Bugün, 31 Ağustos 2025 Pazar

Selim EROĞLU


KÖŞE YAZARLIĞIMIN BİDAYETİ

KÖŞE YAZARLIĞIMIN BİDAYETİ


    Bir yazımda nasıl yazmaya başladığımdan bahsetmiş, daha sonra da nasıl köşe yazarı olduğumdan bahsedeceğime dair söz vermiştim. Verilen sözü yerine getirmek samimiyetin gereğidir. Yoksa mevzu dikkatli okuyucuların gözünden kaçmaz.
       Merhum gazeteci yazar-matbaacı-siyasetçi-işadamı Eyüp Şentürk, sıfatlarından da anlaşılacağı üzere, çok yönlü birisiydi. Güler yüzlü, cana yakın, insani münasebetleri üst düzeyde, müteşebbis bir yapıya sahipti. Daha önceleri birebir tanışıklığımız yoktu. Uzun yıllar dışarılarda gazetecilik ve ticaret yaptıktan sonra memleketine dönmüştü. Fiskobirlik caddesinde, bir matbaa açmış, burada mütevazı “Terme Bilgi” gazetesini yayın hayatına sokmuştu. Aynı zamanda gazetenin başyazarlığını yapıyordu. Yerel meselelere dair çarpıcı ve etkileyici yazılar kaleme alıyordu. İşi gereği, her programa katılıyor, herkesle irtibat kuruyor, bir muhabir edasıyla koşuşturuyordu. Anlayacağınız hem muharrir hem muhabirdi. Çok yönlü bir gazeteciydi. Çıkardığı gazetenin her şeyiydi. 
       Ben de kendi halimde Bülent Çavuşoğlu'nda edebiyat öğretmeniydim. Okul dışında zaman zaman tiyatro gösterileri ve şiir programları icra ediyordum. Resmi törenlerde ve bayramlarda sunuculuk görevini bana veriyorlardı. Ben de elimden geldiğince görevimin hakkını vermeye çalışıyor, bana güvenenleri mahcup etmemeye gayret ediyordum.
       Okul olarak, ilçede bir şiir gecesi tertip etmiştim. Bu, bir ilkti ve epey ses getirmişti. Görev verdiğim her öğrenci şiirlerini güzel bir şekilde icra etmişti. Finalde ben de Necip Fazıl'ın “Sakarya Türküsü” nü ezbere icra etmiş ve ayakta alkışlanmıştım. Alkışlayanlardan biri de rahmetli Eyüp Şentürk'tü.
       Ertesi günü okul çıkışı beni işyerine buyur etti. Hal hatır sordu, çay-kahve ikram etti. Uzun uzadıya sohbet ettik. Birbirimizi daha yakından tanıdık. Yanında kıymetli eşi Dilek Hanım da vardı. Zaman zaman Dilek Hanım da sohbete iştirak etti.
       Şiir gecesinin geniş bir haberini yapmıştı. Programı bilhassa benim şiir okuyuşumu çok beğendiğini ifade etti. “Hocam sizi uzun zamandır takip ediyorum. Farklı bir duruşunuz ve farklı bir öğretmenlik anlayışınız olduğunu görüyorum. Kamuoyunda ve öğrenciler nezdinde iyi bir itibarınızın olduğunu görüyorum. Konuştuklarım öyle söylüyor. Derslerde öğrencilerle birlikte siz de yazıyormuşsunuz. Yazdıklarınız sizde kalmasın. Gelin size gazetemde köşe vereyim. Bu köşe sizin olsun. Dilediğinizce yazın” diye teklifte bulundu.
       Yazmayı, okumayı, sevdiğim bir gerçek. Kendimi bildim bileli köşe yazarlarını takip ederim. Hayatımda bir gün köşe yazarlığı yapmak vardı ama bu şekilde ani olacağını düşünmemiştim.
       Geniş bir müzakereden ve uzun bir tefekkürden sonra “peki, olur” demişim. Rahmetli Eyüp Şentürk ve eşi Dilek Hanım “peki, olur” dememe çok sevindiler. O hafta bu köşede biraz ironi kokan “Fort Fokus” adlı yazımı çıktı. Neredeyse yirmi yıl oldu. Bu köşe, bir-iki olağan üstü durum hariç, hiç boş kalmadı.
       O gün bugün benim için ''yazmak'', yemek-içmek, nefes almak gibi zaruri ihtiyaçlardan biri haline geldi.
       Marifet iltifata tabidir. Müşterisiz meta zayidir. Kendisinden Allah razı olsun. Mekânı cennet olsun.