Öğretmen olmak daha küçücük bir çocukken bile gönümün bir köşesindeydi. Benim hayatta yapmayı düşündüğüm tek meslekti öğretmen olmak. Büyüyünce ne olacaksın sorusuna verdiğim kesin cevaptır öğretmen olmak. Okula başladığımda ve eğitim hayatım boyunca öğretmen olma isteğimden asla vazgeçmedim. Zaman hızla akıp geçti. Eğitim hayatında o zamanlar herkesin yaşadığı zorlukları yaşayarak liseyi bitirdim. Lise son sınıfta edebiyat öğretmenim öğretmen olmamı şiddetle önerirken alanımı dahi seçmiştim. Öğretmenime kesin dille sınıf öğretmeni olacağımı söyledim.
Liseyi bitirdiğim ilk yıl üniversiteye yerleşemedim. Mevcut birikimimle girmem zor görünüyordu. Dershanelerin o dönemde yaygın olmaması, olsa da gitme imkânının olmaması beni çaresiz bırakmıştı. Kasım ayında memleketten ayrıldım ve Malatya'ya ağabeyimin yanına gittim. Üniversitede öğretim üyesi olan ağabeyim fırsat buldukça bana kimya, matematik, fizik derslerinden takviye yapıyor, diğer derslere yalnız çalışıyordum.
O geceyi hala dün gibi hatırlıyorum. 1981 yılının 27 Aralık Pazar gecesiydi. Bu gece sabaha kadar hiç uyumadım. O gece Bütün meslekleri teker teker hayal ettim. Belli bir süre o meslekte kendimi düşündüm. Hiç birinde kendimi huzurlu bulamadım. Öğretmenliği düşündüğümde ise gönlüm ferahlıyor, diğerlerinde bunalıyor boğulacak gibi oluyordum. Öğretmen olmak için kendimce çok geçerli nedenlerim vardı. Kararımda karardı, ben öğretmen olmalıydım.
Artık şimdi daha çok rahattım. Kesin kararımı verdikten sonra oturdum ve hala sakladığım o meşhur duamı saat 02.10 da kaleme aldım. Akabinde sınav sonucunu elime aldım. Hangi bölümden kaç soru yaptığımı ve hazırlanacağım sınavda bu bölümden kaç soru yapmam gerektiğini belirledim. Şayet düşündüğüm performansı yakalayabilirsem kaç puan alabileceğimi hesaplayarak not ettim. Giresun Eğitim Yüksek Okuluna şayet belirlediğim 122 puanı 1. aşamada alırsam yerleşebileceğim notunu düştüm.
Nihayet sabah olmuştu. Durumu ağabeyimle konuştum. Kararımı verdiğimi, öğretmen olacağımı, bunun içinde Giresun Eğitim Yüksek okuluna gideceğimi net bir şekilde söyledim. Ağabeyim önceleri olmaz, biraz daha çalışır doktor olursun dediyse de ben artık ikna olacak durumda değildim. Hatta kendi üniversitesini tercih etmemi ve hocalığını yapabileceğini de söyledi ama ikna edemedi. Ağabeyimde sağ olsun kararlı olduğumu anlayınca daha fazla ısrar etmedi. Hayırlısı neyse o olsun temennisinde bulunduk.
Dershane için geç kalmıştım. Kendi imkânlarımla hazırlanacaktım. Belirlediğim iki dergiye abone oldum. Aylık çıkan bu dergilerden alıyor, konu anlatımı ve soru çözme egzersizleriyle düzenli bir şekilde hazırlanıyordum. Arada önemli konularda fırsat buldukça ağabeyim yardımcı oluyordu. Özellikle kimya dersinden ilerleme sağlamıştım. Kimya dersini sevmeye de başlamıştım. Ağabeyim kimyacı olduğu için kendi bölümünü tercih edebileceğimi bana hocalık yapabileceğini söylediyse de kararım karardı. Artık tek hedefim vardı o da öğretmen olmak.
Sınav günü geldi çattı. Kısmet 1. sınav yeri Elazığ olarak çıkmıştı. Sınava girip döndükten sonra ağabeyimle sınav hakkında konuştuk. Sınavın iyi geçtiğini, memlekete döneceğimi ve ikinci sınava orada hazırlanacağımı söyledim. Köye dönüp sınav sonucunu beklemeye başladım. Nihayet merakla beklediğim sınav sonucu elime ulaştı. Bu sınavdan 128 puan almıştım. Tam puanın 160 olduğu dönemde bu gayet güzel bir puandı. Hedeflediğim okula girebilmek için 2. Sınava girmem yeterli olacaktı. Bu yüksek puan benim hedefi değiştirmeme etki edememişti. İkinci sınava girdim ve sonucu beklemeye başladım. Sonuç açıklandığında benim için sürpriz olmamıştı. Giresun Eğitim Yüksek Okulunu kazanmıştım. Böylece çok yaklaşmıştı bana öğretmen olmak.
( DEVAMI HAFTAYA )