B.Rahmi ÖZEN

Tarih: 15.06.2023 14:58

DİLİN YOKTU MENEKŞEM

Facebook Twitter Linked-in

Ruhum yandı dünden beri, sanki başım sarhoştu                                                 
Söyle bana menekşem, sıran neden bomboştu?

 Okul çıkışı, arkamdan takip ederek öğrenmişsin evimin adresini!
Bakarsın diye güvercin bakışlarınla gözlerime bu sabah seni gözledim; girdiğim sınıflarda! Bakmadın. Sözcüklerle söyleyemediğini belki bakışların konuşturur diye kusurlu gözlerimi dolaştırdım sıralar arasında. Bakmadın!
Gecemi dolduran dolunay gibiydin yüreğimde! Seni aradı gözlerim belki bir anlamlı tebessümle bakarsın diye. Bakmadın, menekşem! Bakmadın!
Gözlerini, gözlerimle buluşturmalıydım çiçeğim! Dilsiz konuşmalıydık seninle. Gözler de konuşur. Bazen özlerin kelimelerle ifade edemediklerini gözler daha net konuşturur!  Buluşturmadın gözlerini gözlerimle!
Yüreğimi titretmeliydi ürkek bakışların. Bir gülümseme ile gidermeliydim gözlerine asılan ürkekliği. Usulca benden yana çevirmeliydin güvercin bakışlarını. Hep istedim bunu gün boyunca.  Çevirmedin!
Anlamalıydım bakışlarındaki gizemi, ayırmalıydım öteki çocuklardan seni.  Ayıramadım! Bu, işte demeliydim, beni rüyasına konuk eden kız. Naz yaptın bana menekşem! Biliyorum naz yaptın!
 Kimsenin gözünde; benim olacak anlamlı bir ciddiyet bulamadım.
 Göz kapaklarının üstünde bulut yüklü bir çift göz aradım! Çözülse bir bakışla dedim içimden. Aradım, bulamadım!
Uykularını çalıp hülyalarını rüyalarına çevirdiğim için bana onur verdin. Ne olur kara sevdâm, umutla bak yüzüme ve yeşillensin umutların.
Yeşillensin çocuğum, şebnemleri yüreğine konuk eden ilkbahar çimenleri gibi!
Bari bakmıyorsan bir anlamla, ayakuçlarına düşsün ürkek bakışların. Zorla biraz kendini de iki damla zehir akıt yüreğime. Islanırsa gözlerinden akıttığı incilerle belki Kâbe kadar kutlu olur yüreğim. Kâbe kadar kutlu!
Girdiğim her sınıfta herkesi konuşturdum, titrek ve kırılgan bir ses duysun diye kulaklarım. Sesini de gizledin benden, sesini de... Gizledin!
Susuşunu, gözlerine yüklemedin! Niye?
O gece attığınız çığlıkları duymamış kimseler. Duymamış yakın akrabalarınız. Duymamış dağlar-taşlar menekşem, duymamış. Duysaydı Canik dağları yarılırdı patır patır. Dolardı içi Mert ırmağının. Sesiniz kısılıncaya dek haykırmışsınız gökyüzünün boşluğuna. Sarılıp sarılıp ağlamışsınız birbirinize. Ağlamak sana değil, bulutlara yakışır güzelim! Karanlığa kapatır gibi kapılarını kapatmışlar yüzlerinize. Gerçek o ki, bilgisizliğin karanlığına kapatılmalıydı kapılar.  
Yakalayamadığımız için o erdemi, affet menekşem, bizleri! Belki günlerce kan aktı senin derdinden Mert ırmağı suları; göremedik güzelim. Sur vardı gözlerimizin önünde. Belki, azgın dalgalarıyla dövdü Toptepe'nin eteklerini Karadeniz; sağırdı kulaklarımız, duyamadık.
Anacığın ne kurbanlar adamış, yatalak kocasının sağlığı için, ne arzlar sunmuş bulutları devşiren Yüceler Yücesi'ne.
Demek ateşten ırmaklar akıyor içinde? Kara bulutlar dolaşıyor üstünde? Sen de anan gibi talihsizler içinde bir kadın olmamak için yürüdünse arkamdan, a güzelim niçin göstermedin yüzünü? Tatlı dilinle niçin konuşmadın mırıl mırıl? 
Biliyorum, akranlarının dudaklarında çağın sihirli şarkıları sunulurken mehtaba, senin iniltilerin duyulmamış gecenin karanlığında. Ah, biz varsak, biz yaşıyorsak bu ülkede senin de masal kanatlı meltemlerle yüklü olmalıydı umutların. Biliyorum sızısını çekiyorsun her dem ayağının altındaki cam kırıklarının.  Dayanamam ıslak gözlerine. Gözlerinin topladığı renkleri, yüreğinin en gizli odalarına saklamışsın, öğretmenimden bir umut gelir diye. Girmemiş gözlerine geceler boyu uyku. Umutsuz her günün akşamında batan güneşle birlikte yüreğin mi tükeniyordu, tatlım? Ah, o akşamlar! O akşamlar ki; sesini ayazlarda donduruyordu değil mi? Çığlık çığlığa yırtılan uykusuz gecelerin kadınıydı anacığın değil mi? 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —