Ünlü şair Yahya Kemal Beyatlı bir şiirine “Süleymaniye'de Bayram Sabahı” adını vermiş. Ben de bundan esinlenerek yazımın başlığını “Terme'de Bayram Sabahı” koymaya karar verdim.
Yahya Kemal, şiirine,
“Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede,
Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniye'de” diyerek başlamış.
Bakalım bu Ramazan Bayramı Terme'de nasıl başladı.
Peygamber Efendimizin (SAV), “Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur” dediği Ramazan Ayı bu sene 01 Mart 2025 Cumartesi günü başladı. 29 gün süren Ramazanın ardından 30 Mart Pazar günü bayramı idrak ettik.
Akşam, “Acaba bayram namazı için hangi camiye gitsem?” diye kendime sordum. Mahallemizdeki iki cami de bana yakındı ama Garaj Camisi biraz daha yakın görünüyordu. Birkaç sene önce adını değiştirip 'Hz. Hamza Camii' koysalar da, yılların alışkanlığı ben 'Garaj Camisi' diye tanıtıyorum.
Sonunda bayram namazını Pazar Camisi'nde kılmaya karar verdim. Sabahleyin hazırlığımı yaptım. Hava güzeldi. Yollarda gözle görülür bir araç ve insan hareketi vardı. Bazıları havuz başında oturmuş, sigaralarını bile yakmışlardı. Ramazan boyunca Terme'de açıktan yiyip içen kimseyi görmemiştim. Bunu, topluma saygı açısından olumlu bir gelişme olarak kabul ediyorum.
Bayram namazı saatine 18 dakika kala camiye girdiğimde Müftü Ömer Ergül vaaz ediyordu. Nihayet vakit geldi, namaza durduk. Namazı, imamlardan İsa İnan kıldırırken Temel Kanlı müezzinlik görevini yerine getirdi. Biliyor olmalısınız; Pazar Camisi'nin iki imamı, iki de müezzini var.
Âdet olduğu üzere namazdan sonra camide toplu bayramlaşmaya geçildi. Belediye Başkanı Şenol Kul, önceki Başkan Ali Kılıç, Müftü Ömer Ergül, caminin üç dönem önceki imamı Abdurrahman Beder ve günün imamı İsa İnan mihrabın önünde yerlerini aldılar. Bayramlaşmak için cemaat olarak biz de sıraya girdik. Sıradakilerle bayramlaştık.
Bu mübarek günde söz etmek istemezdim ama cami ortamında yapılmasını hoş görmediğim bir davranışa değineceğim. Aslında bu, hemen her yerde karşılaştığımız bir davranış ama özellikle sevgi ve saygıya riayetin tavsiye edildiği bir günde ve ortamda olmasını hoş karşılamadım.
Bayramlaşmak için cemaat sıraya girmişti. İlk anda tek sıra oluşmuyor, cemaat ikişer üçerli olarak sıra oluşturuyordu. Buraya kadar bir sorun yok. Ancak sıra netleştiği halde bazılarının sağdan veya soldan gelerek araya girmeye çalıştığını gördüm. Ben rahatsız olmuştum ama önüne geçtikleri kişilerin hakkına girmek onları hiç de rahatsız etmiş görünmüyordu.
Bu davranışa gençler 'kaynak yapmak' diyorlar. Yaşı 80'e gelmiş olanların araya girmek için izin istemesi normal de, henüz kırkında, ellisinde olanların, izin dahi almadan kaynak yapması normal görülecek bir davranış değil. Bunları gördükten sonra içimden,
“Bu ülkenin adam olması için yürümesi gereken daha uzun bir yolu var” dedim.
Camiden çıkmış, Cumhuriyet Meydanına doğru yürüyordum ki uzaktan silah sesleri gelmeye başladı. Birileri bayramı, şeker ve tatlı ile değil, kurşun sıkarak kutluyordu. Herhalde müftümüzün uyarısı oralara ulaşmamıştı. Müftü, vaazının sonunda, “Sayın cemaat! Aman, bayram sevincini hüzne dönüştürmeyelim. Bayramı kutlamak için silaha sarılmayalım!” demişti.
Bir uyarı da hutbede İmam İsa İnan'dan gelmişti. İsa Hoca hutbeyi okuduktan sonra elindeki kâğıdı minbere bıraktı. Oradan hutbe okuduğu kâğıttan daha küçük bir kâğıt aldı. “Sürücülerimizi bayramda daha dikkatli olmaya davet ediyoruz. Özellikle motosiklet sürücülerinin araçların arasına-makas atmak denilen yöntemle- dalarak trafiği tehlikeye düşürecek davranışlardan kaçınmalarını tavsiye ediyoruz” dedi.
Saat 07.32'de eve geldiğimde hâlâ uzaklardan silah sesleri geliyordu.
Terme'de bir bayrama böyle girdik. Umarım bayram hepiniz için bayram tadında geçmiştir. Bir sonraki bayrama kadar günlerinizin bayram sevinci ve tadında geçmesini diliyorum.