Seyfi GÜNAÇTI

Tarih: 16.01.2023 08:50

Geleceğimiz tehlikede mi?

Facebook Twitter Linked-in

İslâm dini, en son ve en mükemmel dindir. Kıyamete kadar insanlığın ihtiyaçlarına cevap verebilecek özelliktedir. İslâm’ın ana kaynağı da Kuran-ı Kerim’dir. Aradığın her şeyi onda bulabilirsin. Yeter ki aramasını bilesin.

Sahabeden birisi, her sorunun cevabının Kuran’da mevcut olduğunu belirtmek için “Ayakkabımın bağcığı kaybolsa onu Kuran’a ararım” demiştir.

Toplumun huzuru, sağlığı ve geleceğinin güvende olması için İslâm Dini beş şeyi koruma altına almıştır: 1.Can, 2.Mal, 3.Din,4.Akıl ve 5.Nesil.

İslâm Dini saydığımız bu hususları nasıl koruma almıştır, kısaca değinelim:

1.Can: İnsan hayatı kutsaldır. Cana kıymak büyük günahlardan sayılmıştır. Allah(CC), “Kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir” buyurmuştur (Maide: 32).

2.Mal: Mal, canın yongasıdır. Getirdiği hükümlerle İslâm dini malı koruma altına almış, hırsızlığı ve haksız yollardan başkalarının malını yemeyi yasaklamıştır. Kul hakkına girmek büyük günahlardan sayılmıştır.

3.Din: Herkes dinini seçmekte ve yaşamakta özgürdür. “Dinde zorlama yoktur” ve “Senin dinin sana, benim dinim de banadır” (Kâfirûn Suresi) ayeti, dini hayatı koruma altına almıştır.

4.Akıl: İslâm dini; aklı gideren ve düşünmeyi engelleyen alkollü içkileri yasaklayarak kişinin aklını koruma altına almıştır. Ayrıca akıl yürütmeyi ve düşünmeyi öğütleyen çok sayıda ayet vardır.

5.Nesil: Evlilik dışı ilişkiler yasaklanmış, böylece neslin temizliği ve korunması sağlanmıştır.

Bugünkü konumuz aslında beşinci madde ile ilgilidir; neslin korunması.

Evlilik dışı ilişkiler yasaklanarak neslin safiyeti korunabilir. Lâkin nesillerin sadece safiyetinin değil sağlığının da korunması gerektiğini düşünüyorum. Bedenen ve ruhen sağlıklı nesiller yetiştirmek, hem ailelerin hem de devletin hedefi olmalıdır.

Çocukluğumda bölgemizin kadınları bellerine kalın bir kuşak sararlardı. Bunu iki sebeple yaptıklarını duymuştum. Bir; sırtına sepet almak, odun yükü taşımak gerektiğinde belleri acımasın diye. İki; çocuğun oluştuğu ve geliştiği ana rahmini soğuktan ve bu sebeple oluşabilecek hastalıklardan korumak. Bugün sosyal medyada yer alan sıradan horon videolarında dahi horon oynayan Ağasarlı kadınların bellerinde bu kuşağı görebilirsiniz.

Günümüzün genç kızlarına bakınca gelecek nesillerin sağlığı konusunda endişelenmeye başladım. Kızlar, çocuğun oluşacağı hassas bölgelerini koruyacak yerde inadına göbeğini açarak sokakta dolaşıyorlar. Hem de şu kış gününde!

22.12.2022 günü yeni köprünün üstünde yürürken göbeği açık bir kıza rastladım. Öyle görünür görünmez bir açıklık değildi; göbeğinin görünen kısmı dört parmaktan daha fazlaydı. O tarihte hava çok soğuk değildi, yerde kar yoktu ama ne de olsa kış günüydü.

Yine kışın tam ortasında 11 Ocak Cuma günü yanımda emekli bir öğretmen arkadaşla gelirken bu sefer eski köprü üzerinde göbeği hayli açık bir kıza rastladık. Araba kullanmasına rağmen arkadaşım kızı görmüştü. “Bunlar göbeğini neden açıyor, anlamıyorum” dedi. Arkadaşı uyarma ihtiyacı hissettim; “Aman, sen dikkatini arabaya ver. Bir kazaya uğramayalım” dedim. 

Ben başım açık sokağa çıksam ve kafama birkaç damla yağmur düşse akşam mutlaka başım ağrır. “Bu kızlar akşam eve vardıklarında acaba karın ağrısı çekiyorlar mı?” diye düşündüm.

İşin bir de edep yönü var ama o konuya girmeyeceğim. Ancak konunun gündeme geldiği bir meclisteki arkadaşın hayret ifade eden sözünü nakletmekle yetineceğim:

İnanamıyorum ya! Terme’de kızlarını göbeği açık sokağa salan aileler var mıymış?

Cevaplanması gereken bir soru var; “Neden açıyorlar?”

Bu bir araştırma konusu olabilir. Sosyologların mı yoksa psikologların mı alanına giriyor bilmiyorum. Ama kimin konusu ise bir araştırma yapıp kamuoyu aydınlatılsa kafalardaki sorular giderilmiş olur. Tıp adamları da, göbeği açık gezmenin, doğacak çocukların sağlığına etkilerini araştırsa iyi olur diye düşünüyorum.

Ne de olsa geleceğimiz söz konusu!  

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —