Zeki ORDU

Tarih: 21.09.2023 14:42

KOCAMAN BİR BELDEDEN KOCAMAN BİR MAHALLEYE

Facebook Twitter Linked-in

 Kastamonu'nun Ağlı ilçesi ile ilgili yazımda ilçenin muhtarları ile telefonda görüşmüş; daha önce ziyaret ettiğim bu ilçe hakkında birtakım daha malumat edinmek için böyle bir yola başvurmuştum. 
Ağlılı muhtarlardan aldığım bilgilerle yazımı daha da renklendirmek istedim. Bu arada bundan sonra yazılacak yazılar için de yol gösterici bir durum meydana gelmiş oldu. 
Bilgi Gazetesi yazarlarından refikimiz Selim Eroğlu; “ Bizim köyün muhtarı ile de görüşeniz ne iyi olur” cümlesi üzerine karar verdim ve isteğini yerine getirmek için kolları sıvadım. Bütün mesele kuvveden fiile geçmek olacaktı.
Nihayet karar verdim ve Kocaman Mahallesi Muhtarı Zeki Uzun'u aradım. Kısa bir girizgâhın ardından konuya girdik. Sohbetin esası Kocaman üzerine olacaktı. 
Öncelikle Zeki Uzun hakkındaki intıbamı açıklamak istiyorum. Ses tonu ve konuşması güven vericiydi. Sanki yıllar önceden tanışıyor gibiydik. Bu güven ile sorularımı sormaya başladım. 
Karşımda; daha önce “belde” iken, yapılan bir kanuni değişiklik ile “mahalle” olarak değiştirilmiş bir yerin muhtarı vardı. Bu durumda ilk sorum belde iken mahalle olmak, yerini ne gibi bir hizmet anlayışına bıraktı diye sordum.
Muhtar Zeki Uzun bu durumun olumlu ve olumsuz yanlarından bahsetti. Özellikle “Grup yollarının” yapılmasında bu değişikliğin isabetli olduğunu çünkü Kocaman Belediyesi bütçesinin buna yeterli olamayacağını söyledi. İlçeden başlayan mahalleye kadar olan yolların Büyük Şehir uhdesinde olduğunu, mahalle içi yollarının da Terme Belediyesine ait olduğu söyledi. Mahallenin bu haliyle yol probleminin hemen hemen ortadan kalktığını söyledi. Ayrıca 15-20 km kadar bir eksiklikleri olduğunu onun da ileride tamamlanabileceğini söyledi.
Zeki Uzun “Şehir içi hizmetler için mahalle olmasının bir faydası olmadığını” söyledi. Şöyle devam etti. “On yıldır merkez aynı. Ne bir yürüyüş yolu ne bir park yapılmadı. Bu durumda mahallenin güzelleşmesi mümkün olmuyor. Eski yönetim sistemi olsaydı bazı işleri tamamlamak mümkündü. İldeki bütün mahalleler bazı isteklerde bulununca hizmetin gelmesi zorlaşıyor. Elbette yerinden yönetimlerin bazı kolaylıkları oluyor. Vatandaşın ihtiyaç ve istekleri bilindiği için ne yapılacağı da bilinmiş oluyor.”
Zeki Uzun biraz soluklanıp devam ediyor: “  Vatandaşların normal zamanlarda su ihtiyacı olmuyor. Ancak yazın hem nüfusun artması, hem de suya daha fazla ihtiyaç duyulması yüzünden yeterli olmuyor. Bu hususta isteklerimizi bildiriyoruz. Salıpazarı Barajı yapıldığında su problemi tamamen ortadan kalkar.”
Daha sonra elektrik konusuna da temas eden Zeki uzun, “ Elektrik konusu yine aynı. Konuyla ilgili isteklerimizi yetkililere duyuruyoruz. Daha fazla yapacağımız şey olmuyor tabii.”
Vatandaşların şahsi değil de umumi isteklerinin yerine getirilmesi yöneticilerin vazifesi olduğu belirten Zeki Uzun, bazı şeylerin istenmeden de yerine gelmesinin esas olduğunu belirtiyor. Yol, su ve elektrik gibi konuların isteğe bakılmaksızın halledilmesi gerektiğini belirtiyor.
Daha sonra bu konudan çıkıyoruz. Köy hakkında başka sorular soruyorum. Bitki örtüsü hakkında şunları söylüyor Zeki uzun: “Köyümüzde ada ada yeşil alanlar mevcut. En çok bulunan ağaçların Meşe (gürgen de deniyormuş) ve akasya olduğunu söylüyor. Onlar kadar olmasa da diğer ağaçlarında varlığından bahsediyor.
Zeki Uzun; “Köyde her çeşit meyvenin az da olsa bulunduğunu; hurma, incir, kiraz, elma, armut ve diğer meyvelerin de bulunduğunu söylüyor. Geçim kaynağının fındık olduğunu açıklıyor. Biz daha “pirinç” kelimesini telaffuz etmeden biraz da iç çekerek “Eskiden yerler daha genişti. Zamanla mirastan dolayı bölününce çeltik üretimi yok denecek kadar azaldı. Hâlbuki suyumuz var ve suyun özelliğinden dolayı pirincimiz de kaliteli oluyordu.  Eski usullere göre çeltik işlemesi biraz külfetliydi. Millet fındığa döndü. Aslında yerler eskisi kadar büyük olsa bu sefer pirinç daha fazla gelir getiren mahsul olacaktı” diye açıklamada bulundu.
Zeki Uzun; mahallesini ve insanlarını çok sevdiğini belirtiyor. Yerimizin darlığından diğer konuşmaları ileriki bir tarihe bırakmak gerekiyor.  Çünkü yerimiz kısıtlı. Ancak köyünüzden çıkan tanınmış kişiler kimlerdi sorusuna ilk verdiği isim ise Selim Eroğlu oluyor. Diğer isimleri daha sonra sayıyor. Artık seli Hoca vaziyete bir el atıp Kocaman'ı tanıtması elzem bir hal alıyor yani. Ben demedi. Muhtar öyle diyor. Atalarımız “Elçiye zeval olmaz” demişler. Biz de elçiyiz şunun şurasında…

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —