Gazetemiz yazarlarından Selim Eroğlu geçen haftaki 'Neredesin Alican' başlıklı yazısında, eski öğrencimiz Alican Karaçuha'nın öğrenci iken verdiği bir sözü hatırlatmış.
Öğrenciler iş hayatına atıldıktan 20 yıl sonra topluma ne gibi faydalı hizmetler yapacaklarını anlatıyormuş. Alican da “Ben ileride okulumuzun bahçesine bir kapalı spor salonu yapacağım” demiş.
Yazı sosyal medyada hayli ses getirdi. Daha önce yazarlarımızın yazılarına hiç yorum getirmeyen kişiler dahi yorum yapmışlar. Yazının muhatabı Alican da açıklamada bulunmuş. Daha önce Alican'ın yorumuna rastlamamıştım. Acaba yazıdan kendisi mi haberdar oldu yoksa yazıyı okuyan bir tanıdığı mı ona haber verdi, bilmiyorum.
Yorum yapanlardan bazıları, “Söz veren, sözünü yerine getirsin” demiş. Bazıları insaflı davranmış. “15 yıllık bir doktorun gücü spor salonu yapmaya yetmez. Alican başlasın, Termeliler de destek olsunlar. Öğretmenler olarak biz de elimizi taşın altına koyalım” demiş.
Alican Karaçuha, benim de dersine girdiğim, sevdiğimiz öğrencilerden biridir. Tıp fakültesini bitirmiş, doktor olmuş. Ankara'da bir hastanede çalışıyormuş. Öncelikle konumundan dolayı kendisini tebrik ediyorum. Gücü yettiğinde verdiği sözü yerine getireceğine de inanıyorum. Allah, daha üst görevlere gelmeyi ve niyetini gerçekleştirmeyi nasip etsin.
Ben konunun bir başka yönüne değinmek istiyorum.
Alican bir gün “Ben varım” dese bile artık Bülent Çavuşoğlu Anadolu Lisesinde kapalı salon yapılacak boş alan kalmadı. Tabii öğrencilerin oyun alanlarını düşünmez ve bitişik nizam tarzında bina kondurmazsanız!
Sanırım 2012-13 yılları olmalı. Öğretmenlere bir anket formu dağıtmışlardı. Cevaplanmasını istedikleri sorulardan biri, “Gelecekte okulunuzu ve eğitimi ne gibi bir tehlikenin beklediğini düşünüyorsunuz?” tarzındaydı. Ben şu cevabı vermiştim:
“Bazı okullarda olduğu gibi ek binalar yapılarak okulumuz bahçesinin işgal edilmesinden korkuyorum” demiştim. Yakın zamana kadar korktuğum şey olmadı. Ancak birkaç senedir BÇAL bahçesinde bir ek bina görüyorum.
Memur Fatih Genç'in kardeşi, yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak baki aleme göç etti. Onun adını yaşatmak ve vasiyeti üzere birikimini hayırla değerlendirmek isteyen yakınları, abisinin görev yaptığı okulun bahçesine onun adına bir kütüphane yaptırmaya karar verdiler. Allah (CC), Hayati kardeşimizin hayrını kabul etsin.
Kimse böyle hayırlı bir teşebbüse karşı çıkamazdı; çıkmadı da. Niyet çok iyiydi, halisti. Ancak bu yapı ile okul bahçesinin daraldığı da bir gerçek. Umarım yeni binalarla daha da daraltılmaz. Keşke okul bahçeleri, gelecek düşünülerek çok daha geniş planlansa.
Bu yine bir şey değil. Fatih Anadolu Lisesi'nin (Eski Terme Lisesi) bahçesine bir değil iki okul yapıldı. Halbuki o bahçe sadece Terme Lisesi için ayrılmıştı. O günün ve Terme'nin ilk İlçe Milli Eğitim Müdürü (Rahmetli) Ömer Lütfi Tanış, yan yana bu dört okulun yerini milli eğitime kazandırırken, her okul için öğrencilerin rahatça koşup oynayabileceği genişlikte bahçeler düşünmüştü. Ben eğitim- öğretimden sorumlu şube müdürüydüm ama yapılanlardan haberim vardı.
Sonra ne oldu?
Okulun bahçesini arsa kabul edip önce bir anaokulu yaptılar. Yetmedi, mevcut bina büyüklüğünde 'ek bina' adı altında üç katlı bir bina daha yaptılar. Halbuki o bina Çay Mahallesinin bir genel lise ihtiyacına cevap verebilirdi. Öneriler ve teklifler dikkate alınmadı. Bahçeye bir de halı saha kondurunca öğrencilere sadece tören alanı kadar yer kaldı.
Terme düz ova. Tesis-okul yapmak istediniz de dağa taşa mı rastladınız?
İlçeye bir anaokulu kazandırmak güzel. Fiziki kapasitesi ihtiyaca cevap vermeyen bir liseyi rahatlatmak güzel. Niyet de güzel. Lâkin iyi niyet her zaman isabetli sonuç vermiyor.
Bunlar bir şehrin geleceği ile ilgili konular. İyice tartışıp araştırmadan, uzmanlara danışmadan sabah kalkıp karar verilecek konular değildir. Atalarımız boş yere “Kırk defa ölç, bir defa biç” dememişler. Danışmak, istişare ile iş yapmak Peygamberimiz (SAS)'in sünnetidir.