Seyfi GÜNAÇTI

Tarih: 03.01.2023 09:47

Gölköy’de ilk günlerimiz

Facebook Twitter Linked-in

 

Öncelikle 01 Ocak Pazar günü başlayan 2023 yılının aileniz, ülkemiz ve bütün insanlık için hayırlı olmasını diliyorum.

Geçen hafta öğretmenlik görevime Gölköy’de nasıl başladığımı anlatmıştım. O yazı ile Gölköy defterini kapatacaktım. Fakat o yıllardaki öğrencilerimizden bugünün öğretmeni Mustafa Serdar, yazıya yorum yapınca tekrar o günlere döndüm. Bu haftaki yazımı da Gölköy’e ayırmaya karar verdim. Zaten Gölköy, 1-2 köşe yazısı ile anlatılabilecek bir ilçe değildir.

Geçen haftaki yazımda, bir an önce Gölköy’e ulaşmak için bazı yerlerden hızlıca geçmiştim. Meselâ Çaka-Hoynat Tüneli önündeki heyelâna değinmemiştim. Biz Ulaş’tayken Karadeniz Bölgesi’ne hatırı sayılır derecede yağmur yağmış, heyelânlar olmuş, yollar yıkılmıştı. Heyelândan etkilenen yerlerden biri de, yolumuz üzerinde bulunan Bolaman- Perşembe arasındaki Çaka Tüneliydi.

Tünelin Bolaman girişinde heyelân olmuş, yol uçmuş, ulaşım durmuştu. İlk günler şehirlerarası otobüsler, yolcularını motor ve kayıklarla denizden Perşembe’ye taşımışlar ve karşı yönden gelen otobüslere devretmişlerdi. Bazıları da yolcularını; minibüs, cip gibi otobüse göre daha ufak araçlarla eski Koçboynuzu yolundan Perşembe’ye ulaştırmışlardı.

Biz oradan 08 Ekim (1976) günü geçtik. Tabii hemen geçemedik. Yol yapım çalışmaları devam ediyor, ulaşım aralıklarla sağlanıyordu. Biz sadece 15 dakika beklemiştik.

Ordu’dan Gölköy minibüsüne binip Ulubey’i geçtikten sonra yol döne döne yükseliyordu. Ne kadar yükseldik bilmiyorum, bir tepede kurulmuş kasabayı geçtikten sonra inişe başlamıştık. İşte o kasabanın Gürgentepe Beldesi olduğunu sonradan öğrendim.

Gürgentepe’den sonradır ki ormanların arasına dalmıştık. Bir yerden geçerken yolcular arasında ‘Dokuz Dolamaç’ muhabbeti başladı. Eskiden yolun bu bölümünde çok sayıda dönemeç varmış. Herhalde Yolağzı-Espiye arasındaki Armelit virajları gibi olmalı. Bu dönemeçler hem sürücüleri hem de yolcuları bunaltıyormuş. Yakın zamanda tek dönemeçten oluşan kestirme yol yapılmış da herkes, ‘Dokuz Dolamaç’tan kurtulmuş.

Ordu’dan sonra nasıl yükselerek yol almışsak, Gürgentepe’den sonra da aynı şekilde inerek bir ırmağın kenarına kurulmuş olan Gölköy’e ulaşmıştık.

Gölköy’de ilk akşam, kendileri köyde yaşayan Mustafa Beylerin evinde konaklamıştık. Sabah erkenden kapımız çalındı. Şaşırmıştık. Biz daha dün akşam gelmiştik. Burada hiç tanıdığımız yoktu. Kapımızı çalan kim olabilirdi?

Aşağı indim. Kapıyı açınca genç bir erkekle yanındaki kadını gördüm. Onları tanımıyordum. Bizi evlerine kahvaltıya davet ettiler. “Evimiz hemen şurada, 50 metre ileride” diyorlardı. Davet karşısında şaşkınlığım bir kat daha arttı.

Biz eşyalarımızı gece saat 22.00’de kamyondan indirmiştik. Bizi kim görmüştü? Birileri görmüş olsa bile, daha yüzlerini görmediğimiz insanlar, hangi yakınlıkla bizi kahvaltıya davet ediyorlardı? Burada bir akrabamız yoktu!

Genç karı-koca bizi ikna etti. Birlikte evlerine gittik. Bizi davet eden aile büyüklerinin Ayşe ve Salih Bal çifti olduğunu öğrendik. Bize gönderdikleri gençler de oğlu ve geliniymiş. O günden sonra onlar bizim Ayşe Teyzemiz ve kâh Salih amcamız, kâh Salih Ustamız oldular.

Aile Çaykaralı imiş. Nasıl öğrendilerse benim öğretmen olduğumu ve Trabzonlu olduğumuzu öğrenmişler. Bizim kaldığımız evde kahvaltı hazırlamamıza fırsat vermeden oğlunu ve gelinini bize göndermişler. Ben şimdi bu komşuluğu, bu güzel anlayışı hangi kelimelerle anlatayım?

Gölköy’ün içinden bir ırmak geçer. Bu bakımdan şehrin iki yakası vardır. Ayşe Teyzelerin evi, ilçeye adını veren Gökgöl’ün hemen yanındadır. O Ayşe Teyze ki; ırmağın öbür yakası için bir şey diyemem ama evinin bulunduğu mahallede ve o mahalleden yolu geçenlerde yardımının dokunmadığı, hasta olup da iğne yapmadığı kimse yok gibidir.

O Salih Usta ki; kızının okuluna atanan öğretmenin ilk yakacak odununu omuzunda götürmüş, kesmiş ve ailenin sobasını kurmuştur. Anlatılanları nakletmiyorum; elinde balta, omuzunda odunla bizim evin önünden geçerken Salih Ustayı bizzat gördüm.

Her ikisi de ebedi aleme göç ettiler. Allah onlardan razı olsun, rahmetiyle muamele eylesin.

Sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yıl diliyorum.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —