Yılmaz İMANLIK

Tarih: 23.10.2023 15:47

EYLÜL

Facebook Twitter Linked-in

 Ah be Eylül!
Hep böyle yapıyorsun. Her gidişinde ardında bitmiş hikâyelerin kırıntılarını bırakıyorsun. Sen giderken hikâyeler neden biter, neden hikâyelerin doyasıya yaşandığı ve hiç bitmeyeceği zamanlar sunmazsın ki bize?
Huyun kurusun!
Yüreklere acı, hüzün ve hicran tohumları ekmekten ne zaman vazgeçeceksin? Böyle yaptığında sana ödül mü veriyorlar, başın göğe mi eriyor!
Bahar aylarında gözlerini hayata açan tomurcuklar gibi başlayan hikâyeler sen geldiğinde kurumuş çiçeklere döner. Kelebekler engin maviliklerden bir bir düşer, güller koklanmaya doyamadan sararıp solar.
İlkyazlarda hikâyeler biriktiririz gönül baharımızda. Onların büyüsüne öyle kapılırız ki hiç bitmeyecek sanırız.
Ama sen yok musun eylül!
Bir bıçak gibi yüreğimizden söküp atarsın bütün hikâyeleri. Sonra paramparça edersin.
Halbuki ne güzel bir adın var senin. Öyle naif, öyle ince. Öyle güzel bir ki adını telaffuz etmek. Yanıltıyorsun bizi. Ve ben bizi hayal kırıklığına uğratanları hiç sevmem.
Adın şiirle anılır hep. Sarı yaprakların sürüklenmesi bile mısralar gibidir. Rüzgarın şiirin nağmelerini taşır. Yağmurların satır satır değer dudaklarımıza. Adı şiirle anılan bir ay hiç hüzün kokar mı?
Adın kavuşmak olsun senin.
Eylül vurgunu savaşın dehşetli silahlarından daha çok yaralar insanı. Kurşun yarası iyileşir de eylül yarası kabuk bağlamaz.
Sen hikâyeleri öğütüp rüzgarla savuran acımasız bir değirmen gibisin. Bir hikâyeyi bir kez taşının altına aldıysan artık kurtuluş yoktur. Hayaller de bir toz parçası olur artık. Hayalleri un ufak edersin. Çıplak bir gökyüzü bırakırsın bize bütün yıldızları sökülmüş ve bütün kuşları gitmiş…
Ah be Eylül
!Hep böyle yapıyorsun…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —