Mesleğe başladığımın 2.yılında okulun açılışının bir gün öncesiydi. Ben okul açılış hazırlıklarını tamamlamış, ertesi günü beklemekteydim. Lojmanda çalışırken köye kaymakam bey misafir olarak geldiği haberi geldi. Beni köy odasına davet ettiler. Bu resmi bir ziyarete değildi.
Köy odasına geçtim. Kaymakam beye hoş geldiniz dedim ve kendimi tanıttım. Ancak kaymakam bey kendimi tanıttığım kısmını kaçırdı. Bunu fark ettim ama nasıl olsa tekrardan diyalog olacaktır dedim. Her zaman olduğu gibi yemekler yendi, çayımızı içildi. Kaymakam beyin beni sordu. Köyümüzün öğretmeni deyince hocam kendinizi neden tanıtmadınız diye sitem etti. Ben de sayın kaymakamım ben size köy öğretmeni Nazmi KILIÇ diye söyledim fakat sizin dikkatinizden kaçmış olmalı dedim. Yanımda bulunanlar da beni tasdik edince kaymakam bey güldü ve haydi hocam o zaman şu okulumuzu bir görelim dedi. Ben de elbette memnuniyetle deyip okula geçtik.
Okul bahçesinin genişliği dikkatini çekti ve sordu. Okulumuzun henüz yeni olduğunu, önce yapılan okulların evlerin arasında kaldığını, bizim bahçenin geniş yapıldığını ve tapusu da öyle kesildi deyince “ İşte ileriyi görmek böyle bir şey” dedi. Okula girdiğimizde kaymakam bey çok şaşırdı. Bir etrafına bakıyor bir bana bakıyor, gözlüğünü çıkarıp bakıyor, takıp bırakıyor. Kaymakam bey ne diyeceğini bilemedi VE BANA “ Hocam buraya nereden geldiniz?” dedi. Ben de geçtiğimiz aralık ayında ilk atama ile geldiğimi, okulun ilk öğretmeni olduğumu, o zamandan bu güne kadar okulumuz bu hale geldi dedim. Ayrılırken mutlaka ilçeye geldiğinde yanına uğramamı bir ihtiyaç olursa bilgi vermemi istedi.
Ertesi yıl sene başı toplantı sonunda bana kaymakamlığın takdim ettiği takdir belgesini sundular. Bu belge bir öğretmene verilen ilk belgeymiş. Arkadaşlarım tebrik ettiler. Bunu nasıl aldığımı da merak ettiler. Elbette bu belge için çalışmadık. Tesadüfen kaymakam bey görmeseydi bu belgede olmayacaktı. Ama bu beni ve arkadaşlarımı o kadar mutlu etti ki artık bizde dur durak yoktu. Ayrılıncaya kadar gayretimiz kesilmedi. Allaha şükür halada kesilmiş değil.
Diyeceğim o ki o yıllar seksenli yıllardı. Şimdilerde durum farklılaştı. Geçtiğimiz 2021yılın ödül listesi yayınlandı. Ülke basınında gündem oluştu. “Öğretmenler Unutuldu” başlıkları haklı olarak basında yerini buldu. 2020 yılının ödülleri genelde idarecilere verilmişti. Bu yıl biraz insafa gelmişler. Bu oran yüzde altmış beşlere düşmüş. Bu ödüllerden aslan payını müdür ve müdür yardımcıları almışlar.
Zaman o kadar değişmiş ki bunun neden böyle olduğunu sorguladığında öyle kaçamak cevaplar veriliyor ki insan hem gülüyor ve hem de üzülüyor. Basit bir takdir belgesinin bende ve o ilçede çalışan meslektaşlarımı nasıl motive ettiğini, aynı gayreti onların da orada bulunduğumuz sürece göstermeye çalıştığımızı yaşayan ben bu duruma nasıl üzülmem. İster istemez arkadaşlar soruyor. Bu ödüllerin kıstası nedir, neye göre verilir. Çalışmaysa çalışma, projeyse proje. Projesi uluslar arası uygunluğu tescillenen öğretmen neden ödüllendirilmezde atamada ihtiyacı var diyerek bir idareci neden ödüllendirilir. Kanunen ve hukuken düşünüldüğünde elbette kimse kabullenemez. Burada mızrak artık çuvala sığmıyor. İlçemizde bu ödülleri alanların sendika dağılımına baktığımızda insan bu kadar da olmaz demekten kendini alamıyor. Devletin teveccühü ödül al gülüm ver gülüm haline dönüşmüş.
Öğretmenler unutulmamalı. Evet, öğretmenler sınıfa girince her şeyi unutur. Ödül içinde çalışmaz. Kanunların kendine tanıdığı hakların hakkıyla kullanılmadığını görünce de gönül koyar, sesini yükseltir. Mademki geleceğin Türkiye sini öğretmenler inşa edecek diyorsak öğretmenler unutulmamalı. Kendi yaşantımdan bir örnek verdim. Bir takdir belgesi bir ilçenin köy öğretmenlerine ilham verdi. Moral verdi ve uzun yıllar o jenerasyon konuşuldu. Ben öğretmenlerimizin ödüllerinin yetişen öğrencileridir diyerek kendilerinin ödüllerin en güzeline layık olduğunu belirtiyor, saygılar sunuyorum. Sağlıcakla kalın.