B.Rahmi ÖZEN

Tarih: 15.05.2023 11:11

İĞRENÇ BİR KARADULKEN

Facebook Twitter Linked-in

 ‘Ne kadar tatlı konuşuyorsunuz! Ağzınızdan çıkan söz, gönlüme yeni mutluluklar inşa ediyor. Sanki dilinize bal sürmüş, Rabbim.'
‘Dil kazanır, gönül sever, Yunus can! Gönül göğe benzer, dil yeryüzüne! Söz tatlıysa yeryüzünden göğe bir yol çizer, kelimeler. Ve dilber dudaklar, onu, bülbül gibi terennüm eder. İnsanın içine kin, nefret, hırs ve iğrenç düşünceler egemense dilin aslı-faslı yoktur, Yunus! Sana tavsiyem; şu tufan içinde bal söyle ve gönül kazan! Tatlı söz söylemek ve gönül kazanmak Nuh'un gemisine binmeye benzer. Nuh'un gemisine binenler, kurtarır kendini.'
Yunus'un pişmanlık duyan gövdesinden terler akıyor. İnançtan yoksun eski günlerini anımsıyor. 
'O kara günlerimi, zalimce yaptığım işkenceleri hatırlayınca güneşim kararıyor, can Yusuf!' diyor. 'O anlarımı hatırlayınca karanlık dünyam, bütün sıkıntılarıyla gelip gözlerime oturuyor.' 
Yeşilırmak suyunda boğulurken Yusuf'la ilk tanıştığı günü hatırlıyor:
'O gün, yaptığınız iyilik ve özverinin doyulmaz yiğitliğinden huzurunuzdan; utanç içinde kaçmayı düşünmüştüm.'
'Niçin?'
‘Kendimi, karanlığın boşluğunda iğrenç bir cani, bir karadul görmüş de ondan. Sizdeki aşk, sevgi ve özveriyi görünce aklım, birden susmuştu. O gün sırtımda şişirilmiş bir davar derisinin gerginliğiyle çok zorlanmıştım. Sizinle konuştukça baştan sona bir aklığa dönenmek istedim. Tatlı sözleriniz, bana bal suyunda mayalanan bir hamurun tüllenen un aklığı gibi geldi. Hatırlarsanız birimiz din ehli, birimiz kin ehliyken; birimiz yürek dostu, birimiz sırtlan postuyken nasıl olacak bu, demiştim. Sizse bütün yüreğinizi sonuna kadar açtınız ve bana; umudunu yitirme dediniz. Allah'ımızın çok bağışlayıcı olduğunu söylediniz. O zaman çok sevindim ve size sımsıkı sarıldım. Kardeş sıcaklığıyla basmıştınız beni yüreğinize. İki can, tek bir beden olmuştuk. O an, savaş sonrası zafer gibi demlenmiş bir andı. Savaş bitmiş, barış metni imzalanmıştık. Kabaran yüreğimin gümbür gümbür yalpalanışıydı, o günkü tablo… O gün, bir tanımsız mutluluk, bir cennet musikisi iniltiler duymuştum yüreğimde. Savaş alanının çiçek tozu dökülmüştü tepemizde gezinen gümüş renkli bulutlardan. Yeşilırmak nehriyle Terme çayında batan nefret ve kara düşüncenin iğrenç ölüsü yüzmeye başlamıştı, o gün. 
Ah o gün, vah o gün… 
O gün, yüreğimde Meleklerin sevinciydi; sanki baştan sona evreni kaplayan. Göklerde, bizi gözleyen müjdecilerin yüreğinden ipek yumuşaklığında bir ses dolmuştu içime ki; 'Var olsun sevgi,' demişti. Kapkara ve taş gibiyken kalbim; karanlık dünyamın güneşi oldunuz. Zindana dönmüş içimi Allah'ımızın nuruyla aydınlattınız.'
'Ne güzel, o günü hatırlamanız…'
'Evreni sığdıracak kadar büyüktü yüreğiniz. O anı nasıl unutabilirim? O günü her hatırlayışım; yüce Peygamberimizin mübarek teri gibi vurur burnuma. Batıl inançlarımı yaşadığım yıllarımı hatırladıkça nefsimi lanetliyorum.'
 Yusuf:
 'Biz, Hakk'ı gerçek sevdik, Yunus kardaş! Hakk'ı gerçek sevenlerin dili şeker olur, cümle âlem kardeş gelir de ondan yaptık, bunları.' diyor.
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —