Selim EROĞLU

Tarih: 11.05.2023 08:08

SON AHİ HELİM DAYI DA DÜNYAYA VEDA ETTİ

Facebook Twitter Linked-in

Vicdanen müsterihim, Helim Dayı için sağlığında Bilgi Pınarı’nda bir yazı kaleme almıştım. Bu, kendisi hakkında yazdığım ikinci yazı olacak. Her faniye nasip olmaz; biri sağlığında, biri vefatında.

Kendisi için “Son Ahi” tabirini kullanmıştım. Tam oturdu ve çok tuttu. Ondan sonra “Son Ahi” diye anılır oldu.

İşte Son Ahi Helim Dayı doksanına merdiven dayamışken geçen cuma, dünya sürgününü noktaladı; ebedi istirahatine çekildi.

Köyümüzün en istikrarlı esnafıydı. Babasından devraldığı bakkallığı son nefesine kadar devam ettirdi ve oğluna devretti. Bakkal geldi bakkal gitti. Hiçbir zaman market, süpermarket olmadı. İstese âlâsını olurdu, olmak istemedi. Onun hedefi çok para kazanmak değil, helal para kazanmaktı. Helal kazanılan bir kuruşun, haram kazanılan on kuruştan daha büyük olduğuna inanırdı.

Ticarette hırsı ihtirası hiç olmadı. O, kanaat ekonomisine inanmıştı. Kapitalizmin çarkları arasında ezilmedi, kapitalizmin acımasızlığına yenilmedi. Doğru bildiği istikametten şaşmadı. Ticaret, bilen için ibadettir. Doğru tâcirler, kıyamette Peygamberle birlikte haşrolunacaklar inancına sahipti.

Gönül insanıydı. Müşteri, onun için para kaynağı değil, velinimetti. Bir liralık alış-veriş yapanla bin liralık alış-veriş yapanın hiçbir farkı yoktu. İlerlemiş yaşına rağmen bir sakız almak için gelen çocuğun ihtiyacını görmek, gönlünü yapmak için Hacı Baki’nin veya Çaycı Yusuf’un çay ocağından kalkar giderdi. Hiç erinmez, hiç üşenmezdi. Yüzünü ekşittiğine, kaşlarını çattığına ben rastlamadım.

Bakkal’ı sadece bir ticarethane değil, aynı zamanda bir sohbet meclisiydi. Her türlü, siyasî, ailevî, dinî sohbetler yapılır, hararetli tartışmalar olur, o yine de sakin kalmasını becerirdi. Sinirleri alınmış bir hâli vardı. İsmi gibi halim-selim bir mizaca sahipti.

Bildim bileli beş vakit namazını, camide cemaatle kılardı. Müşteri ne kadar yoğun olursa olsun, o işini bırakır, cemaate adeta koşarak giderdi. Önceliği para kazanmak değil, Allah’ın rızasını kazanmaktı. Niyet hayır olunca akıbet de hayır olur.

Çoluk çocuğunu baş-göz ettiğine, iyi birer evlat olarak yetiştirdiğine, hac farizasını yerine getirdiğine bakılırsa para da kazandığına hükmedilebilir. Asıl zenginlik de bu değil mi? İşte hayırla yâd ediliyor. O camide sadece namaz kılmaz, yeri gelir, müezzinlik, yeri gelir imamlık yapardı.

Ticarî sırlara çok dikkat ederdi. Hiçbir müşterisinin aleyhinde konuşmaz, dedikodusunu yapmazdı. “Şunun bana borcu var, vermedi” dediğine şahit olmadım. İnsan, bu kadar mı ketum olur?

Kavgayla, nizayla, işi olmazdı. Helim Dayı kavga etmiş diye tarih yazmaz.

Ömr ü hayatında bir müşteriye sert çıkmış. O da kasten şekere, pirinç katmış da ondan. Yine müşterilerini düşünmüş.

Ahi, nefsine hâkim olur. Allah’ın emirlerine uyar, yasaklarından sakınır. İyi kalpli, yardımsever ve cömert olur. Misafirperver olur. Kimsenin aleyhinde konuşmaz. Hak ve adaletten yana olur. Güçlünün değil haklının yanında olur.

İşte Helim Dayı, yukarıda saydığım ahilik ilkelerini nefsinde cem etmiş ve hayatı boyunca uygulamış birisiydi. Bu yüzden kendisine “Son Ahi” demiştim.

Onlar toplumun temel taşıdır, çimentosudur. Toplumun huzuru ve barışıdır. Helim Dayı, son ahi olsun istemem. O da son olmak istemezdi. Toplumun huzur ve refahı için ahilik devam etsin, ahiler son bulmasın. Buna ihtiyacımız var.

Umarım, Son Ahi Helim Dayı’dan gerekli dersi çıkarırız. Helim Dayı’ya Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —