“İmam Hatipli olmak, bir sevdanın adıdır / O ideale varmak, herkesin muradıdır.
İmam Hatipli olmak, gonca iken gül olmak/ Ferasetli bir bakış, çağa damgayı vurmak.”
Şairin bu dizelerle tanımladığı, kurulduklarında “milletin ümidi” olarak görülen İmam Hatipliler, Terme İmam hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları 02 Temmuz 2023 Pazar günü saat 15.00'de, Yalı Mahallesi'ndeki İmam Hatip Lisesi binasında buluştu.
Ben de 1964 yılından beri İmam Hatipliydim ve bir misafiri beklemek durumunda kaldığım için yarım saat gecikmeyle de olsa davete katıldım.
TİMMDER Başkanı Ali Alparslan ve Okul Müdürü Mevlüt Demir beni kapıda karşıladılar. Bu nezaketlerinden dolayı kendilerine teşekkür ediyorum.
Hava sıcaktı ve gelenler, şemsiyelerin gölgesine yerleştirilen masalara oturmuş, hararetli bir sohbete dalmışlardı. Kim bilir her bir şemsiye altında kaç sene öncesinin hatıraları anlatılıyor, okulun mezunları, adımlarının basmadığı yer kalmayan bu bahçede, öğrenim gördükleri şu binada yaşadıkları hangi acı ya da tatlı anılarını anlatıyorlardı?
Mümkün olsa da her bir sohbete kulak verebilsek, her birini kayda geçirebilseydik.
Beni ilk karşılayanlardan biri de okulun mezunlarından bugünün Edebiyat Öğretmeni Ahmet Sezgin oldu. Heyecanlıydı. “Hocam, Uygur Bey'in eşi Ruhiye Hanım da burada. Bafra'dan geldiler. Görüşmek istersiniz diye düşündüm” dedi.
A. Sezgin'in işaret ettiği tarafa yöneldim. Hanımların masasında Ruhiye Hanım'ı tanıdım. Aradan geçen 38 yıl, az da olsa insanda değişiklik yapıyor. O günün şartları başörtülü çalışmasına izin vermiyordu ama şimdi başörtülüydü. Başka bir ortamda görsem, bilmem tanıyabilir miydim?
Masadaki hanımlardan biri hariç, diğerleri okulun ilk kız öğrencileriydi. İçlerinden biri, “Hocam şimdi bizim numaralarımızı da söyler” dedi. Rabbim lütfetti; üçünün de adını ve numarasını söyleyebildim.
İkisi Terme'de yaşıyordu. 3-5 senede bir olsa da bir yerlerde karşılaşıyorduk. Fakat Ahmet Sezgin'in kız kardeşi Fatma'yı okuldan beri, yani 38 senedir görmemiştim. Numarasını söyleyince heyecanlandı, çok şaşırdı. Bu kadar aradan sonra onun okul numarasını hatırlayabildiğime ben de şaşırdım.
Aynı sınıftan N.V.'un numarasını hatırlayamadım. Onun, bu duruma üzüldüğünü fark ettim. Onu mahcup görmek beni de üzdü. Lâkin bir ipucu verince gerisi geldi. Kendisini gayet iyi hatırladığımı anlattım. Bir kızını BÇAL'de okuttuğumu söyledim. Bu açıklamalarım belki Nuran kızımızın üzüntüsünü biraz olsun gidermiştir.
Bu okulda hatıralarımız çok. Üç buçuk sene görev yaptım ama bu süre bana on sene çalışmışım gibi geliyor. Belki de çok olaylarla karşılaştığımızdandır. Bu cümleden olarak bir hatıramı nakletmek istiyorum.
Temmuz 1981'de Kocaman Caddesi'ndeki okulda öğretmen olarak göreve başladım. Üç ay sonra müdür yardımcılığına atandım. Müdür ve üç müdür yardımcısı olarak uyum içinde çalışıyorduk. Eylül ayı geldiğinde Müdür Ayancık'a, Müdür Başyardımcımız Yerköy'e gönderildi. Onlarla birlikte dört öğretmen de başka illere gönderilmişti.
Okulda rahmetli Yakup Müezzinoğlu ile ikimiz kalmıştık. Ben Kocaman Caddesi'nde orta kısım öğrencilerine nezaret ediyordum. Yakup Bey, hem müdürlüğe vekâlet ediyor hem de Yalı Mahallesi'ndeki okula bakıyordu.
Bir müdür yardımcısına ihtiyacımız vardı. İlk teklifi Sosyal Bilgiler Öğretmeni Mustafa Uzun'a yaptık, kabul etmedi. İkinci olarak Meslek Dersleri Öğretmeni Tahsin Albay'a yöneldik. Tahsin Bey, henüz iki yıllık öğretmendi. Okulda daha tecrübeli öğretmenler varken bu teklif onun için bir şans sayılabilirdi. Ancak o da teklifimizi geri çevirdi.
İşte bu sırada Yakup Bey'in Tahsin Albay'a söylediği şu sözünü unutamıyorum:
“Bu senin için bir şanstı ama kabul etmedin. Bilesin ki; Terme İmam Hatip Lisesi'nde bir sene idarecilik yapan, Türkiye'nin her yerinde idarecilik yapabilir.”
İşte Terme İmam Hatip Lisesi o zamanlar bu konumdaydı ve bu önemdeydi.