İster küçücük bir ilçe, ister “metropol” denilen özellikte olsun; şehirler, içindeki bina sayılarından ibaret değildir.
Şehir; mimarisi, cadde ve sokakları, parkları, meydanları, işyerleri, tesisleri, ibadethaneleri, çeşmeleri hatta mezarlıklarıyla bir bütündür. Bunların yanında saymadığımız resmi kurumlar da bulunur. Listenin çok uzamaması için onları ismen zikretmeyelim dedik.
Peki, her şehir aynı mıdır?
Elbette aynı değildir. Yukarıda sayılanlar şehrin görünen yanlarıdır. Yahya Kemal Beyatlı’nın şiirlerinde çok geçen “Revnaklı ve efsunlu” şehirler vardır. Bu iki şehir tipinin görünüşte pek farkı yok sanılabilir. Ancak durum hiç de öyle değildir.
Özellikle ABD’de bazı şehirler geometrik bir yapıdadır. Şehir sadece konaklanacak binalardan kurulu olup, her bina sadece bir “numaradan” ibarettir. Filan numaralı sokak ve falan numaralı bina. Hepsi bu. Günümüzde ülkemizde de uygulamaları var. Hem cadde, hem soka hem de bina sadece bir numaradan ibaret. Bunun dışında ise küçük mahalle marketleri (eskiden bakkal deniyordu) ile bazı tanınmış marketlerin bir şubesi olan yerler.
İnsanlar işlerine gidip geldikten sonra kendine ait numaralı daireye geçiyor bir sonraki gün işine gitmek için orayı terk ediyor. Bunun dışında anlatılacak hiçbir yanı yok.
Sadece dış görüntüye, düzen ve tertibe önem verilen bu yerler resmi şehir olmanın ötesinde bir anlam taşımıyor. Yani akşam olduğunda herkes kendi özel oteline yerleşiyor. Apartmanlardaki komşularının adı da 3 numara 7 numara gibi sayılarla ifade ediliyor. Cismi var, ruhu yok yerler yani.
Efsunlu şehirler öyle mi ya? Belki görünüş olarak bir düzeni yok gibi duran, belli mesafelerde çeşmeleri bulunan, her mahallesinde bir mabede sahip, küçücük bir meydanı, birkaç ağaçla süslenmiş bir bahçesi, az ileride bir mezarlığı olan şehirler. Yani ruhu olan şehirler.
Bu şehirlerde binalar tarif edilirken 4 numara, 13 numara diye değil de; cumbalı balkonu olan ev, kiremitli bina, yeşil balkonlu yer, mezarlıktan sonraki ilk ev, çeşmenin arkasındaki yer gibi; bir haneyi, başka bir şeyle anlatan, yani şehre bir ruh katan cümlelerle izah edilen yerler.
Efsunlu şehirler ruhu olan şehirlerdir. İnsanla hayat; hayatla ölüm yan yanadır. Bu gibi yerlerde hüzünler ortak, neşeler ortak olur. Birinin derdine hemdert olunur. Birilerinin neşesine ortak olunur. Öncelik dayanışma ve yardımlaşmadır.
Numaralarla ayırt edilen yerlerde sadece konaklanır. Belki cenazeleriniz bile daha düzenli diye başka yerlere götürülür, dünyada ömürlerini bir arada geçirmiş ana ve babalarınız ayrı yerlerde yatıyor olabilir.
Revnaklı şehirlerin bir ruhu yoktur. Bir cismi vardır. Geometrik bir planı vardır. Görünüşte bir düzeni vardır. Aslına bakarsanız belli olmayan bir dağınıklığı, bir uzaklığı, bir soğukluğu vardır.
Efsunlu şehirlerin ise bir gönlü vardır.
Yeter de artar bile.
Öyle değil mi?