Seyfi GÜNAÇTI

Tarih: 20.02.2023 09:01

Depremin ardından

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye, bazılarının 'asrın felâketi' dediği bir deprem yaşadı. Aslında bir değil, iki büyük depremle sarsıldı.
06 Şubat Pazartesi sabaha karşı 04.17'de Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremden sadece dokuz saat sonra, depremler açısından ona çok yakın bir bölgede, Elbistan ilçesinde 7,6 büyüklüğünde bir deprem daha oldu.
Her iki deprem de K. Maraş sınırları içinde meydana gelmişti. K. Maraş dahil olmak üzere deprem; Adıyaman, Ş. Urfa, Malatya, Diyarbakır, Gaziantep, Osmaniye, Adana, Kilis ve Hatay illerinde yıkıcı etkisini gösterdi. Son anda Elazığ da afet bölgesine dahil edildi.
17 Şubat itibariyle 38.044 insanımız hayatını kaybetti. 105 binden fazla yaralımız var. Yıkılan veya acilen yıkılması gereken bina sayısı 61.722. Büyük acı, büyük yıkım!
Bu vilayetler içinde depremin merkez üssüne en uzak konumda olan Hatay'da görülen yıkım ve can kaybı şaşırttı. Fay hattı, K. Maraş-Hatay doğrultusunda gidiyormuş. Ancak aynı doğrultu üzerinde veya yakınında bulunan yerlerde, Hatay'daki kadar yıkım olmaması düşündürücüydü.
Bir başka düşündürücü husus da; İskenderun'a 50, Osmaniye'ye sadece 23 km mesafede bulunan ve depremin merkezi ile, büyük yıkıma uğrayan Hatay arasında bulunan Erzin ilçesinde tek bir binanın dahi yıkılmamış olmasıydı. Bunu, belediye başkanının yapılaşmada yolsuzluğa izin vermemiş olmasına bağladılar. 
Kendisine mikrofon uzatılan Başkan Ökkeş Elmasoğlu, “Usulsüz yapılaşmaya izin vermedim. Bunun için sert tepkilerle karşılaştım. Tepki gösterenler arasında yakınlarım da vardı. Bana “Türkiye'nin en doğrusu sen misin?” dediler” dedi.
Başkan doğrusunu yapmış. Bu anlayışından ve kararlığından dolayı kendisini tebrik ediyorum. Ancak Erzin'de hiçbir binanın yıkılmamış olmasını sadece buna bağlamak isabetli olmaz. Çünkü Ökkeş Bey 2019'da seçilmiş. Erzin'deki bütün binalar ise son dört yılda, yani onun döneminde yapılmış değildir. Bunun başka bir açıklaması olmalı.
Yıkılan binaların bazılarının müteahhitleri yurt dışına kaçmaya çalışırken veya bulundukları yerlerde gözaltına alınmışlar. Elbette suçlular hesap vermeli. Ancak sadece müteahhitler mi suçlu? Onların yaptıklarını denetlemekle görevli belediye elemanları, kontrol mühendisleri, yapı denetim elemanları bu binalar yapılırken neredeydi? Onların da hesap vermesi gerekmez mi?
Müdürlük görevim sırasında yaşadıklarım ve gördüklerim bana şunu öğretti:
“Yönetim makamında ve kontrol mevkisinde bulunanlar izin vermedikçe yolsuzluk olmaz.”  
Buna “göz yummadıkça” ifadesini de ekleyebilirsiniz.
Sayın Cumhurbaşkanı, “Yaralar en kısa sürede sarılacak. Konutlar bir yıl içerisinde bitirilecek” dedi. İnşallah dediği sürede gerçekleşir. Bizim de temennimiz budur. 
Ama nasıl? Esaslı bir planlama, yeni bir yöntem, sağlam denetim ve en önemlisi halis ve dürüst bir anlayış olacak mı? Yoksa 1999 Marmara depreminden sonraki hayal kırıklığı mı yaşanacak?
Hafızanızı yoklayınız. Depremzedeler için yaptırılan konutların bazıları, öncekilerden daha hatalı çıkmıştı. Bir vatandaş, evinin tuvaletine girdiğinde tuvaletle birlikte alt kata düşmüş, bir diğerinin balkonu çökmüştü. 
Benim bir teklifim var. Erzin Belediye Başkanı Ökkeş Elmasoğlu'nu, deprem bölgesindeki yeni yapılaşmanın genel koordinatörü olarak atayalım. Bütün inşaat projeleri onun onayından geçsin. İnşaatları o denetlesin. Tabii on vilayete yetişebilir mi, o ayrı konu.
İkinci teklif, ki bu daha uygulanabilir bir seçenektir. Hatır gönül ilişkisi rol oynamayacak,  'filancanın yakını' anlayışı gündeme gelmeyecek. Siyasi görüşü dikkate alınmayacak. Devlet on tane Recep Yazıcıoğlu bulacak ve on vilayete vali olarak atayacak. Bu vali, bir süreliğine belediye başkanı yetkilerine de sahip olacak.
Zeki Ordu kardeşimiz, Trabzon Beşköy'ü ziyaretinde vatandaşlara Recep Yazıcıoğlu'nu sormuş; “Nasıl birisiydi?” demiş. Hemşerimiz cevaben “Adamdı daa!” demiş. Bu vesile ile adam gibi adam, dürüst insan, unutulmaz Vali Recep Yazıcıoğlu'nu rahmetle anıyorum.
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —