B.Rahmi ÖZEN

Tarih: 03.07.2023 16:03

BİZ, DÜNYADAN GİDER OLDUK KALANLARA SELAM OLSUN

Facebook Twitter Linked-in

 Ceren kız; saf, temiz ve aşk dolu bir maşukunanın kendisidir. O, yüreğiyle Yusuf'u, İbrahim'i ve Yörükhan'ı beşerî aşkın ateşlerine atıp, ulvî aşka yücelten ilham perisidir.
Hicran… İki gözün aşkı… Gözyaşı ve özyaşı… Şekerden tatlı bir dil… Onca çile ve arı bir gönül… Gök kubbeye hatıra; hoş bir seda… Kusursuz, ama hiç kusursuz bir kulluk… Dost'a kavuşamama endişesi; korku ve ümit… Kendine hayat düsturu seçtiği üstadının diliyle hitap:

'Dar oldu bana düzler, gece ile gündüzler
Dünyaya bakan gözler; Didar göre mi, ya Rabb!?
Yusuf kabre girdikte, münkir nekir geldikte
Bize sual sordukta dilim döne mi, ya Rabb!'

Özün öze, yüreğin yüreğe seslenişi… 
Aşk dolu bir yüreğin, Dost'a kavuşma sevinciyle Yusuf da Yunus diliyle salahını kendi verirken Allah'ın ezelî ve ebedî aşkının dünyadaki gölgesinden soluk soluğa ahretteki hakikatine doğru koşmaya başlıyor. 
Ulvî aşkının kandilini ebedî âlemde yakmaya giderken Yunus Emre'nin avazıyla sesleniyor:

‘Biz, dünyadan gider olduk; kalanlara selam olsun
Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun…
Ecel büke belimizi, söyletmeye dilimizi
Hasta iken halimizi soranlara selam olsun…
Tenim ortaya açıla; yakasız gömlek biçile
Bizi bir asân veçhile; yuyanlara selam olsun…
Azrail, alır canımız, kurur damarda kanımız
Yuyacağın kefenimiz; saranlara selam olsun…
Salâh verile kastımıza, gider olduk dostumuza
Namaz için üstümüze duranlara selam olsun…
Dünyaya gelenler gider; her giz gelmez yola gider
Bizim halimizden haber soranlara selam olsun…'

Bu inci mercan söz buketini duyan tüm erdemli yürekler: 'Selam olsun, Yusuf!' diyorlar, sonsuzluk âlemin konuğuna.  'Selam olsun! Bin selam!!! Yüz bin selam!!! Sonsuz selam!!!'
İpek yumuşaklığında tatlı sesi ve arzu ettiği Rabb'ça esenliği yeryüzünde özü doğru, sözü doğru tüm erenler duymuş olmalı. 
Onlarla birlikte evrendeki zerre ve kürre de…
Ceren kız; saf, temiz ve aşk dolu bir maşukunanın kendisiydi. Yusuf'u, İbrahim'i ve Yörükhan'ı beşerî aşkın ateşlerine atıp, ulvî aşka yücelten ilham perisi yani.
Yusuf, İbrahim ve dahi Yörükhan; zulme ve baskıya direnen bir sembol olarak aşkın ilâhi veçhesini; ol ceren gözlü Ceren'e olan aşklarıysa beşeri veçhesini dile getirdiği için hâlâ ol mekân Karaçalı'nın münbit toprağında üç sultan diye anılır. 
Bütün beşeri aşklar, sonunda gerçek sultanını bulur. Gönül tahtının asli sultanı hep O olmuştur. Yani gönlü veren O. Aşkı yaratan  O…
Üçü de, gizli bir yemin gibi, ak inançlarının ve duru vicdanlarının gümrah ışığında alımlı bir besmeleydiler. Bize örnek yaşadılar. Ruhları şad ola… Bu, yaşadığımız toprakların gerçek öyküsüydü.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —