Bugün, 31 Ağustos 2025 Pazar

Seyfi GÜNAÇTI


Hayat boyu öğrenilir

Hayat boyu öğrenilir


Atalarımız “Öğrenmenin yaşı yoktur” buyurmuşlar. Bu cümleden olarak Milli Eğitim Bakanlığı da ‘Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü’nün adını, ‘Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’ olarak değiştirmiş. Geçen haftaki yazımda “Milli Eğitimin bir ayağı da yaygın eğitimdir” demiştim. Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğünün adının değiştiğini biliyordum ama o anda aklıma gelmemiş.

Halk Eğitim faaliyetlerinin en hareketli zamanı Mayıs sonu ve Haziran ayıdır. Çünkü bu aylar, tabir yerindeyse ‘hasat zamanı’dır. Kursiyerler, bir öğretim yılı boyunca devam eden çalışmalarının sonucu olan el emeği ürünlerini bu dönemde sergiler, sergiyi gezenlerin beğenisine sunarlar.

Ancak belirtmeliyim ki bütün kurslar, okullar gibi Eylülde başlayıp Haziranda bitmez. Üç aylık, beş aylık kurslar olduğu gibi, özelliğine göre bazı kurslar da iki ayda bitebilir.

Hayat boyu öğrenmenin sonuçlarını görmek üzere 01 Haziran Çarşamba günü saat 14.00’te Halk Eğitim Merkezi önünde yerimi aldım. ‘Yerimi aldım’ dediysem, bize ayrılan bir yer yoktu. Aslında erkeklere ayrılmış bir yer yoktu. Törene gelecek protokol ve misafirler için kurulmuş iki çadırda da bayanlar oturuyordu. Emekli Öğretmen İsa Eralp, “Varsın yerler bayanlara ayrılsın” dedi ve “Cennet anaların ayakları altındadır” hadis-i şerifini hatırlattı. Ben de “Görüşüne katılıyorum. Erkeklerin oturup da bayanların ayakta beklemesi yakışık almaz” dedim.

Kaymakam Metin Maytalman, Belediye Başkanı Ali Kılıç, Cumhuriyet Savcısı Seçkin Şahin ve İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları protokoldeki yerlerini almışlardı. Tabii başka misafirler de vardı.

Konuşmalardan sonra halk oyunları ekiplerinin gösterisine geçildi. Kafkas yöresi kız ekibinin gösterisi güzel, kıyafetleri zarifti. Fakat miniklerden oluşan Artvin yöresi kız ekibi beni bir farklı etkiledi. 7-9 yaş aralığındaki yaklaşık 20 kızın, ikisi hariç, hepsinin de saçları arkadan iki örgü yapılmıştı. Bugün okullarda; bırakın öğrencileri, öğretmenleri dahi mesleklerine uygun kıyafet içinde göremediğimiz bir dönemde; eski günlerimizi, o günlerin güzelliğini ve ciddiyetini yansıtan bu kıyafetler, bana huzur ve mutluluk verdi. Hele de benim bulunduğum tarafta yer alan, kulağındaki küpesiyle o minik kız bir başka sevimliydi.

Diğer iki kıza gelince, onların saçı örgü yapılacak kadar uzun değildi.

Ben Halk Eğitim binasının duvarı dibinde, biraz da çadırın gölgesinden faydalanarak ayakta proğramı takip ediyordum. Henüz yarıyı geçmiştik ki, bir genç hanım elinde sandalye ile yanıma geldi. “Buyurun hocam, oturun” dedi.

Yüzü bana yabancı değildi ama o anda adını çıkaramadım. Kendisi söyledi; “Hocam, Ben öğrenciniz Birgül Albayrak Akbulut” dedi. Anında hatırladım; kendisine teşekkür ettim.1993-94 öğretim yılında lise 1’inci sınıfta öğrencimdi. Şimdi bir devlet kurumunda çalışıyor.

Ancak bu davranışın teşekkürden ötesi var. Yanımda yahut yakınımda oturuyorken kalkıp sandalyesini bana verse bu da bir incelik, bir güzellikti. Fakat o, bana göre tam karşı tarafta iken beni görmüş, bir sandalye bulmuş, protokole aldırmadan onların önündeki alandan geçerek elinde sandalye ile yanıma gelmişti. Bu, sade saygıdan öte takdire değer bir davranıştı. Çok mutlu oldum. Bu vesile ile kendisine bir kere daha teşekkür ediyorum.

Ben bunu şahsi bir mesele olarak anlatmıyorum; öğretmenler adına, öğretmenlik mesleği adına yazıyorum. Ben eğer öğretmen olmasaydım herhalde böyle bir davranışla karşılanmazdım.

Öğretmenlik böyle bir şey işte! Genç öğretmen arkadaşlarımız, imkânsızlıklardan yahut maaşlarının yetersizliğinden şikâyet etmesinler. İleride öğrencilerinden görecekleri bu incelik ve saygıyı, kaç maaş ikramiye karşılayabilir? Ben, bütün öğretmen arkadaşlarıma böyle ve bundan daha güzel mutluluklar yaşamalarını diliyorum.

Kaymakam ve protokolün ileri gelenleri tarafından Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünün sene sonu merkez sergisi açıldı. İzdiham olmaması için belli sayıda misafiri içeri alıyorlardı. Ben o sırada sohbete dalmışım ki durumu son anda fark ettim ve bir görevlinin yardımıyla kendimi içeri atma başarısını(!) gösterdim.

Protokol önde biz arkada, çeşitli dallardaki sergileri gezmeye başladık. (Devam edecek)