Bugün, 31 Ağustos 2025 Pazar

Selim EROĞLU


HANÖNÜ'NDEYİZ

HANÖNÜ'NDEYİZ


  17 Temmuz Çarşamba günü arkadaşım İdris Amanvermez'den bir telefon aldım. Boyabat'ta bulunan dünürünün babası ölmüş, cenazeye gidiyormuş, kendisine  eşlik etmemi istedi. Müsaittim, kabul ettim. Yanımıza bir başka arkadaşımız Mehmet Azak'ı da alarak yola koyulduk.
   Cenaze, ikindide, ilçeye bağlı Oğlakçılar köyündeydi. Namaza 15 dakika kala camiye vardık. Cenaze yakınlarına taziyelerimizi ilettik. Namazı kıldık, cenazeyi defnettik ve dönüşe geçtik. Amacımız Boyabat'a uğrayıp aynı gün geri dönmekti.
   Anayola inince tabelada Hanönü 13 km yazıyordu. Arkadaşlara, buraya kadar gelmişken nasılsa yakınmış, bir ilçe daha görelim, dedim. Onlar da beni kırmadılar. Fikir birliği olunca Hanönü'ne yola koyulduk.
   Biraz da merak. Bu merak nereden geliyor diyeceksiniz. Gazetemizin seyyahı, yazar arkadaşımız Zeki Ordu, Hanönü'ne gitmiş ve köşesinde uzun uzadıya buradan  bahsetmişti. İşte merakım bu yüzden.
   Kısa bir zaman sonra Hanönü'ne ulaştık. İçinden geçen yoldan sonuna kadar gittikten sonra, Hanönü'ne ulaştık. Bir kahvenin önünde arabamızı park ettik. Kaldırımda bulunan boş bir masaya oturduk. Kendimize çay söyledik. Yan masadakilere selam verdik. Selamımızı usule uygun olarak aldılar. Yabancı olduğumuzu hem plakamızdan hem de tavrımızdan anladılar. Onların beyanına göre burası 2000 nüfuslu küçük bir ilçeymiş. Halkının çoğu gurbetçiymiş. Yazın gurbetçilerin gelmesiyle  ilçe nüfusu 5 bine kadar çıkıyormuş.
   Kahvenin bitişiğinde yeni yapılmış çok güzel bir cami var. Şaban-ı Veli Camii. Son teknolojiye göre yapılmış. Müştemilatı çok güzel. Orada iki rekat şükür namazı kılmak üzere kalkıyoruz. Sordum, çay üç lira, 20 lira veriyorum, üstünü nasılsa dönüşte alırım diye beklemeden camiye yöneliyoruz. Garson paramın üstünü, caminin girişinde bizi bularak teslim ediyor. Bu tavır çok hoşuma gidiyor. Hanönü bizden insaniyet açısından tam not alıyor. Kastamonu'da medfun bulunan Anadolu'nun dört evliyasından biri olan Şaban-ı Veli (1471-1568) burada dünyaya gelmiş. Camiye onun adını vermişler.
   Caminin hemen aşağısında ilçeye adını veren tarihi han var. Handa tamirat çalışmaları devam ediyor. İçine giremedik. Dışarıdan inceleme imkânımız oldu. Han, Candaroğlu Beyliği zamanında 1437'de yapılmış. 9 metre eninde, 13 metre boyunda, 3,5 metre yüksekliğinde, bir metre duvar kalınlığı olan küçük bir han. Hanın önü oldukça geniş bir meydan. Taşlarla döşenmiş ve gayet güzel düzenlenmiş bir alan. Han ile önü kelimeleri  birleşmiş,  Hanönü adıyla şirin bir yerleşim yerine isim olmuş. Hanönü 1990'da ilçe olmuş.
   İlçenin çevresi yüksek tepelerle çevrili olup  Gökırmak kenarında küçük ovalar mevcut. Rakımı 415 olduğundan iklim ılıman. Çam, köknar, kayın, meşe ve bodur ağaçlar mevcut.
  İlçe, bağlı olduğu Kastamonu'ya 72 km, komşu ilçeleri Taşköprü'ye 26, Boyabat'a 26 km.
   Kısa bir şehir turu attıktan sonra, karşıda bir fırın gözüme çarpıyor. Durup oradan Hanönü ekmeği almak istiyorum. Fırıncıya selam veriyorum. Son ekmeği de ben alıyorum. Fırıncı, ilçesi hakkında bir rehber edasıyla bilgi veriyor. Yan mahallede çok güzel tarihi evlerin olduğunu söylüyor. 
   Taştan ve ahşaptan yapılmış, çok güzel görünümlü tarihi Hanönü evlerini temaşa ederek, Boyabat'a doğru yola revan oluyoruz. Çam ormanlarının üstünden güneş batmak üzere iken Hanönü'ne veda ediyoruz.
  Cenaze vesilesiyle Hanı da önüne de, Hanönü'nü de görmüş oluyoruz.