Selim EROĞLU

Tarih: 04.05.2023 09:25

“ÖLÜMÜ BEKLEYEN BİR EMEKLİ...”

Facebook Twitter Linked-in

 Cümlenin tamamı “ölümü bekleyen bir emekli olmak istemiyorum” şeklinde. Bana ait değil. Meslek büyüğümüz, büyük kalem erbabı Rahmi Özen Abimiz’e ait.
Bu sözü kendisinden ilk duyduğumda çok etkilenmiş çok da düşünmüştüm. Ne demek istedi acaba?
Rahmi Abi, tanıdığım en faal emeklilerden. Çalışma ve üretme temposuna bakılırsa kendisine emekli denemez. Onun emekliliği sadece bir mevzuattan, bir resmiyetten ibaret.
Yaşı yetmişi aşmış olmasına rağmen bir on sekizlik delikanlı gibi zinde ve dinçtir. Çalışmaya ve bir şeyler üretmeye devam eder. Sürekli bir koşuşturma içerisindedir. Her gün sabah namazından kuşluk vaktine kadar okumaya, araştırmaya, incelemeye ve yazmaya devam ettiğini bizzat kendisi ifade etmişti. Öyle olmasa kırkın üzerinde ebedi eser nasıl meydana gelebilirdi?
Rahmi Abi, en son istiklal marşının yazılışını konu alan belgesel nitelikte “Bülbül’ün Feryadı”nı kaleme almıştı. Kitabı kendisinden temin edip okumuş, öğrencilerimin ekserisine okutmuştum. Sıra gelmişti konferans vermeye. Aynı konuda konferans vermek üzere Rahmi Abi’yi okulumuza davet ettim. Konferans için her şey hazırdı. Rahmi Abi, bir arkadaşıyla beraber okulumuza teşrif etti. Kendisini Müdür Bey’in odasında ağırladık. Samimi bir ortamda güzel ve edebi bir sohbet gerçekleştirdik. Yaş haddinden resmi emekliliğine az bir zaman kalan müdürümüz, Rahmi Abi’y le ilk kez karşılaşmış, kendisiyle ilk kez sohbet ediyordu. Sohbet derinleştikçe ortak yönlerinin çok olduğu ortaya çıktı. İkisinin de eğitimci olmanın ötesinde edebiyatçı ve yazardılar. Bu minval üzere sohbet derinleştikçe derinleşti ve doyumsuz bir hal aldı. Ben zaman zaman söze dâhil olmakla beraber daha ziyade dinlemede kalmayı tercih ettim. Ne demişler: Sofrada elini, âlimin yanında dilini tutacaksın. Ben de öyle yaptım.
Muhtemeldir ki Rahmi Abi çoğu eserini resmi emeklilikten sonra vermiştir. Öyle ki, daha fazla edebi çalışma yapabilmek, daha fazla kitap yazabilmek için günü gelince hemen emekli olmuş.
Müdür Bey: “Bu kadar eseri emeklilik hayatında nasıl yazdınız, zor olmadı mı” şeklinde bir soru yöneltti.
Yılların kalem erbabı Rahmi Abi, tebessüm ederek, kendine mahsus şu manidar cevabı verdi:
“Ölümü bekleyen bir emekli olmak istemedim”
Ne manidar bir cevap…
Emekliliği gelmiş bir fani olarak bu cevap beni de kapsıyor. Ölüm beklenmez, ölüm beklenirse çabuk gelir. Ölümü beklemek insanı çabuk kocatır. Hayat her yaşta güzeldir. Dünya ve ahiret dengesini kurduktan sonra yaşamak daima güzeldir. Hiç ölmeyecekmiş gibi, bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalıştıktan sonra gerisi laf ü güzel.
İnsanın bu hayatta bir mesleği bir de meşgalesi olmalı. Meşgalesi olmayanı mesleği kurtarmaz. Meşgale hayattan tat almanın yoludur. Meşgaleye, günümüzde bazen uğraş çoğu kere de hobi diyorlar. Meşgalesi olmayanın şeytanı çok olur. Şeytanı çok olan, hep şeytani şeyler düşünür. Atalarımız, avare insanın kucağında yedi şeytan birden oturur, demişler. Elhak doğrudur.
Bizim meşgalelerimiz, emekli olduktan sonra izbe köşelerde pineklemek olmamalı.
Rahmi Abi, beni derin düşüncelere sevk etti. Söz veriyorum, bir gün emekli olursam ben de ölümü bekleyen bir emekli olmayacağım. Ölüm gelip çatıncaya kadar çalışmaya, üretmeye, yani salih amel işlemeye edeceğim.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —