Teknofest'in beşincisi bu yıl şehrimiz Samsun'da yapıldı. Festivalin yapılacağı aylar öncesinden duyuruldu, gerekli hazırlıklar yapıldı. Şehrimiz 30 Ağustos-4 Eylül tarihlerinde mükemmel bir ev sahipliğine imza attı. Festival yeri olarak, Çarşamba Havaalanı tercih edilmişti.
Festivale, daha sonraları belki işim çıkar aksatırım diye ilk gün ailece gittim. Havaalanına ulaşmak için bir hayli çaba sarf ettim. Özel aracımla fuar alanına kadar gidebildim. Koskoca alanda park yeri bulabilmek için epey dolandım. Sonunda zar zor bir park yeri bulabildim. Ulaşım, belediye araçlarıyla ücretsiz olarak sağlanıyordu. Yine uzun bir bekleyişten sonra, sıradaki otobüse binebildim. Otobüs tıklım tıklımdı. Oturanların iki katı ayakta yolcu vardı. Bindiğimiz otobüs, şansımızdan festivalin tam da ruhuna uygun bir araçtı. Şarj olabilen, çevre dostu, sessiz, geniş, ferah, elektrikli otobüstü. İlk defa o gün sefere konmuş. Çok güzel ve konforlu bir seyahat oldu. Havaalanına gelince otobüsten indik. Biraz daha yol kat ettikten sonra, karekotlarımızı okutarak festival alanına dâhil olduk.
Bütün stantları, teker teker gezdim, notlar aldım, gözlem yaptım, görüştüklerim oldu. İşin mimarı Selçuk BAYRAKTAR'ı gördüm. Etrafında, kameralar, mikrofonlar, canlı yayın araçları, heyecanla ve coşkuyla işin öneminden bahsediyordu. Festival biraz da eğlence demekti. Teknofestte, eğlence teknoloji ile birleşmiş. Ortaya muazzam bir eğlenceli teknoloji çıkmış. Bir nevi, sıkmayan, bunaltmayan, neşelendiren, mutlu eden teknoloji.
Festivale, üniversiteler, kurum ve kuruluşlar, belediyeler, özel ve resmi okullar, firmalar katılmış. Ayrı ayrı bölüm açmışlar. Teknolojilerini sergiliyorlar.
Yarışmalar için dev çadırlar kurulmuş. Her çadıra ayrı ayrı isimler verilmiş. Bilim çadırı, tarım çadırı, iletişim çadırı, ulaşım çadırı, havacılık çadırı gibi.
Çadırlar memleketin dört bir tarafından gelen yarışmacılarla dolu. Genç öğrenci kardeşlerimiz, aylarca hazırladıkları projelerini tanıtmak ve sunmak için sabırsızlanıyorlar ve büyük heyecan duyuyorlar. Adeta birileri bir şey sorsa da anlatsak diyorlar. Sunumlar için dev sahneler ve dev ekranlar kurulmuş. Ekipler tam bir teknolojik şölen şeklinde jürinin huzurunda sunumlarını anlatıyorlar. Bir ekibi uzun süre izledim. İstatistiklerle, grafiklerle tarımda verimli sulamayla nasıl başarı elde edileceğini anlatıyorlardı. Hayran kaldım. Ülkem adına umutlandım. Çoğu akranları heva vü heves peşinde koşarken bunlar, ülkenin geleceğine kafa yoruyorlardı. Bilim adamı sanmayın, liseli pırıl pırıl gençlerdi.
Savunma sanayimiz bir başka harikulade.
Akıncı, Kızılelma, Gökbey, Hürjet, Solotürk, Hürkuş, İHA, SİHA… daha niceleri arzı endam ediyor. Hepsini yakından inceledim. Tamamı dosta güven, düşmana korku veriyordu.
Festival, ülkemizin olduğu kadar Samsun'un tanıtımı açısından da son derece faydalı olmuştur. On yedi ilçeden olduğu kadar, komşu illerden de iştirak rekor seviyedeydi.
Bilhassa çocukların ve gençlerin festival anlayışı içerisinde teknolojiyle hemhal olmaları, geleceğimiz adına umut verici.
Festival, okulların açık olduğu uygun bir zamanda yapılsaydı daha faydalı olurdu diye düşünmeden edemedim.
Ulaşımın, her ne kadar ücretsiz sağlansa da, uzun sürmesi, aktarmanın, beklemenin ve izdihamın yoğun olması, insanların serzenişine sebep oldu. Özel araçlarla ulaşıma izin verilebilseydi daha iyi olurdu diyenler oldu.
Teknofest “gösterdi ki tramvay havaalanına kadar uzatılmalı, hatta Terme'ye, Ünye'ye kadar uzatılmalı. Hava yolu, kara yoluyla olduğu gibi tren yoluyla da entegre hale getirilmeli. Teknofest bize bunu gösterdi.
Umarım Teknofest kısa zamanda her manada semeresini verir.