Rümeysa 6–7 yaşlarında küçücük bir kız çocuğu. Bir gün yaşadıkları beldede yanlarına bir zat geliyor “falan gün falan saate seher la beraber yola çıkılacaktır” diyor. Rümeysa anne ve babasına nereye gideceklerini soruyor. Annesi de Beytullaha gideceğiz, Allahın evidir Beytullah. Onu ziyarete gideceğiz. Rümeysa “hani her zaman ismini andığınız, hep Allah dediğiniz, o çok sevdiğiniz, hep yatıp kalkarken ismini söylediğiniz Allah’ı mı görmeye gideceksiniz”. Annesi; “Rümeysam Allah görünmez. Ama onun evini ziyaret edeceğiz”.
Rümeysa “o zaman o evde yaşıyordur bende gitmek istiyorum, bende görmek istiyorum” diyor. Annesi, hayır yol uzaktır seni götüremeyiz. Ama Allah her tarafta yalnız orda değildir. Günler günleri kovalıyor, Rümeysa düşünüyor taşınıyor bende gidebilirim ama beni göndermek istemiyorlar, ne yapabilirim diye ve planını yapıyor.
Geceleyin kapı çalınıyor, kervancı başı filan saatte yola çıkılacak diyor. Rümeysa “Anne ve babacığım giderken beni büyük annemin yanına götürecektiniz ya şimdi götürün. Siz giderken arkanızdan çok ağlarım”. Anne ve babası Rümeysayı haklı buluyorlar, büyük annesini yanına götürüyorlar. Rümeysa büyükannesinin uyumasını bekliyor, büyükannesi uyduktan sonra yatağından kalkıp, yanına biraz su, biraz ekmek alıp doğruca kervanların bulunduğu yere gidiyor. Orda çökmüş olan develerden birin sepetini kapağını açıp biniyor ve geri kapatıyor. Sabahleyin seherle beraber yola çıkıyorlar.
Bir süre sonra Beytullaha geliyorlar kervanlar duruyor, insanlar yavaş Beytullaha yaklaşıyor. Saklanan Rümeysa kapağı açarak dışarı çıkıyor. Ordaki kervancı başına “Amca Beytullaha nerden gidebilirim?”. Kervancı başı sen kimsin diyor. Rümeysa “beni bırak, Beytullaha gitmek istiyorum Allahın evi neresi” diyor. Şu karşıda gördüğün siyah örtülü yer var ya işte orası. “Amca Allah orada mı?” diyor. Adam “yavrum Allah her yerde, ama Beytullah orası”.
Daha sonra Rümeysa “Allah’ım bende Seni görmeye geliyorum” diye bağırarak Beytullaha koşuyor. Öyle bir muhabbetle bağırıyor ki Allahu tealayı görmek istercesine, o anda etrafındaki insanlar görüyorlar. Rümeysayı görüp tanıyanlar oluyor. O arada annesi de görüyor, “kızım ne oluyor sana, nerden nasıl geldin” derken, Rümeysa “anne Allahın yanına gidiyorum, Allah’ı görmeye gidiyorum”. Öyle bir muhabbetle ağlayarak gidiyor ki. Beytullahın önüne geliyor Rümeysa Beytullahta bakıyor ve eliyle işaret ederek “Allah” diyerek düşüyor. Lebbeyk Allahumme lebbeyk sesleri arşı titretiyor. Annesi ve babası Rümeysa nın üzerine kapanıyorlar. “Yavrum kınalı kuzum, ne oldu sana”. Rümeysa eliyle Beytullahı gösteriyor:”Anne bak Allah”. Rümeysa orada ruhunu teslim ediyor. Annesi ağlayarak “yavrum kınalı kuzum, niye geldin buraya bak seni kaybettik”. O anda lebbeyk Allahumme lebbeyk sesi arşı çınlatıyor. Herkesin duyabileceği bir ses “Sizler Beytullahı görmeye geldiniz o ise Allah’ı görmeye geldi. Onun hatırına hepinizin haccı kabul olundu, çünkü diyor siz Allah’ı görmeseniz de Allah sizi görüyor ya”. İşte Beytullah giderken Rümeysa gibi gitmek lazım... Rümeysa gibi aşkla yanarak gitmek lazım... Rümeysa gibi içten, samimi olmak lazım… İçten ve samimi istekler yüce makamda kabul görüyor. Allah cümlemizi duaları yüce makamda kabul edilenlerden eylesin.