Sen de onlarla Koca Seyit'in kudreti,
Mülazım Mehmet Selim'in cesareti,
Yahya Çavuş'un yüreği…
Kınalı Murat'ın teslimiyeti ol, Çanakkale!
Heyecandan okyanuslar, abansın göklere!
Yüreğine evlatlarını gömen analar,
Toprağından filizlenen kan çiçeklerinin ruhaniyetiyle
Teskin olsun, Çanakkale!
…
Evlat vermenin acısını yanık yürekli analar bilir.
Bir anne ki kucağından alınırsa evladı,
Hançer yemiş ceylan gibi basar hemen feryadı.
…
Siz ey, uzak diyarlardan evlatlarını
Çanakkale'ye gönderen analar!
Evlatlarınız, bizim bağrımızda misafirdir...
…
Biz, Batı'nın gayzı karşısında galip gelen şehitlerimizi
yüz binlerce mısra ile ansak haklarını ödeyemeyiz.
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer…
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın!
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın!
Bu taşındır diyerek Kâbe'yi diksem başına
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına
Sonra gök kubbeyi alsam rida namıyla
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan
Yedi kandilli süreyyayı uzatsam oradan
…
Sen, bu avizenin altında bürünmüş kanına
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına
Türbedarın gibi ta haşre dek bekletsem
Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana
Sen ki; asara gömülsen taşacaksın hey hat!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat
Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber!
Sana aguşunu açmış duruyor peygamber!]
Hey canavar!
Yeri yık, göğü indir, demiri bük, taşı ez;
Anlattık bunu sana; Çanakkale geçilmez!