Bu hafta ne yazacağımı düşünürken sevgili yazı işleri müdürümün “Havadan sudan yaz işte!” sözü bana ilham kaynağı oldu. Ben de bu hafta havadan sudan yazmaya karar verdim(!)
Hava ve su dünyadaki canlılar için en önemli iki yaşam kaynağıdır. Bir an için yaşadığımız yerde hava ve suyun olmadığını düşünün, ne kadar yaşayabilirsiniz? Bir belki iki gün. Hava ve su olmadıktan sonra dünyadaki bütün zenginliğiniz, mücevher, elmas ve paraların aldığınız bir nefeslik, hava içtiğiniz bir yudum su kadar değeri olmaz.
Bu iki kavramın biraz da edebiyata yansımasına değinelim. Su şairler için vazgeçilmez bir imgedir. Şairler su üzerine sayısız şiir yazdı. Bunların en önemlisi şüphesiz Fuzuli'nin Su Kasidesi. Bu şiir hem anlam hem de ifade edilişi bakımından deyim yerindeyse su gibi bir şiirdir. O meşhur beyit su üzerine kaleme alınmış, anlamı deryalar olan Şahbeyittir.
dest-bûsı arzûsiyle ger ölsem dostlar
kûze eylen toprağım sunun anınle yâre su
(Eğer yârin elini öpme arzusuyla ölürsem dostlarım, kabristan toprağımdan bir testi yapıp onunla yâre su verin. - böylece arzuma kavuşmuş olayım.)
Bu beyitten ne hikâyeler çıkarılır. Yine Çoban Çeşmesi su üzerine yazılmış ne tatlı bir şiirdir. Şair çoban çeşmesini anlatırken kelimelerle adeta suyun sesini yansıtır. Can Yücel'in Su gibi şiiri de kıymete haiz bir şiirdir.
Dostlar ırmak gibidir
Kiminin suyu az, kiminin çok
Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca
Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya
Nurullah Genç'in Yağmur şiiri, Lamartine’nin Göl şiiri, Alein Po’nun Annabel Lee… Yağmur, deniz ve okyanus üzerine yazılmış şiirler alıp götürür bizi.
Su üzerine yazılmış şiirler uzadıkça uzar.
Hava kavramını şiire su kadar yansıması daha farklı bağlamlarda karşımıza çıkar.
Demek ki su olmadan şairler de toprakta can çekişen bir balık gibi kalır.
Havadan sudan yazılarımıza sonraki haftalarda devam edeceğiz…