- Taşköprü’ye dâhil 5 Seyahat Günlükleri XIV-
Bu ilçede yani Taşköprü’de kendimize verdiğimiz zaman dolmak üzere. Kısa bir süre sonra buradan da ayrılıp seyahatimize kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ancak son bir defa şehrin gezilebilecek yerlerini adımlamak istiyorum. Daha sonra; taştan yapılmış köprüsü başta olmak üzere, şehri biraz daha gezip, gözden akan yaşlarla birlikte başka yerlere doğru yelken açacağız.
Yaklaşık beş sene önce geldiğim, konakladığım ve yeterince kalamadığım bu şehirden ayrılmak üzereyim. Konakladığım Öğretmenevinde ayrılma hazırlıkları yapıyordum. Elbette ilk iş olarak odanın anahtarını teslim etmem gerekiyordu. Kurum Müdürü Ramazan Gülseven, görev icabı başka yerdeydi ve ben Müdür Yardımcısı Ercan Demir Bey’e anahtarı teslim etmeye gittim.
Ercan Bey’e uğramışken ona birkaç soru sordum. Daha önce bu şehre geldiğimde Taşköprü Anadolu Lisesi’ne uğradığımı o zamanki Okul Müdürü olan Engin Tunçel Bey’le tekrar görüşmek istediğimi söyledim. Ancak, Engin Hocanın idari görevini bırakıp öğretmenliğe dönmüş olduğunu öğrendim. Aslında üzüldüm. Çünkü beş sene aradan sonra aynı şehirde aynı kişi ile buluşma fırsatım ortadan kalkmıştı.
Sohbet esnasında Samsun’un Terme ilçesinde okul müdürlüğü yapan Mehmet Türkan Bey ile Ercan Demir’in tanıştığını öğrendim. Biraz da mazi konu oldu sohbete. Sonra hatıra fotoğrafı ve alınıp verilen telefon numaralarının ardında kurumu terk ettim.
Daha kapıdan çıkar çıkmaz taştan yapılmış köprünün üzerinde buldum kendimi. Son bir defa daha seyrettim Gökırmak’ın akışını. Sanki o da biliyordu gideceğimi. Biraz mahzun gibiydi. Asıl mahzun olan bendim ama belli etmemeye çalıştım. Sonra ayaklarım Taşköprü Anadolu Lisesine doğru çekti beni. Her ihtimale karşı yolda öğrenci olduğunu tahmin ettiğim birine sordum okulu. Bana “Şu taraflarda galiba” cevabı verince yeni neslin her yerde aynı olduğunu düşündüm bir an.
Taşköprü Anadolu Lisesi karşımda görününce biraz heyecanlandım. Okulun merdivenlerini ağır adımlarla çıktım ve ilk gördüğüm öğrenciye müdür odasını sordum. Öğrenci niyetimi anlamış olmalı ki “Müdür Bey okulda yok şu odada Müdür Yardımcısı var” dedi. Ve ben doğru gösterilen odaya yöneldim.
Makamında oturan genç bir idareci beni bekliyor gibiydi. Kendisi Edebiyat öğretmenliği ve aynı zamanda Müdür Yardımcılığı vazifesi yapıyormuş. Önce tanıştık. İsmi Ahmet Günbal idi. Kısa bir sohbet ettik. Çünkü görevi başındaydı. Ahmet Günbel Hocanın edebiyatçı olması sohbeti daha da samimi hale soktu. Konuşma esnasında kendisinden de faydalandığımı burada ifade etmeliyim.
Kısa bir süre sonra beş sene önce geldiğim bu okulun merdivenlerinden inecektim az sonra. Kapıdan çıkan bir öğrenciye okulun tabelası altında bir fotoğrafımı çekmesi için telefonumu uzattım. Delikanlı telefonu alır almaz markasını modeliyle birlikte söylenerek indi merdivenlerden. Ve aynı yerde bir fotoğraf çektirmek daha nasip oldu.
Yine tarifi mümkün olmayan bir hüzünle uzaklaştım oradan. Hangi mahalleler olduğunu bilmeden dolaştım Taşköprü sokaklarında. Zaten çok özel isimleri vardı bu şehrin mahallerinin. Ağcıkişi Mahallesi, Bahçelievler Mahallesi, Camikebir Mahallesi, Ethem Mahallesi, Gizlice Mahallesi, Gökırmak Mahallesi, Harmancık Mahalesi, Karasait Mahallesi, Musalla Mahallesi, Pulcular Mahallesi, Sümer Mahallesi, Tabakhane Mahallesi, Tekke Mahallesi ve Üstatlar mahallesi…
Bütün bu mahallelerin Taşköprü’nün geçmişinden bir şeyler temsil ediyor. Yerimizin darlığından bunlara ayrı ayrı girmeyeceğim. Ancak, Taşköprü incelendiğinde görülecek ki bu mahalleler bir ahde vefa misali ve şehrin kültürel hafızası olduğunu anlayacaksınız. Bu isimleri verenleri tebrik ediyorum.
Ve en son olarak Taşköprü semalarına bakıyor, otomobilime biniyorum. Ardımda bıraktığım taştan yapılmış köprüyü, Gökırmak’ı, Engin Tunçel’i, Ramazan Gülseven’i, Ercan demir’i, Adnan Günbel’i, Bana bir hayli katkıları olan Lütfi Erkut Gültekin’i ve ismini bilmediğim ve görüştüğüm güzel insanları hatırlıyorum. İstikameti Kastamonu Merkez olarak belirleyip yola koyuluyorum. Bundan sonra nelerle, kimlerle karşılaşacağımı bilmeden yalnız başıma yolculuğuma devam ediyorum. Hoşça kal Taşköprü. Kısmetse yine görüşürüz inşallah.