Bu bir siyasi yazı değildir.
Herkesin bildiği şeyleri tekrarlayarak siyasi değerlendirme yapacak değilim. Bir sandık kurulu üyesi olarak gözlemlerimi ve tespitlerimi sizlerle paylaşacağım. Bir nevi tarihe not düşmek istiyorum.
Bu zamana, kadar yapılan seçimlerde sayısız görevlerde bulundum. Seçimler arasında mukayese yapacak kadar tecrübeye sahip olduğumu söyleyebilirim.
Sandık başkanı ve memur üyesi, seçim kurullarınca kura ile belirlenmiş. Benim bahtıma da memur üyelik çıktı. Daha önceki seçimlerde sandık başkanlığı görevi çıkmışlığı da vardı.
İlk önce sandık kurulu üyeleri olarak üç gün öncesinden kursa tabi tutulduk. Yapacağımız görevler hakkında yetkililerce ziyadesiyle bilgilendirildik. Seçim günü, görevli olduğumuz okulda ve sandıkta, saat 7’de hazır bulunduk. Saat sekize kadar sandığı oy kullanmaya hazır hale getirdik. Sandıkta memur üyelerinin dışında siyasi partilerce görevlendirilmiş yetkililer vardı. Kendileriyle tanıştık. Huzur ve güven içerisinde sağlıklı bir seçim olması temennisinde bulunduk. Yönetmenlik gereği tarafsızca görev yapacağımıza dair seslice hepimiz teker teker yemin ettik. Oy verme işlemi saat 8’de başladı. Seçmenler gelmeye başladılar. Oy verme işlemi saat 5’e kadar aralıksız sürdü. Sandık Kurulu üyeleri olarak uyumlu bir birliktelik oluşturduk. Aramızda en ufak bir tatsızlık olmadı. Zaman zaman dostane sohbetlerimiz oldu.
Sandığımıza kayıtlı 365 seçmen vardı. 310 seçmen oy kullandı ve oy kullandığına dair imzasını attı. 55 seçmen oy kullanmaya gelmedi. Gelmeyenlerin niye gelmedikleri hususunda tahminlerimin ötesinde bir bilgiye sahip değilim. Katılım oldukça yüksekti. Yüzde doksan civarında seçime katılım vardı. Bu da demokrasimiz açısından önemli bir gösterge.
Her yaştan, her kategoriden, her özellikten seçmen profili vardı. Yaşlılara, engellilere, hamilelere öncelik tanıdık. Zorluk çıkaran seçmen olmadı. Bir şey dikkatimi çekti, her seçmen oyunu kendi kullandı. Şunu demek istiyorum, başkasının yardımına ihtiyaç duyacak seçmen görmedik. Her seçmen bizzat imzasını attı. İmza yerine parmak basan olmadı. Ne kadar sevindirici, artık her seçmen okur-yazardı. Geldiğimiz seviye açısından memnuniyet verici bir durum. Daha önceki seçimlerde nadir de olsa parmak basan oluyordu.
Bazı seçmenler çok hassas. Oy pusulalarının ve zarfın her tarafını inceliyorlar. Demek ki derslerine iyi çalışmışlar.
Oyların sayım işi bizim sandıkta akşam saat 8’e kadar sürdü. Seçim torbasını bağladığımızda karanlık kısmıştı.
Parti müşahitleri çok heyecanlıydılar ve sonraları an be an takip ettiler. Bizimle beraber çetele tuttular. Denilebilir ki her bir oyun en az on müşahidi vardı. Yanlış olma veya yanlış yapma ihtimali neredeyse hiç yoktu.
Sadece 6 geçersiz oy çıktı. Bu da halkımızın oy verme ve demokrasiye sahip çıkma hususunda bilinç düzeyinin tekâmül ettiğini gösteriyor.
Birkaç önerim olacak. Çok sayıda evrak var. Bundan sonraki seçimlerde evrak sayısının azaltılmasının yoluna bakmak lazım. Yani sadeleşmeye gidilmeli. Mühür için kullandığımız mürekkep çok dağılıyor. Bazı oy pusulalarının geçersiz olmasına bile yol açabiliyor. Kendinden mürekkepli tercih mührü gibi bir mühür uygulamasına geçilmeli.
Tahta sandıkların yerini şeffaf sandıklar aldı. Atılan zarfların görülmesi herkesi mutlu ediyor.
Oy kullanma kabinlerinin günümüze yakışmadığını düşünüyorum. Bunun yerine portatif ya da kurulumu kolay kabin uygulamasına geçilmesinin daha iyi olacağına düşünüyorum. Tasarımcılar, girişimciler bu işe kafa yormalı. İşi kolaylaştırmalıyız, zorlaştırmamalıyız. Bu notlar ışığında seçimlerin, demokrasimiz, insanımız ve memleketimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.