Seyfi GÜNAÇTI

Tarih: 07.11.2023 11:00

Çocukluğumun Bayramları

Facebook Twitter Linked-in

 

Ben milli bayramlarla ilkokulda tanıştım.

Bayramlarda neler yapardık, çok net hatırlamıyorum ama iki bayramı unutmuyorum.

Dördüncü sınıfta iken Cumhuriyet Bayramını kutlamak üzere okul olarak komşu köy Kutluca’ya gitmiştik. Tabii yürüyerek. Kutluca bize göre aşağıdadır; kasabamız Beşikdüzü’ne ve de denize bizden daha yakındır. İki okul arasında 2 km kadar mesafe vardır.

İki okulun müdürleri önceden aralarında anlaşmış olmalılar ki bir gün önceden öğretmenimiz geziye gideceğimizi söylemişti. Ben de eve haber vermiştim. Anam, çantama bazlamadan kırdığı bir parça ekmeğin yanına suda pişmiş bir yumurta koymuştu. Yumurta iyi bir katık gibi görünse de mısır ekmeği ile ağızda rahat çiğnenmiyor, insanın boğazından zor geçiyordu. İkisinin yerine ben 25 kuruşluk katıksız buğday ekmeğini tercih ederim.

Bayram güzel olmuştu, beğenmiştim. Bir tiyatro oyunu hazırlamışlardı. Oyunu açık alanda takip ediyorduk. Arkalarda kaldığım için oyuncuları tam olarak göremiyordum. Oyunda rol alan öğrencilerden biri arada bir şiirden bölümler okuyor, sonunda da “Arpaçay’dan geçeni/Hiç dinlemem vururum” diyordu. İhtimal ki bu, Kars’ın Arpaçay ilçesiydi.

Bir de güzel sesli bir kız öğrencinin türkü söylemesi, aklımda kalan güzelliklerdendi.

Yine bir 23 Nisan Milli Hâkimiyet ve Çocuk Bayramı’ydı. Bayramın adını niye öyle yazdım? Çünkü o zamanlar adı öyleymiş. Hatta 1978 yılı cep takviminde dahi öyle yazıyor. Demek o günlerde ‘ulusal’ kelimesi henüz icat edilmemişti!

Egemenlik kelimesi icat edilmişti ama yaygın olarak kullanılmıyordu. 1976 yılında askerdeydim. Eğitim saatiydi ve subay-astsubaylar olarak bizi bir toplantıya çağırmışlardı. İkinci bölükteki Erdoğan Asteğmen çavuşu çağırmış ve “Biz gelene kadar bölüğe egemen ol!” demişti de ilk anda anlayamamıştım. Meğer “Bölüğe hâkim ol” demek istemiş!

Bayram için farklı renkten kâğıtları örerek yaptığımız süsleri sınıfın pencerelerine çaprazlama asmıştık. Lâkin bir de yeşillik gerekiyormuş. O da defneyaprağı ile oluyormuş. Dördüncü sınıftan İbiram Usta’nın Osman’ı, “Bizim ormanda defne var” dedi. Dediği orman okula çok uzak değildi. Öğretmen yanımıza bir arkadaş daha kattı, birlikte ormana gittik. Yeteri kadar defne dalı alıp geldik.

İlkokuldaki son Cumhuriyet Bayramını (1963)Trabzon merkezde kutlamak nasip oldu. Ne aklımda ne de düşümde Trabzon’da bayram kutlamak vardı. Zaten o yaştaki benim gibi bir köylü çocuğunun böyle bir plân yapma lüksü yoktu. Buna Yamicuğu Yusuf sebep oldu.

Yamicuğu Yusuf, sülâlemizin tanınmış kişilerindendi. Bir namus meselesi yüzünden hapse girmiş. Sonra yarım kalan işini tamamlamak için 1951 yılında Vakfıkebir Cezaevinden kaçmış. Kaçış o kaçış. On dört yıldır jandarmalardan kaçıyordu. Yakalayabilene aşk olsun.

Köyde onu çekemeyenler vardı. Yakın yerde görülse yahut bir haber alınsa hemen hükümete ihbar ediyorlardı. Jandarma da gece demiyor gündüz demiyor, köyde Yamicuğu Yusuf arıyordu. Ben küçükken bir kış gecesi bizim eve de baskın yaptıklarını hatırlıyorum.

O günlerde jandarma yine köyde dolaşıyordu. Babamı da sorguya çekmeleri ihtimal dahilindeydi. Tabii bu sorgunun, insanın canını acıtacak uzantısı da oluyormuş. Babam, köyden iki akrabamızla bir plân yapmışlar. “Cumhuriyet Bayramını Trabzon’da kutlayalım. İki üç gün kalırız. Bu süre içinde jandarma da köyden gitmiş olur” demişler.

Babam beni de yanında götürdü. Komşu köy Abdallı’dan Velvele Hasan’ın kamyonuyla Trabzon’a gittik. Beşikdüzü’nden dolmuş minibüsler vardı ama kamyon Trabzon’a yük götürecekmiş. Ücret söz konusu olmayacağı için kamyonu tercih etmişler.

Akşam Moloz semtinde Çiçek Palas Oteli’nde kaldık. Ertesi gün bayram alanına gittik. Kalabalıktan ve seslerden başka aklımda bayramdan bir şey kalmamış. Zaten küçük boyumla kalabalıktan ön tarafta neler olup bittiğini göremiyordum. Olanları seyredebileyim diye babam bir ara beni omuzuna aldı. O bayramda kaybolma tehlikesi de yaşadım.

Bundan altı sene sonra, 1969 Eylülünde İmam Hatip Okulu’nda okumak üzere Adana’dan Trabzon’a geldik. Şehri tanımaya başlayınca Cumhuriyet Bayram kutlamalarını seyrettiğimiz yerin Maraş Caddesi olduğunu hatırladım.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —