Seyfi GÜNAÇTI

Tarih: 01.06.2023 10:20

Farklılığımız zenginliğimizdir

Facebook Twitter Linked-in

 Bu sözü kim söylemiş bilemiyorum. Ancak gerilen ortamı yumuşatmak için iyi niyetle kullanıldığına şahit oldum.
Bu sözün kapsamının sınırsız olmadığını düşünüyorum.
Bir çiçek bahçesi hayal edin.
İçinde güller var, çiğdemler var.
İçinde karanfil, lâle, küpeli, menekşe de olsa bahçe daha güzel görünmez mi?
İşte bu farklılıklar bahçenin zenginliğidir.
Fakat dikenler, çiçeklerin boyunu aşan otlar, bahçeye atılmış meyve kabukları, kullanılmış pet şişeler vb çeşitlilik bahçenin güzelliğini bozar.
Tatile çıkacaksınız. Niyetiniz, bir sahil beldesine gitmek.
Ancak aile fertlerinden biri “Bu sene tatil için ben yaylaya gitmek ve tabiatla iç içe olmak istiyorum” diyor. Ailenin diğer üyesinden farklı bir teklif de gelebilir.
İlk niyet normal olduğu gibi, ikinci istek de normaldir, bir kötülük yoktur.
İnsanın yaratılışında bile farklılık vardır. Beyaz tenli-siyah tenli, sarı ırk-çekik göz…
Bunlar yaratılıştaki farklılıklardır.  Dünyanın değişik bölgelerinde bu farklılıkları görebiliyoruz. Ancak bazı insanlar, diğerindeki farklılığa tahammül edemiyor. “Bunu da Allah yaratmış” demiyor, onun da bir insan olduğunu düşünemiyor. Bu tahammülsüzlük özellikle esmer tenli insanlar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Teninden dolayı başkalarını küçük görme hastalığı, özellikle Avrupa ülkelerinde yapılan spor yarışmalarında kendini göstermekte, zenci sporcular çirkin benzetmelerle aşağılanmaktadır.
Lâkin bu anlayış, salim akıl sahipleri tarafından kabul görmüyor. Bunu yapanlar kınanıyor.
Farklılıklar, yaratılışın gereğidir. Farklılıklar; yardımlaşmaya, ilerlemeye, hayatı kolaylaştırmaya vesile olur ve olmalıdır. 
İnsanın yaratılışında nasıl farklılık varsa, düşünce yapısında da farklılık vardır. Bunları normal karşılamalıyız. Yeter ki bu düşünceler, aşağılama ve ötekileştirme anlamı taşımasın. Düşüncesinden dolayı ayrıştırma, ötekileştirme ve tahammülsüzlük siyasi konularda çok görülmektedir.
“Farklılıklar, zenginliğimizdir” derken; yoldan çıkmayan, örf ve adetlerimize aykırı olmayan, inançlara saygılı olan ve toplumun değerlerine uyan farklılıkları anlamalıyız.
İslâmiyet; Allah tarafından Hz Muhammed'e (SAS) gönderilmiş ve onun tarafından insanlığa tebliğ edilmiştir. Onun vefatından sonra da İslâmiyet, Kuran-ı Kerim'in esasları ve onun sünneti üzere devam etmiştir.
Sonraki yıllarda ortaya çıkan yeni meselelere çözüm için ayetlerde ve hadislerde hüküm bulamayanlar çareler aramışlar; inandıkları ve güvendikleri hocalara başvurmuşlar.
Onlar da mevcut deliller ışığında, kendi bilgilerini de ortaya koyarak bir karara varmışlar. Başka bir İslâm âlimi de başka bir delile dayanarak biraz farklı bir sonuca ulaşmış. Böylece mezhepler  ortaya çıkmıştır. Bunlara “Ehli Sünnet ve'l Cemaat” diyoruz ki, sayıları dörttür. Kaç asırdan beri bütün Müslümanlar tarafından bu dört mezhep 'Hak Mezhepler' olarak kabul görmüştür.
Her biri, dinin esaslarının dışına çıkmadan Müslümanların sorunlarına çözüm bulmuşlardır.
İşte bunlar da inanç yönüyle bizim zenginliğimizdir.
Abdesti bozan şeyler konusunda küçük farklılıklar olsa da hepsi de abdesti, namazın şartlarından saymışlardır. Bir âlim, vardığı sonuç sebebiyle diğerini eleştirmemiştir.
Bu farklılıklar Müslümanlar arasında diğerini suçlamak için kullanılmamış, karşısındakinin kalbini kırma sebebi sayılmamıştır. 
Şimdi farklı siyasi görüşün taraftarları; başkalarının söylemleri ile başkalarına ait görüşlerle en yakın arkadaşını, hatta akrabasını dahi ötekileştirmekte, kalbini kırmaktadır. Bence yanlış olan budur.
İşte “Farklılıklarımız zenginliğimizdir” ifadesinden ben bunu anlıyorum. Bilmem anlatabildim mi?


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —