Zeki ORDU

Tarih: 28.09.2023 08:29

DADAY’A VEDA EDERKEN

Facebook Twitter Linked-in

Daday… Unutamayacağım ilçe. Daha adımımı atar atmaz bir ferahlık ve asudeliğin ruhumu okşadığı şehir. Belki içinde bulunanlar uzun süre kalmış olmanın verdiği bir alışkanlık ile göremediği şeyler olabilir. Çünkü uzun süreli bir birliktelik ardından yeknesaklığı getirirmiş…

Şehrin sokaklarını adımlarken etrafımda nelerin olduğuna dikkat ediyordum. Nihayetinde bu şirin ilçeyi terk edecektim. Bazı ziyaretlerin ardından; zahmetli yolculukların ardından biraz dinlenme, biraz enerji toplamak için uğradığım yerler oldu. Tabii Daday’da bulunan aynı işi yapan diğer işletmelere haksızlık olmaması için uğradığım o yerleri isim olarak zikretmeyeceğim.

Bu ara ilk yazımdan sonra elime geçen notlardan birinde Aziz kılıç isminde bir isme daha rastladım. Tabii ona ait bir telefon olmadığı için bu yazıyı ve ilk yazıyı kendilerine doğrudan yollama imkânım yok. Kendisine yanımda bulunduğu için teşekkür eder, en kalbi muhabbetleri sunarım

Hem kendimle, hem de sokaklarla gezerken orada bulunan insanları düşündüm. Mimari olarak farklı devirlerden yapılara göz gezdirdim. Her sokağının nelere şahit olduğunu düşündüm. Sokaklar bir şehrin dilsiz şahitleridir. Sokaklar bir şehrin yazılı olmayan gönül tarihidir.

Şehri adımlarken altından su akmayan bir köprü gördüm. Bir Ordulu olarak altından su akmayan bir köprünün kolay anlaşılacak bir yanı yoktu. Ne de olsa derelerine türkü yakılmış bir yerden geliyordum. Tabi bu bir ihtiyaçtan olmalıydı. Öyle ya yağmur bu şehre de yağıyor ve bir yerden akarı olmalı. Belki yağmur sularına yol gösteren bir tedbir olmalı.

Öyle ferah bir görüntüsü vardı ki ben şehri kendime göre birkaç tur attım. Daha sonra İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yolunu tuttum. Çünkü benim Ahmet Şirin Bey ile görüşmemi istiyorlardı.

Ahmet Şirin Bey’in ilçesinde ikamet ediyordum. Daireye uğradığımda bir vazife için Kastamonu merkeze gitmiş olduğunu öğrendim. Oradakilerden biri beni Ahmet Şirin Bey’le telefonda görüştürdü. Kısa bir görüşmenin ardından dairede biraz daha kaldım. Hem mesai arkadaşları hem de öğretmenler Ahmet Şirin’i çok seviyorlardı. Bir hemşerisi olarak çok memnun oldum.

Zaman süratle geçiyordu. Benim başta Daday olmak üzere orada tanıdığım güzide insanları geride bırakarak; belki de ömrümde bir daha görmeyecek olmanın hüznü ile hazırlık yapmaya başladım.

Yola çıkmadan; Ercan Başol, Tevfik Alaybeyoğlu, ismini sonradan hatırladığım Aziz Kılıç’ı, Okul Müdürü Dilek Çelikci Hanımefendiyi, Milli Eğitim Müdürlüğü çalışanları Ali İhsan Çelik ile Cihangir Çelebi’yi ve yüzünü görmeden görüştüğüm Ahmet Şirin Beyi ardımda bırakarak yola koyuldum.

İlçeden ayrılırken ağır adımlarla otomobilime doğru giderken zamanı yavaşlattığımı sanıyordum kendimce. Daha fazla hüzünlenmek için ardıma bakmadan yürüyordu. İlçede kaldığım yaklaşık üç saatlik zaman içinde; hayaller, hatıralar, mekânlar, insanlar, canlı ve cansız birçok şeye veda ediyordum.

Tanıdığım çok güzel insanların yanında, lisan ile konuşmadığım ancak gönülden irtibata geçtiğim onca insanlardan ayrılarak yeni mekânlar görmek için oradan ayrıldım. Diğer yerlerde olduğu gibi gönlümün bir yanı da Daday’da kaldı. Günün birinde hafızam bana ihanet ederse, kaleme aldığım bu satırlar hatırlatacak Daday’ı.

Bu arada Daday ile ilgili bazı fotoğraf ve videoları bana gönderme zahmet ve nezaketinde bulunan; Cihangir Çelebi’ye de en kalbi muhabbetlerimi sunarım.

Daday’da gördüğüm, sohbet ettiğim, hatta hiç görmeden varlığını hissettiğim herkese selam ederim. Benim için en hususi yerde olacaksınız hep.

Yurdumun birçok yeri gibi, Daday’da bir gönül şehri olarak kalacak bende…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —