Selim EROĞLU

Tarih: 05.10.2023 13:47

3 T ENGELİ

Facebook Twitter Linked-in

 Anadolu Mektebi'nin daveti üzerine 4-7 Eylül tarihlerinde Kocaeli-Aytepe Gençlik Kampındaydık. Kampa, 81 vilayetten okuma sevdalısı, yöneticiler, akademisyenler, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Katılanlar arasında benim ile birlikte gönüllü ve istekli dört öğrencim de vardı. Her yönüyle faydalı ve güzel bir okuma etkinliği oldu. Bu vesileyle bizleri bir araya toplayan başta Anadolu Mektebi'nin bânisi Prof. Dr. Sami Güçlü Hocama ve tüm yetkililere teşekkür ediyorum.
   Aytepe, aya yakın olduğu için bu ismi almış olsa gerek. Coğrafî olarak Kocaeli'nin 30 km kadar yukarısında. Tamamen ormanlık bir arazi. Etrafında pek yerleşim yeri yok gibi. Varsa da ben göremedim. Ormanda meşe, gürgen, pelit, yabani armut, alıç gibi ağaçlar var. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi burasını almış, düzenlemiş ve çok güzel bir kamp yeni haline dönüştürmüş. İçinde, yemekhanesi, mescidi, lojmanı, bungalov evleri, halı sahası, idari binası gibi birimleri olan beş yıldızlı bir tesis haline getirmiş. Suyu bol, havası güzel, güneşi az bir yer. İsterseniz ormanın içinde kaybolabilirsiniz. Bizim kaldığımız erkek kampıydı. Az aşağıda bir kız kampı var. Aynı imkânlar orada da varmış. 
   Dört gün boyunca burada kampta kaldık. 81 vilayetten gelen yeni yeni okuma sevdalısı arkadaşlarla tanıştık. Hasbihal ettik, yeni dostluklar edindik. Her biri Anadolu Mektebi'nin il temsilcisi ya da gönüllüsü. İçlerinde üç-beş kitap yayınlamış, yazar arkadaşlar var. Okumakla kalmıyorlar, okuduklarını kitaba dönüştürüyorlar. 
   Tesislerde hiç beton kullanılmamış. Yapılan binalar tamamen ağaçtan. Bungalov evler dört kişilik. Yataklar ranza tipi. Dört kişi aynı bungalov evde kaldı. Ev arkadaşları önceden kura ile belirlenmiş. Burada, ekibin yeni arkadaşlar edinmesi ve kaynaşması amaçlanmış. Kampın sonunda amaç hâsıl oldu diyebilirim.
   Kampın en önemli amacı, bir yıl boyunca yapılan çalışmaları gözden geçirmek ve bundan sonra ne yapılabilirin üzerinde durmaktı. Amaca yönelik çok güzel çalışmalar yapıldı.
   Kamp süresince, herkesin bir kitap okuma mecburiyeti vardı. Kocaman mescit aynı zamanda okuma ve toplantı salonu olarak kullanılıyor. Bir nevi çok amaçlı bir mekân. Hayra hizmet eden bir yer. Burada namaz sonrası herkes kitabını açıp okuyordu.
   Bungalov evlerde, lavabonun ve banyonun olmaması büyük bir eksiklikti. Başta, bunlar düşünülerek planlama yapılsa daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Lavaboyu ve banyoyu ihtiyaçtan saymamışlar mı diye hayret ediyorum.
   Kampın bana göre en ilginç tarafı 3 T'nin olmaması. Burada 3 T diye nitelendirdiğim televizyon, telefon ve tablet (bilgisayar) yok. Bir defa internet ve telefon çekmiyor. Televizyon zaten yok. İlk başta bu durum çok yadırgandı. Kuş uçmaz, kervan geçmez, selam gelmez bir adaya düşmüşüz gibi geldi bize. Eyvah dedik, dünya ile irtibatımız kesildi.
   Ne kadar da dijital bağımlısıymışız, haberimiz yokmuş. İnanın üç gün boyunca dünya ile irtibatımız kesikti. Bu durumu ilk başta çok yadırgadık, zamanla alıştık. Tam alıştık derken kamp süresi bitti. Aytepe'den aşağı inince yeniden alışılmış düzene döndük. Baktım herkes hasretle telefonuna sarılıyor.
   Şunu anladım, biz haddinden fazla 3 T'nin esiri olmuşuz. Kendimizi çok kaptırmışız. Zihinlerimiz kirlenmiş, farkında değiliz. Teknoloji bizi esir almış.
   Bu uygulama zannımca bilerek yapılmış. Okumanın önündeki en büyük engel 3 T. 3 T varsa, orada sağlıklı ve verimli okumadan bahsedilemez. Okumayı başaranlar 3 T'den uzak kalmayı başarabilenlerdir.
   Bunun canlı örneğini kampta gördük. Orada 3 T'den uzak durmak mecburiydi, burada ihtiyarî. İşte imtihan da burada başlıyor. İhtiyarîde iradeyi ortaya koyabilmek. Zor ama en azından kendimi zorluyorum. Sizi bilmem!
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —