B.Rahmi ÖZEN

Tarih: 10.04.2023 08:28

ÇANAKKALE 1915 (Çanakkale'yi Öykülerle Konuşmak) ÇELİK ZIRHLARA BÜRÜNÜP GELDİLER 5

Facebook Twitter Linked-in

“Bir gün çok çok susamıştık.” diyor Osman.
“Aldığımız esirler için dedem; 
'Bunlar bizden daha susuz Osman!' demişti.
“Ben, dayanamadım; 
Askerlerinize kendi suyumu içirdim. 
Bizim yaramız kanarken 
Biz, esir aldığımız Fransız'ın, İngiliz'in 
yarasını sardık. 
Biz, sizinkilerin canına can katarken; 
Siz, bizi çitlerde diri diri yakacaksınız?
Sizinle farkımızdır işte budur bizim…” 
diye haykırıyor Osman.
…..
Onları çitlere doldurup diri diri yaktılar, 
Lakin kararmadı cesetleri. 
Işıl ışıl bir güneş gibi parladı düşmanın gözlerinde.  

Düşmanların vicdanı ağlamasa da 
Çanakkale'nin bulutları ağladı şehitlerimize.
Ve onlar, alçaldıkça alçaldı vahşetleriyle.

Askerlerimizi yakmaya götürürken 
Hamılton'un huzuruna 
Gnrl Guro geliyordu. Guro:
“Konuşmalarınıza tanık oldum, Komutanım!” diyordu.
“Benim de anlatacaklarım var.
Vicdanımın sesidir, bu! 
O küçük Türk'ün dedikleri tıpatıp gerçektir! 
Bağırsakları dışarı çıkmış Türk askerleri, 
Kendi yaralarına ot tıkarken gömleklerini çıkardılar, 
Bizim yaramızı sardılar.”

Sarılmış kolunu ve bacağını gösteriyordu Gnrl. Guro;
“İşte, bir Türk askerinin gömleğiyle sarılan kolum,
İşte bacağım! 
Eğer bu savaşta ölmeden ülkeme dönersem
Türklerin bu kanlı gömleklerini 
Ömrümce saklayacağım.
Ölürsem mezarıma koyduracağım.
Ağır bir darbe almıştım,
Kan kaybından bayılmıştım. 
Ayıldığımda başımda iki Türk vardı. 
Az ileride gene bizden bir asker yatıyordu. 
Onun da yanında yaralı bir Türk vardı.  
O Türk, gömleğini yırtıyor, 
Düşmanının yarasını sarıyordu. 
Ağladım ben, Türk'ün bu asil eylemini görünce.
Askerimiz bana döndü:
“Biz, bu insanların canını almaya geldik, 
Onlar bizim canımıza can katıyor, bu nasıl bir iş” dedi. 
Savaşta bu insanî muameleyi biz yapabilir miyiz?”
Böyle mert, böyle cesur, böyle merhametli bir milletle 
Savaştığımız için iftihar etmeliyiz.” derken
Hamılton, derin derin düşünüyordu.

'Boğaza döşeli mayın yoktur,' raporunu veren 
Hava Pilot Yüzbaşı Guepratte, 
Gnrl. Hamılton'un huzuruna çıkarılırken 
Babası olan Amiral Guepratte de oradaydı.
Gnrl. Hamılton:
'Boğaz'da mayın yoktur,' raporunu veren
Sen misin,  Yüzbaşı?” diye soruyor.

Yzb. Guepratte; 
“Tanrı adına ant içerim ki, 
Boğaz üstünde 101 sefer uçtum,
Aletlerimiz, döşenmiş mayını göstermedi.” diyor.

Şaşkındır Gnrl. Hamılton;
“O halde gemilerimiz, hangi mayına çarpmıştır, Yüzbaşı?”
diye öfkeyle Yzb. Guepratte'ye hakaret ediyordu.
Amrl. Guepratte, oğlunun Koluna giriyor, 
onu dışarı çıkarıyor. 
Ve az sonra dışarıdan silah sesleri geliyordu.

Duyulan; Yzb. Guepratte'nin acı feryadıydı; 
“Yaktın beni, baba! Kıyar mı insan,
Bir Çanakkale için evladına?” 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —