Bugün, 31 Ağustos 2025 Pazar

Seyfi GÜNAÇTI


Kocaman'ın dünü bugünü

Kocaman'ın dünü bugünü


 Hey gidi Kocaman! İdari yapı bakımından bir zamanlar belediyelik olan Kocaman, bugün köy bile sayılmıyor. Ne hikmetse resmi kayıtlarda 'Mahalle' olarak anılıyor.
Başkaları ona 'mahalle' dese de benim nazarımda köyden de öte, Kocaman bir kasabadır.
Kocaman'la hukukumuz 1985 ilkbaharında başladı. Bir Halk Eğitim kursunu ziyarete giderken uğramış ve yanımdaki eğitimcilerin önerisi ile et yemiştik. İnsanın yediğini anlatmasının ve sosyal medyada paylaşmasının doğru sayılmadığını ben de biliyorum. Ancak o zamanlar, haftası günü Kocaman'da et yemenin âdet olduğunu başka nasıl anlatabilirim?
Perşembe günü, Kocaman'ın haftasıdır. Haftası günlerde çevre köylerin insanı Kocaman'a akın eder, sokaklar kalabalık bir şehrin caddelerini andırırdı. Terme esnafı Kocaman'a gider, tezgâh açardı. O gün Kocaman'da gözle görülür bir canlılık ve hareket olurdu.
Kocaman'da kesilen hayvanların eti lezzetli olur, derlerdi. Çünkü oradaki hayvanlar, suni yemlerle değil tabii gıdalarla beslenirdi. Cebinde parası olan kimse Perşembe günü Kocaman'a gidip de et yemeden dönmezdi.  Bize öyle anlatmışlardı. Haftası günü Kocaman'da bulunmayalı çok oldu. Eski canlılık var mı, âdetler yaşıyor mu, bilmiyorum.
Çeşitli vesilelerle Kocaman'a gittim. Kocaman'ı gazetedeki köşeme taşıdım. 2006 yılında Terme Bilgi Gazetesi'nde köşe yazıları yazmaya başladığımdan beri, ilki 30.05.2007 tarihinde olmak üzere gazetede Kocaman'la ilgili tam yedi yazı yazmışım
Benim Kocaman'la hukukum köşe yazılarımla sınırlı değildir. 
2000 yılı yaz aylarında yağan yağmur sebebiyle Terme'de sel olmuş, şehre su getiren borularda tahribat oluşmuştu. Yetkililer, bir süre şehir suyunun yemek pişirmede ve içmede kullanılmasının sakıncalı olacağını duyurmuşlardı. Biz de su ihtiyacımızı çevredeki kaynak sularından temin etme yoluna gitmiştik. 
Bir tanıdığın, “Kocaman'da iyi su var” tavsiyesi üzerine 23.09.2000 tarihinde Kocaman'dan ilk suyumuzu aldık. Eski Muhtar rahmetli Mehmet Özkan'ın kapısından suyumuzu alıyorduk. Arada Kocaman merkezindeki çeşmeden ve  Dere Mahallesi'nden de su aldık. 
Diğer vesileler hariç, 23.09.2000 tarihinden 31.07.2008 tarihine kadar tam 32 (otuziki) defa Kocaman'a su almaya gelmişiz. Bu vesile ile Mehmet Özkan'a ve geçmişlerine Allah'tan rahmet diliyorum. 
Son olarak 05.08.2023 Cumartesi günü Kocaman'daydım. Bir anda karar verdim ve yola çıktım. Selim Bey'in Kocaman'da olduğunu ve fındık toplamaya başladığını biliyordum. Tabii ki hareket etmeden önce kendisini aradım. “Yirmi dakika içinde gelirsen beni bulursun” dedi. 
Selim Bey'i, Çaycı Yusuf'un yazlık bahçesi sayılan ırmak kenarındaki ağacın altında buldum. Uludere Köyü eski muhtarı Yaşar Nas, köyün eniştesi Orta Söğütlü'den Hüseyin Özden ve Mustafa Amanvermez ile sohbet ediyorlardı.
Selâmdan sonra sohbete ben de dahil oldum. Hava çok sıcak olduğundan Selim Bey, ona göre bir çalışma programı yapmış. Sabah erkenden fındık bahçesine giriyor, 11.00'e doğru istirahat veriyormuş. Ben de o istirahat saatine denk geldim.
Muhtar Yaşar Nas'ı yıllardır tanıyordum. Ancak ona 'Efsane Muhtar' denildiğini bu sohbet sırasında öğrendim. Bu arada Selim Bey'den namını duyduğum Çaycı Yusuf'la da yakından tanışma fırsatı buldum. 
Sohbet sırasında, hemen aşağıda akmakta olan Kocaman Irmağı ile ilgili projeler de gündeme geldi. Yaşar Nas, ırmağın uygun yerine fazla yüksek olmayan bir set yapılmasının faydalarından söz etti. Diğerleri de bu projeye eklemeler yaptılar. “Bu set sayesinde oluşacak göl, hem çevreye güzellik ve artı değer katacak hem de bol miktarda balığın üremesine imkân sağlayacaktır” dediler.
Bu arada Kocaman eski Belediye Başkanı Sezai Uzun da bir süre sohbet halkasına dahil oldu.
Sonra Selim Beyle fındık bahçelerini gezdik. Kocaman Mezarlığını ve mezarlık içindeki tarihi türbeyi ziyaret ettik. Mezarlıkta medfun bulunan merhum ve merhumelerin ruhuna Fatiha okuduk.
Selim Bey'in öğleden sonraki mesai saati yaklaşmıştı. 
Ben de daldan birkaç fındık kopardıktan sonra Terme'ye hareket ettim.