Ve Amiral Guepratte,
Çanakkale toprağına serdiği oğluna sesleniyordu:
“Vatana ihanetin cezası kurşunla ödenir, oğul!”
…
Öyle bir savaş ki; batıl bir emel uğruna
Oğlunu kurşuna diziyor Çanakkale'de bir baba.
Yüzbaşı Josef, Hamılton'un huzuruna geliyor;
“Türk esirlere verdiğimiz paraları
Yüzümüze çarptılar.
Çitler içinde canlı canlı yanmaya razı oldular.” Diyor.
…
Onlar yiğit Türk askeriydi.
Parayı değil, şahadeti tercih etmişlerdi.
Yeni Zelanda askerlerini; 'Cihada gidiyorsunuz.'
Diye Çanakkale'ye getirmişlerdi.
Yeni Zelandalı askerler, Ezan seslerini duyuyor,
silahlarını bırakıyordu.
…
“Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
…
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müthiş tipidir; savrulur enkaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağanak sağanak.”
…
Yozgatlıydı Döne Bacı...
Yürekli bir Anadolu kadınıydı…
Ayakları çatlak, saçları ak ve elleri nasırlıydı…
Bir oğul göndermiştir Çanakkale'ye.
Teğmendir oğlu ve Celadet'tir adı.
Mektuplaşırlar aylarca ana-oğul…
Sonra birden Celadet'in mektubu kesilir
Anadır bu… Ana kalbidir,
Dayanamaz oğul hasretine;
biner merkebine,
ver elini Çanakkale…
Kardır, tipidir, borandır yollar.
7 günde ulaşır ancak Bilecik'e…
Diz boyu karlar.
Bindiği merkep topal…
Kavuşturmadan Döne Bacıyla oğlu Celadet'i
Can verir Bilecik'te topal merkebi.
Artık, yolu yaya yürümek düşer Döne Bacıya.
Yüklenir çantasını sırtına
Yürür Çanakkale'de Sargı topraklarına.
Sahra hastanesinde
Yaklaşır ve sorar Doktor Yüzbaşı Salih'e;
“Benim oğlum da sizin gibi subaydı!
Yaralanmış, buradaymış; görebilir miyim?
Yaşı 25'tir oğlumun, adı Celadet.”
Doktor Yüzbaşı Salih, düşer Döne Bacının önüne.
Götürür, onu Celadet Teğmenin yatağına:
“Gel anam, oğlunuz burada, şanlı bir gazi!
“Bu kahraman delikanlıyı sen mi doğurdun?
Helal vallahi!
Burada nice işler başardı bu senin oğlun!”
Döne Bacı, oğlu Celadet'i görür görmez
Yatağının üstüne atılır
Ve oğluna taş gibi sarılır.
Anadır Döne Bacı, aynı hasret ve sevgiyle
Kucaklanmayı bekler oğlundan.
Oğlum Celadet, bana sarılmadı diye;
Döne Bacı üzülür ki ne üzülür.
Gözlerinde oluk oluk yaşlar dökülür.
Çığlıklar ve gözyaşları hüngür hüngürdür…