayardı. Öğrenciler arasında ayırım yapamazdı. Kimseyi ötekileştirmez, herkese adil davranmaya çalışırdı. Bunu büyük ölçüde başarırdı.

Bağırıp çağırdığını, kızdığını, kaşlarını çattığını, bir kere bile olsun yüzünü ekşittiğini hiç hatırlamıyorum. Nasıl başarırdı bilmem ama daima tebessüm ederdi. İletişiminin temeli sevgiye dayanıyordu.

Sınıfta zaman zaman ‘’ pijamayla namaz kılınır mı, denize girmek orucu bozar mı…’’ tarzında ironik sorular sorulurdu. Bu tür sorulara bile suhuletle cevap verirdi.

Derslerinde not hiçbir zaman ön planda olmadı. Notu boldu. Notu tehdit olarak değil teşvik olarak kullanırdı.

Ders dışı konulara da çok büyük önem verirdi. Namaz surelerini ezberleyenlere ve beş vakit namazı kılanlara yüz tam puan verirdi. Bugün bizim nesil beş vakit namazını doğru dürüst kılabiliyorsa bunda hocamızın büyük emeği vardır. Bir nevi sadaka-i cariye sayılır.

Engin bir bilgi birikimine sahip olduğunu hissederdik. Mevzuyla alakalı çok güzel fıkra ve kıssa anlatırdı. Her mevzuyla alakalı bir fıkra ya da kıssa dağarcığında hazır bulunurdu. Bu metotla dersler aklımızda daha kalıcı hale gelirdi. Bu metodu benim de uyguladığım söylenir. Bilinsin ki temeli ta lise yıllarına, hocamın derslerine dayanır. Kitaplardan öğrenilecek bir usul değildir.

Ders boyunca kendisini büyük bir iştiyakla dinlerdik. Daha doğrusu kendisini dinletmesini bilirdi. Tatlı-sert bir otoritesi vardı. Kızmadan , bağırmadan, şiddet uygulamadan, tehdit dilini kullanmadan sevgiye ve bilgiye dayalı bir disiplin anlayışı vardı. İdeal olanı budur fakat zordur. Öğretmenlik sabır mesleğidir, canlı misali de hocamdır. Biz ondan bu zor olanı gördük, öğrendik ve en azından uygulama gayretinde olduk.

Öğretmenliği okul dışında da devam ederdi. Nerede görürse görsün her öğrencisine selam verir, selamını alırdı. Hal hatır sormayı biz ondan öğrendik.

Bir gün bana ‘’ öğretmenlik ak süt gibidir, onu lekelememek gerekir’’ demişti. Öğretmenlik mesleğinin itibarını korumaya çok büyük önem verirdi.

Bugünkü işini yeni açmıştı. Aynı zamanda öğretmenliğe devam ediyordu. Aradan fazla bir zaman geçmedi, emekli olduğunu duydum. Sebebini sorduğumda ‘’ ikisi bir arada gitmiyor, baktım itibarımdan olacağım, hemen emekli oldum…’’ demişti.

Müthiş bir hafızaya sahiptir. Dersine girdiği hiçbir öğrencisini unutmaz. Şimdi

nerede ve ne yaptığını bilir. Bir mecliste birinden bahsedilince ‘’ o benim öğrencimdi’’ demekten büyük haz duyar.

Kendi adıma söylemem gerekirse kendisinin bir öğrencisi olmaktan ben de büyük bir onur ve gurur duyuyorum.

Şahsım için: ‘’ Selim benim öğrencimdi’’ demesi kırk noter senedinden daha muteberdir.

Daha anlatacak çok şer var ama yer müsait değil.

Bu vesileyle hocan Ethem Doğan’a sağlıklı, hayırlı uzun ömürler diliyorum.

Saygılarımla…