B.Rahmi ÖZEN

Tarih: 27.04.2023 10:44

ÇANAKKALE 1915 (Çanakkale'yi Öykülerle Konuşmak) ÇELİK ZIRHLARA BÜRÜNÜP GELDİLER 9

Facebook Twitter Linked-in

Doktor Salih;
“Madem Müslüman'mış; 
Niçin bize karşı savaşmış?”

Endonezyalı Abdullah'ındır söz:
“Bize; 'Allah yolunda cihada gidiyorsunuz!' dediler. 
Müslüman bir ülkede olduğumuzu 
Ezanları duyunca anladık.
Ve kandırıldığımızı anlayıp silahlarımızı bıraktık.”

Doktor Salih, Türkçeyi nasıl öğrendiğini soruyor.
'Batıda kâfir Türkler var. 
Cihat için gidiyorsunuz, 
Dillerini öğrenmeniz gerekir. 
Savaştan sonra kâfir Türklere 
İslam'ı anlatacaksınız, 
Onları Müslüman yapacaksınız dediler.” 

Su yoktur. Dereler, kıpkırmızı kan akar. 
Sanki derelerin şah damarına sıkılmıştır kurşunlar.
… 
Bölüğüne katırlarla su taşıyan bir Hüseyin'imiz vardır.
Çanakkale pınarlarından askere su taşır.
İki gündür, birliğine dönememiştir,
Sucu Hüseyin, kayıptır.

Yaralı askerlerimiz, su diye kıvranırken 
İki gün sonra Sucu Hüseyin bölüğüne ulaşır.
Bölük komutanı sorar; 
“Hani, Hüseyin suyun nerede?”  
“Merkebin üstündeki tenekelerin, 
bidonların nerede Hüseyin?” 

Kalbi imanla dolu Hüseyin'dir bu… 
Matarasını gösterir. 
“İşte Komutanım, mataram su ile doludu!” 
Şaşkındır Komutan, öfkelenir;
“Yaralılar susuzluktan can verirken
Şaka yapmanın zamanı mı, Hüseyin?!
Bu kadar yaralı varken bir matara su kime yeter?”

Ama Hüseyin'dir bu… 
Yüreği iman dolu; 
“Bakar mısınız Komutanım matarımın içine!” der 
Ve mataranın kapağını açar, uzatır Komutana:
“Al da bak!” der.
Komutan, mataranın içine bakar;
“Ay, yandım, tükendim!” diye feryadı basar.
Ve maveraya çevirip avuçlarını:
“Nelere kadirsin, yüce Rabb'im, Sen!” der.
Sucu Hüseyin'e döner;
“Sen, ne yaptın bre gardaş Hüseyin?
Böyle hünerlerin mi vardı senin? 
Yeter bu su askerimizin hepsine
Bir derya sığdırmışsın, mataranın içine!”

Hüseyin, elini dudağına götürür, 'sus!' der;
“Kimse duymasın sus Komutanım!” der.
“Aramızda kalsın bu bir sırdır!” diye ikaz eder.

Komutan, sorar:
“Ne oldu da geciktin, peki Hüseyin?”

Anlatır öyküsünü Anadolu'nun garip Hüseyin'i; 
“Açlıktan, gözlerim görmez olmuştu, Komutanım! 
Yolu şaşırıp, düşman siperlerine sapmışım. 
Düşman askerleri, çevremi sardılar. 
Süngüleri çektiler, beni önlerine kattılar.
Niçin geldiğimi sordu Komutanları.
Misafirlerimiz susuzluktan ölmesin diye
Bu suları komutanımız gönderdi size.” dedim. 
İki gün sorguladılar ve esir tuttular beni. 
Sonra onlara yaptığım bu iyilik karşında saldılar.
Düşman mevzilerinden dönerken 
Susamıştım, su içeyim dedim.
Ben şimdi bölüğüme susuz nasıl dönerim dedim.
Mataramda iki yudum su vardı.
Baktım; içinde bir derya gördüm.
Bu mataranın suyu dünyaya yeter, dedim.
Merkebimi koştura koştura birliğime geldim.”


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —