B.Rahmi ÖZEN

Tarih: 13.12.2022 16:02

PAYAS SENFONİSİ ve SANAT ÖDÜLLERİ 3

Facebook Twitter Linked-in

 Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinden Amanos Dağlarının eteklerindeki saklı cennetin tınısı ve kokusuyla gözümüz asılı kaldı Payas'a. 
Öykü ödülümüzü almak için Amanosların kokusunu getiren rüzgârın mistik büyüsüyle Samsun'dan 'Ver elini Payas!' demiştik. Kuzeyden güneye Samsun nere, Payas nere? Biri kuzeyin en ücrası, biri güneyin... Ama aşktı bu bizdeki. Yazma aşkı, memleket aşkı.   Rabb'imizin bize verdiği role göre görevdi bu. Yazmasak ölürüz. Kalem çatlar elimizde. 


Payas'ın ilçe oluşunun onuncu yılıydı. Onurlandırmamız istendi. Sadece ben değil, benimle birlikte Türk Edebiyatına kalıcı eser vermiş 12 şair ve öykücü kalem erbabı arkadaşım… 


Gidilecekti Payas'a, gitmeliydik. Ama yol uzundu. Öykücü arkadaşlarımdan birini aradım; özel arabamla gelmek istiyorum, dedim. 'Aman!' dedi. Yolun çok uzun olduğunu söyledi. Karakoç, dizelerinde; 'Yollar uzun, yollar ince / Yol kısalır aşk girince,' Dediği gibi yola revan olunca yol kısaldı önümüzde. İlk molayı Kayseri'de verdik. Günün şafak vaktinde portakal sarısıyla güneşin Akdeniz'i boyadığı demlerde ılık bir cemre gibi düştük Payas'ın yüreğine. Demi gelmişti ve kurulduğu bölgede açılan kapıların birinden seslenmişti bir gece rüyamda Payas. Mevlana diliyle;'Gel!' demişti. 


Sevdi Payas, gönülden verdiğimiz selamı.  Şehirler, insanlarıyla yaşarlar, insanlarıyla ruh bulurlar. Şehrin kültürü, dili, mutfağı, sofrası, düğünü, bayramı, tarihi ve anıları hep insanlarıyla yaşar. 


Payas'ın simgesi haline gelmiş 1355 yıllık Zeytin Ağacının gölgesinde oturan yüreği sevgi, yüzü güneş yanığı dedeler 'Ve aleykümselâm!' diyerek samimiyetle aldılar selamımızı. Anladık ki; bu şehirde selama saygı duyuluyor ve selam seviliyor. 


Bir şehre anlam katan, o insanların inançları, kültürleri, düşünceleri ve yaşam tarzlarıdır. İhtiyar delikanlıların topluca; 'Ve aleykümselâm' diyen yanık sesleri, berrak bir su gibi aktı içimize. Selamla oluşturduğumuz resmin içinde gezinir gibi hikâyelerine karışmak istedik.  Öz toprağımız Samsun'da bulmuştuk sanki kendimizi. Tıpkı Payas gibi yorgun görünümleri vardı ihtiyar delikanlıların.  Şehir de, onlar kadar sakin ve alçak gönüllüydü. Öğretmenlik yaptığım Samsun'daki telaşı, oradan oraya koşan, koşturan insanları burada göremeyince; 'İnsanlar sükûnetlerini şehrin umumi sakinliğinden almış galiba?' diye yazar ve şair arkadaşlarımla paylaştım içimdeki duyguyu. 


Payaslıların dilinde ve alınlarında Karamanoğlu Mehmet Beyden buyruk, Yunus'tan hoşgörü, Mevlana'dan izler hissettik. Bize göre hayata dair şifreleri çözmüştü şehrin insanları. İçten karşılanınca biz de bu insanların öykülerinin kahramanı olmak istedik. Sıcakkanlı bu insanların yüzlerinde şehrin siluetinin sindiğini gördük. Payas'ın toprağında onlar, Selçukludan bu yana şehrin bin yıllık hafızası gibiydi. 


Tıpkı gördüğüm rüya gibiydi onlar da Payas da. Küllenmiş geçmişin anılarını öyküleyen birçok Anadolu şehri gibi derin tarihinin terkiplerini günümüze taşıyan bir gururdu önümüzde. Bize yüreğini açan kent, nefes alan bir tarihti. Üzerinde yaşamış birçok medeniyetin izlerini ve sırlı coğrafyasını avuçlarımıza boşaltmaya hevesli olgun bir Anadolu kadını gibi açmıştı aguşunu. Anadolu gibi güzel, Anadolu gibi renkli...

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —