B.Rahmi ÖZEN

Tarih: 15.01.2024 16:38

KON, MENİ BU KABA AĞAÇILA

Facebook Twitter Linked-in

         Dede Korkut Kitabı'nda, Salur Kazan'ın oğlu Uruz, ağaca asılmak üzere getirildiği vakit, Kon meni bu kaba ağacıla söyleşeyim der ve başlar ağaçla konuşmaya.
Demek ki insanlar gibi ağaçların da dillerinin olduğunu bilir Uruz. 
Gerçek şudur ki, yeryüzünde ne kadar ağaç varsa o kadar ağaç dili vardır. Dilleri vardır, bizim dile benzemez. Süleyman olup dillerinden anlamak gerekir ağaçların. İnsan dışı varlıkların dilini bilmediği gibi ağacın dilini de bilmez ham insan. Her an gördüğümüz, yanından gelip geçtiğimiz, belki dokunduğumuz, hatta meyvesini kopardığımız ve hatta meyvesini yediğimiz, altında gölgelendiğimiz ağaçlar ne söyler, bilemez. 
   Ancak, varlıkların kabuğunu geçip ruhunu görebilen bilgeler bilir ağaçların dilinden. Ağaçlara ulu bir nazarla bakan, onların iç sesini duyan ve söyleyen şairler de vardır. Önümüze serili, her dem rengârenk sayfaları açık kâinat kitabını tefsir etmek zor değildir o bilgelere. Bir bilgenin ağaçla söyleşmesine şaşmamak gerekir.
“Ağaç ağaç derisem sana arlanma ağaç
Mekke ile Medinenün kapısı ağaç
Musa Kelimün asası ağaç
Büyük büyük suların köprüsü ağaç
Kara kara denizlerin gemisi ağaç
Şah-ı Merdan Ali'nün Düldülünün eyeri ağaç
Zülfîkar'un kınıyılan kabzası ağaç
Eğer erdür, eğer avratdur korhusu ağaç
Başın ala bakar olsam başsuz ağaç
Dibün ala bakar olsam dipsüz ağaç
Meni sana asarlar götürme gil ağaç
Götürecek olunsan yiğitligüm seni tutsun ağaç
Bizim elde gerek idün ağaç
Kara hindu kullanma buyurayıdum
Seni pare pare doğrayalındın ağaç."
Tıpkı insanlar gibi ağaçlar da hisseder ,ağaçlar da duyar.. Aksini düşünmeyin sakın. Ağaçlar da acı çeker, üzülür, neşelenir, mutlu olur tıpkı bizim gibi. Bir kısmı çiçekleriyle, meyvesiyle bir kısmı yüzüyle dışa vurur içindekini. Çoğunlukla yüzleriyle konuşur ağaçlar. Derdini, yalnızlıktan çatlayışını, sevinçten uçacak gibi oluşunu yüzünden okuyabilirsiniz ağaçların. Bundandır ki; kiminin yüzü pütürlüdür, yamru yumrudur; güleçtir kimininki, ışıltılıdır. Ve öykülerini, sevdalarını, aşklarını, üzüntülerini yüzlerinde biriktirir ağaçlar. Her ağacın başında bir öyküsü vardır. Tıpkı her insanın, her yüzün bir öyküsü gibi.
Şurası biline ki; sevginin de, ihanetin de en koyusunu biz insanlardan görmüştür bir ağaçlar. İnsan unutkandır, ağaç asla unutmaz. Yaşadığı her zorlu kış, her taze bahar, her kurak yaz bir çizgi bırakır ağacın yüzünde. Bir yarık, bir oyuk ve çentik, bir balta izi, ne kadar sızlatır bir ağacı. Ve ağaçlar, düşünür, hisseder ve ağlar zarı zarı; tıpkı yanık yürekli analar gibi. Ne güzel söylemiş şair:
"Ağaçlar, çiçekler de/Sever, düşünür, acı çeker
Değişik bir ülke gibi/Gez dinle bahçeyi
             Ağaçlar çiçekler de/ İçini dökmek için
            Öğrenir dillerini/ Açar, göz verir
            Hüzünle yaprak döker/ Sevileri geçti mi..." 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —