Nihayet bir ilçeden daha ayrılıyoruz. Otomobile binmeden önce son bir defa bakıyoruz şehre doğru. Göz hizasında olan yerleri, yani görebildiğimiz yerleri görüyor, göremediklerimizi hayal gücüne bırakarak çıkıyoruz yola. İstikamet il merkezi. Yani Kastamonu’nun merkez ilçesi.
Daha hareket etmeden özlemeye başlıyoruz şehri ve güzel insanlarını. Daha gidilecek yerimiz olduğunu düşününce biraz ferahlar gibi oluyoruz. Her geçen saniye Taşköprü’yü ardımızda bırakırken gideceğimiz yere yaklaşıyoruz büyük umutlarla.
Kastamonu il sınırlarına Hanönü ile giriş yapmıştık. Hanönü, Taşköprü’nün komşularından biri. Sinop ve Çorum ilini haricinde, diğer komşuları; Tosya, Kastamonu merkez, Devrekâni ve Çatalzeytin. Hanönü’nü saymıştık zaten. Sırada o ilçeler var gidilecek. Bizim ise aklımızda Hanönü ve Taşköprü kaldı. Çünkü her iki ilçe de bizi misafir etmişti topraklarında.
Kastamonu merkezinin Taşköprü’ye uzaklığı 51 kilometre. Yani bu kadar yolu hayallerimiz ve hatıralarımızla birlikte alacağız. Bir de edindiğimiz bilgilerle tabii.
Vakit gündüz olduğu için uzaklar bize el sallıyor. Taşköprü; kuzeyinde Küre Dağları, güneyinde Küre Dağları tarafından çevrilmiş. Belki de koruma altına alınmış. İlçenin güneyi ve kuzeyi ormanlarla çevrili. Her saniye faklı bir tonuyla karşılaşıyoruz yeşilin. Uçsuz bucaksız bir mekânın ortasından geçer gibiyiz.
Yolculuğumuz mart ayının ilk haftasına rastladığından bölge olarak kışın etkileri hala sürüyor. Tosya’ya yaklaştıkça uzaklarda yaprakları karla kaplanmış ağaçlar görüyoruz. Deniz sahilinde yaşayan biri için biraz farklı geliyor. Gökyüzü kısmen açık. Uzaklardan bazı mahallerin varlığını ya kırmızı çatılarından ya da baca dumanlarından anlıyoruz. Tepelerin güney tarafı güneşli ve karsız. Kuzeye bakan yerlerdeki beyazlıkların kar olduğu anlaşılıyor.
Sağlı sollu tepeler, ağaçlar, bazen bulutlar ve bulutlar arasından sızan güneş. Sonra Gökırmak düşüyor aklıma. Nereye akıyor acaba diye. Sonra edindiğim bilgiye göre; Daday, Karasu, Alpagut, Ağcıkavak, Çit, Çakmak, Çana, Karadere, Hamaaoğlu ve Koyunpazarı Çayı ile birleştikten sonra Boyabat yönüne doğru ilerlediği bilgisi geliyor aklıma.
Elek Dağı civarında Demirci, Müezzin köylerinde maden sularının olduğu bilgisini hatırlıyorum hiç sebep yokken.
Taşköprü Kastamonu ilinde 330 şehidle Araç ve Cide’nin ardından en çok şehid veren ilçe durumunda. Vatan müdafaasında başı çeken illerden yani. Kolay değil hür yaşamak. Bazen bedel istiyor. Kastamonu o bedeli fazlasıyla ödemiş. Baksanıza tâ nerelerden geçerek gidiyoruz tek başımıza. Zaman uzuyor, gideceğimiz yol kısalıyor.
Bazen tek tük insana rastlıyoruz yol kenarlarında. Artık ayrılığa alışıyoruz. Bizi karşılayacak yerin, nasıl bir yer olduğunu düşünerek devam ediyor yolculuk.
Kastamonu bütün ilçeleriyle düşünüldüğünde üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir il. Bu bir seyahat yazısı olduğu için her konu dâhil edilmiyor yazıya. Kaleme aldığımız konular daha çok sosyal ve kültürel hayatın bugünkü hali. Yoksa enikonu bir inceleme yapılacak olursa Kastamonu yakın tarihimize ayna tutacak illerden biri. Hatta önemli illerden biri.
Ve Kastamonu’nun merkezine giriyoruz. Sebebi belli olmayan bir heyecan kaplıyor içimizi. Nelerle karşılaşacağım kim bilir? Ancak daha görür görmez tarih kokan bir şehir olduğunu anlıyoruz. Kastamonu il merkezinde kaleme alınacak çok şey olmalı.
Kaleme alınamayacak da…