Bugün, 31 Ağustos 2025 Pazar

Nazmi KILIÇ


İNSANLAR YAŞADIKÇA

İNSANLAR YAŞADIKÇA


 Karşılaştığımız olumsuz bir durumda “İnsanlık ölmüş” deriz. Bu yeri gelir insanımızın duyarsızlığını ifade etmek için kullanırız. Kimi zamanda sorumluluğunu yerine getirmeyen şahısları kınamak maksadıyla kullanırız. Bazen de insanlığa acımasızca saldırılar düzenleyen kişileri ve guruplara tepkimizi göstermek için kullanırız. Ne için kullanırsak kullanalım sonuçta biz kendimizi ve insanlığımızı sorgulamamak için kullanmış oluruz.
Malumumuz olduğu üzere dünya insanların geçici, bir süreliğine gelip konakladığı bir mekândır. Rabbinin kendisine verdiği ömür süresince doğar, yaşar ve en sonunda ölür. Dünya hayatında işlediği amellere göre ölüm ve sonrası ebedi hayatı şekillenir. Dünya sonsuz ebedi hayatının kazanılma ve imtihan olma yeridir. Bunu bilmeyenimiz neredeyse yok gibidir. Aklı başında normal zekâya sahip her insan bir gün mutlaka öleceğini bilir. Rabbimiz açık olarak her nefsin mutlaka ölümü tadacağını belirtmiştir.
Bunu hiçbir zaman unutmayan, bu dünyada yaşadığı hayattan dolayı hesaba çekileceğini düşünerek hayatını sürürdür. Bir saniye sonrasına çıkmak için garantisi olmadığını bildiği halde umursamadan yaşayanlar var. Kendini nefsinin arzu ve isteklerine kaptırır gider. Son zamanlarda bazı insan toplulukları ister adına azgınlık, ister sapkınlık ne derseniz deyin tarifi imkânsız şekilde anormalleştiler. 
Ne acı bir durumdur ki insanlık birbirini katletmekte sınır tanımıyor, adeta yarış ediyor hale geldiler. Birbirini öldürmek için yapılan icatları, silahları ve öldürme şekillerini acımasızca kullanmaktan çekinmemekteler. Öyle bir moda girilmiş ki ne öldüren neden öldürdüğünü biliyor, ne de ölen neden öldüğünü biliyor. Bu hadise hem bizim ülkemiz, hem de tüm insanlık için geçerli. Kimsenin kimseyi hangi amaç uğruna katlettiğini bence gerçekte bilmiyor bile. Bilmiş olsa toptan öldürme olayları gerçekleştirilmezdi. Vücuduna bombayı bağlayan kendini kalabalığın içinde patlatıp bir sürü masum insanın ölümüne sebep olmazdı. Sıkıntısı kiminle ise gider kozunu onunla paylaşırdı.
Bir insanı sebepsiz yere öldürenin bütün insanlığı öldürmüş gibi algılanacağı insanlığa bildirilmiş olmasına rağmen insan öldürmede sınır tanınmamaktadır. Ne yazık ki bu tür ölme ve öldürmeler son zamanlarda dünyada yaygınlaştı. Maksatlı olarak belli coğrafyalar daima karıştırılmakta, karmaşa ortamı oluşturulmaktadır. Dünyaya Müslümanların öldürmeyi hedefleyen yapıya sahip olduğu imajı vermek istenmektedir. Gerçek Müslüman bu tuzağa düşmez. Kendisine terörist yaftasını yapıştıracak davranışlarda bulunmaz.
İnsanı Allah en güzel şekilde yaratılmış. Ona yeryüzünü en güzel şekilde donatmış. Her türlü nimetler sunmuş. Bırakın insanları bütün canlı varlıklara yetecek bollukta. Ne hikmetse insanlık alemi bunlarla yetinmeyip birbirini boğazlamaya devam etmekteler. Şu üç günlük dünyada hiç ölmeyecekmiş gibi hüküm sürmeye, gaddarlaşmaya ne gerek var. Bir nefeslik hükmümüzün olduğu bu dünyayı ve ebedi dünyayı ziyan etmenin gereği var mı?
Velhasıl Dünya insanlara ve insanlığa dar geliyor. Ne kadar hüküm sahibi olunsa da en fazla iki metrekarelik alana, birkaç metrelik kefenle bırakılıp gidiliyor. Başka hiçbir şeyi yanında götüremiyor. Kendisiyle birlikte ancak amellerini götürebiliyor. Ona ancak amelleri sahip çıkabiliyor. Bunca kalabalığa ve telaşa ya ne gerek var. Sayılı olan nefesler insanca yaşayarak tükensin. Sağlıcakla kalın.