Nazmi KILIÇ

Tarih: 01.11.2022 08:37

ÖĞRETMEN HAYAT DEĞİŞTİRİR

Facebook Twitter Linked-in

Yıl 1936 yılında Denizli´nin Acıpayam ilçesinde görevli öğretmenlerin pikniğe gider. Öğretmenler piknik yaparken keçi otlatan bir çocukla karşılaşır. Çocuğu yanlarına davet edip çay ikram ederler ve ismini sorarlar. Çocuk ürkek bir sesle cevap verir: Hüseyin.

Hüseyin’e öğretmenler yanlarındaki gazeteyi verip okumasını isterler. O tarihlerde okuma yazma bilenlerin sayısı çok azdır. Okuma öğrenenlerin diplomaları bizzat valiler tarafından imzalanır. Hüseyin okuma bilmediği için gazeteyi eline almayı kabul etmez. Öğretmenler bu kez yaşını ve neden okula gitmediğini sorar. 12 diye cevap verir ve ekler: 3 yaşında annemi kaybettim, 11 yaşında da babamı. Hüseyin’le sohbet eden öğretmenler, çocuğun çok zeki olduğunun farkına varırlar. Mutlaka okuması gerektiğini tembihlediler.

Hüseyin, öğretmenlerin verdiği destek ve heyecanla Denizli’de parasız yatılı okumaya başlar. Bir süre sonra katıldığı bir matematik yarışmasında Hüseyin’e bir kitap hediye edilir. Hüseyin kitabı bir gecede bitirir. Ertesi gün Fen Bilgisi öğretmenine gider, "Bu kitapta eksiklik var” der. Öğretmen şaşırır. Çünkü Hüseyin’in bahsettiği eksiklik, Görecelilik Teorisi hakkındadır. Söz konusu teorinin önemli bir parçasının kitapta olmadığını fark etmiştir.

Fen öğretmeni konuyu İTÜ´de kendi hocası olan rahmetli fizik profesörü Nusret Kürkçüoğlu’na mektup yazarak iletir. Hocadan şu yanıt gelir: “Hüseyin liseyi bitirince İTÜ Elektrik Mühendisliği´ne gelsin”.  Hüseyin mezun olunca İTÜniversitesi Elektrik Mühendisliği´ne gider. Denizlili öksüz ve yetim çoban Hüseyin, orada da birtakım çalışmalar yapar ve çalışmalarını hocaları anlayamaz. Hocalarından biri, "Bu çalışmalarını bilse bilse Amerika Boston´daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü´nde (MIT) görevli Prof. Dr. Morse bilir´ deyip mektupla ona gönderir. Prof. Morse’dan da şöyle bir cevap gelir: “Hüseyin’in bu yaptığını 5 sene önce bir grup buldu, ama bunu Hüseyin’in tek başına bulması olağanüstü bir şey. Biz Hüseyin’in tüm masraflarını karşılayacağız, Amerika’ya gelsin.”

1952 yılında Hüseyin yüksek elektrik mühendisidir. Anne baba yok. Köyünün insanları son derece fakirdir. Bir gazete kampanya yapar, toplanan parayla Hüseyin Amerika´ya giden gemiye biner. Hüseyin, MIT’te Prof Morse’un karşısına geçer. Morse, Hüseyin’in tez hocası olacak ama Hüseyin’in İngilizcesi de iyi değil. Morse’un dediklerini anlamıyor. Hocasına “Write on the blackboard” der. Prof. Morse da Hüseyin’in tez konusu olacak konuyu tahtaya yazar. Hüseyin de bunu defterine geçirip üniversiteden ayrılır.

MIT’te genelde tez konuları 5 senede, 9 senede bitirilmesine rağmen Hüseyin çalışmasını 3 ay sonra bitirip hocasının karşısına çıkar. Morse birkaç gün sonra tezi inceleyip Hüseyin’i çağırır. “Senin tezin bitti. Ancak burası MIT. Biz burada böyle hemen doktora diploması veremeyiz. Sen git istediğin dersleri al, 2 sene sonra gel” der. Hüseyin 2 sene sonra doktorasını alıp bu kez Princeton Üniversitesi´ne gider. Orada ünlü fizikçi Albert Einstein ile birlikte çalışır.

Birkaç yıl sonra Boston’a geri dönüp icatları destekleyen bir firmada çalışmaya başlar. Burada bilgisayarlar ile konuşmanın onlara talimat vermeye yönelik projeler yürütür. Sesle kumanda edilen bilgisayarı ilk defa 1960’ların başında Hüseyin Yılmaz yapar.1958 yılında, çalışmalarını yakından takip ettiği Albert Einstein’in kendisi kadar ünlü fonksiyon teorisinde eksikler tespit eder.  Bunu mektupla kendisine bildirir,  mektup ulaşmadan Einstein ölür.

Yılmaz, bu hatayı ünlü bir bilim dergisinde yayımlayınca akademik dünyada adeta kıyamet kopar. Bilim dünyası ikiye bölünür ve Einstein’in kuramına karşı Yılmaz kütle çekim kuramı da literatüre girer. 27 Ocak 2013´te ise ABD´de vefat eder. Bugün dünyada çok popüler olarak kullanılan Siri, Google Now, Cortana gibi bütün programlardaki sesli komut sistemin mucidi Prof Dr Hüseyin Yılmaz´dır. Bir öğretmen bütün dünyayı değiştirebilir.

Evet, bir öğretmen dünyayı değiştiriyordu. Bu gerçek hala da geçerliliğini koruyor. Şimdi öğretmenler çok büyük badire ile cebelleşmek durumunda bırakılıyor. Gerekli gereksiz engellerle enerjileri tüketiliyor. Bu ülke için, bu millet için ve bu devlet için diyerek yola çıkanlar lütfen öğretmenleri bu girdaptan kurtarın. Onların derdi öğrenciler, ülkenin geleceğidir. Varsın o dertlerle ve öğrencileriyle cebelleşsinler. Enerjilerini, ülkenin geleceğine şekil veren çocuklarımıza harcasınlar. Bakan değil, gören olun artık. Yok, sınavdı yok ÖMK idi bunları geride bırakarak yeni Hüseyinler keşfetsinler. Bırakın onlar hayat değiştirmeye devam etsinler. Sağlıcakla kalın.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —